Bana yardım edecek arkadaşım yok.I have no friends to help me.
Bana bu salonu gösteren bir çocukla karşılaştım.I met a boy, who showed me the way to this hall.
Bana gülünmesini sevmiyorum.I don't want to be laughed at.
Kobe banliyölerinde yaşamak istiyorum.I'd like to live in the suburbs of Kobe.
Herkesin önünde bana gülünmesine katlanamam.I can't stand being laughed at in public.
Büyükbabam tarafından bana Robert adı verildi.I was named Robert by my grandfather.
Sokakta birinin bana seslendiğini duydum.I heard someone on the street calling me.
Bana günlük ödeniyor.I'm paid by the day.
Ben onun bir yalan söylediğinden şüpheleniyordum, ancak bana sürpriz olmadı.I suspected that he was telling a lie, but that didn't surprise me.
Bana yardım etmesi için ona güveniyordum.I was banking on him to help me.
Onun bana yardım etmesini bekliyorum.I expect him to help me.
Ondan bana biraz ödünç para vermesini rica ettim.I asked him to lend me some money.
Onun bana dokunmasını istemiyorum.I don't want him to touch me.
Bana yardım edip etmeyeceğini ona sordum.I asked him if he would help me.
Ona bana yardım etmesini rica ettim.I asked him to help me.
Bana yardım ettiği için ona teşekkür ettim.I thanked him for helping me.
Bana bir kitap verdiği için ona teşekkür ettim.I thanked him for lending me a book.
O bana hiç inanmıyor.He doesn't believe me at all.
Onun konuşması bana göre mantıksızdı.His speech made no sense to me.
Ben onu onun bana yapmamı söylediği şekilde yaptım.I did it the way he told me to.
Onun ulaştığını bana bildiren bir mektup aldım.I received a letter informing me of his arrival.
Onların bankaya girdiğini gördüm.I saw them enter the bank.
O bana birkaç kitap verdi.She gave me several books.
Bana ne dediğini düşünüyordum.I was thinking about what she had said to me.
Bana bir çocuk gibi davranmasına itiraz ettim.I objected to her treating me like a child.
Bana gerçeği söylemesini istedim ama o başını salladı.I told her to tell me the truth, but she shook her head.
Babamın bana verdiği bu saatten memnunum.I am pleased with this watch my father gave me.
Babam bana bir oyun verdi.My father gave me a game.
Bana babam tarafından bir bilgisayar oyunu verildi.I was given a computer game by my father.
Bana babamın servetinden küçük bir pay verildi.I was given a minor share of my father's wealth.
Ben banyoda kendimi ısıttım.I warmed myself in the bath.
Banyo yaptım ve sonra bir bardak bira içtim.I took a bath and then had a glass of beer.
Bir pençesi bandajlı bir köpek gördüm.I saw a dog with one paw bandaged.
Ben her zaman sabah bir banyo alırım.I always take a bath in the morning.
Her gün banyo yaparım.I have a bath every day.
Her gece yatmadan önce sıcak bir banyo yapmaktan hoşlanırım.I like to take a hot bath every night before bed.
Adımı imzalamam için bana baskı yapıldı.I was forced to sign my name.
Arkadaşlarımı bana yardım ettirdim.I got my friends to help me.
O bana saat altıya kadar işi bitirmem gerektiğini söyledi.He told me that I must finish the work by six.
Lütfen bana çevreyi göster.Please show me around.
Lütfen bana Joe deyin.Please call me Joe.
Onlar masraflar bana ait olmak üzere çok eğlendiler.They had great fun at my expense.
Bana oyun oynamaya çalışmanızın faydası yok.It is no use trying to play a trick on me.
Bana Bob diyebilirsin.You can call me Bob.
Lütfen bana bak.Please look at me.
Bana bak.Look at me.
Bana bir çocuk gibi davranma.Don't treat me like a child.
Lütfen bana yardım etmek için odama gel.Please come to my room to help me.
Lütfen bana yardımcı olun.Please help me.
Bana yardım ettiğiniz için çok naziksiniz.It is very kind of you to help me.
Bana yardımcı olur musun?Will you help me?
Bana yardım ederken bir risk aldı.He took a risk when he helped me.
Bana yardım edecek kimsem yok.I have no one to help me.
Bana yardım edecek birçok arkadaşım var.I have a lot of friends to help me.
Bana yardım etmek için yaptığı teklifi reddetmek niyetindeyim.I intend to decline his offer to help me.
Bana gülme.Don't laugh at me.
Ona ya bana uğramasını ya da beni aramasını söyle.Tell him either to call on me or to ring me up.
Bana dik dik bakan kız öfkeliydi.The girl staring back at me was angry.
Üniversitemiz Tokyo banliyölerindedir.Our university is in the suburbs of Tokyo.
Biz banliyölerde yaşıyoruz.We live in the suburbs.