Tom dün bir sürü balık yakaladı.Tom caught a lot of fish yesterday.
Tom büyük bir balık yakaladı.Tom caught a big fish.
Tom balık gibi yüzebilir.Tom can swim like a fish.
Tom balonu patlattı.Tom blew up the balloon.
Bu Tom'un yakaladığı balıklardan biri.This is one of the fish that Tom caught.
Tom Mary'nin kimle baloya gitmeyi planladığını bilmiyor.Tom doesn't know who Mary is planning to go to the prom with.
Tom lise balosunda Mary ve sadece diğer üç kız ile dans etti.Tom danced with Mary and only three other girls at the high school prom.
Tom ve Mary birlikte balık tutmaya gitti.Tom and Mary went fishing together.
Mary Tom'un baldızı.Mary is Tom's sister-in-law.
Balık yüzmeden olmaz.Fish gotta swim.
Tom'un yemeyi sevdiği tek balık somondur.The only fish Tom likes to eat is salmon.
Tom kancayı balığın ağzından çıkardı.Tom took the hook out of the fish's mouth.
Tom balina eti yemeği asla denemediğini söylüyor.Tom says he has never tried eating whale meat.
Tom Mary'nin baloyla kimle gitmeyi planladığını bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know who Mary is planning on going to the prom with.
Tom yatak odasındaki akvaryumda yüzen tropik balıklara bakarak oturdu.Tom sat staring at the tropical fish swimming around in the aquarium in his bedroom.
Tom balinalarla ilgili çok sayıda dergi makalesi yazdı.Tom has written many magazine articles on whales.
Tom herhangi bir tür çiğ balığı sevmez.Tom doesn't like any kind of raw fish.
Tom balıkçılık ile ilgili ilk şeyi bilmiyor.Tom doesn't know the first thing about fishing.
Tom balıkçılık hakkında bir şey bilmiyor.Tom doesn't know a thing about fishing.
Tom balık yemez.Tom doesn't eat fish.
Tom bütün hayatını köpek balıklarını araştırmaya adadı.Tom devoted his whole life to studying sharks.
Tom sekiz yaşından önce bir balık gibi yüzebiliyordu.Tom could swim like a fish before he turned eight.
Tom balo için kime ricada bulunması gerektiğine karar veremiyor.Tom can't decide who he should ask to the prom.
Tom ve Mary, balayıları için Hawaii'yi seçtiler.Tom and Mary chose Hawaii for their honeymoon.
Balla sirkeyle yakaladığından daha çok sinek yakalarsın.You catch more flies with honey than you do with vinegar.
Son kez balık tutmaya gittiğinde bir şey yakaladın mı?Did you catch anything the last time you went fishing?
İki kırmızı balığım var.I have two red fish.
Balık yüzebilir.The fish can swim.
Pirinç pilavı bir balık yemeği ile güzeldir.Rice is nice with a dish of fish.
Sabahları, tostuma bal koymayı severim.In the morning, I like to put honey on my toast.
Erkeksiz bir kadın, bisikletsiz bir balık gibidir.A woman without a man is like a fish without a bicycle.
Kırmızı şarap, geleneksel olarak balıkla servis edilmez.Red wine is not traditionally served with fish.
O gölde bir sürü balık var.There are a lot of fish in that lake.
Aile, balkonda kahvaltı ediyor.The family eats breakfast on the balcony.
Aile, balkonda kahvaltı yiyor.The family is eating breakfast on the balcony.
Semtimde bir balık avı marketi var.There's a bait shop in my neighborhood.
Yunus balığı bir memeli türüdür.A dolphin is a mammal species.
O bir balık gibi yüzer.He swims like a fish.
Balonları uçurduktan sonra odayı süpürebilir misin?After you blow up those balloons, could you sweep the room?
Bir köpek balığı tarafından saldırıya uğradı.He was attacked by a shark.
O bir balık gibi yüzebilir.He can swim like a fish.
Çocukken sık sık babamla birlikte balığa gittim.As a child I often went fishing with my father.
Yunanlar da çok balık yerler.Greeks also eat a lot of fish.
Büyük Balkabağı'na inanıyor musun?Do you believe in the Great Pumpkin?
Ben dün nehire gidip balık avladım.Yesterday I went and fished by the river.
Yazın Bali'ye gittim.I went to Bali in the summer.
Balık ve kırmızı şarap birlikte iyi gitmez.Fish and red wine don't go well together.
Sen ne yedin? Balık mı yoksa et mi?What did you eat? Fish or meat?
Bir ispermeçet balinası, en büyük dişli balinadır.A sperm whale is the biggest toothed whale.
Evde kalmayı balık tutmaya tercih ederim.I'd rather stay home than go fishing.
Balık tutmaya gitmektense evde kalmayı tercih ederim.I'd rather stay at home than go fishing.
Denizde bir sürü balık var.There are a lot of fish in the sea.
Ne et ne de balık istiyorum.I want neither meat nor fish.
Hasta olana balın acı bir tadı vardır.To he who is sick, honey has a bitter taste.
O yaşlı adam büyük bir balık yakaladı.That old man caught a large fish.
Kendimi bir beluga balinası gibi hissediyorum!I feel like a beluga whale!
Kendimi bir beyaz balina gibi hissediyorum!I feel like a white whale!
Bu çorbanın balık gibi tadı var.This soup tastes like fish.
Ben her zaman çayıma bir kaşık dolusu bal eklerim.I always add a spoonful of honey to my tea.
Balmumu epilasyon yöntemlerinden biridir.Waxing is one method of hair removal.