Onun arkasında bir çoban, resmin sağ alt köşesinde ise bir balıkçı vardır.Links hinter ihm steht eine Frau und rechts dahinter ein Bauer.
Bektaşiliğin ikinci piri Balım Sultan'dan el aldı.Für die 2. Staffel wurde Check my soul von azusa verwendet.
Hemen hemen sadece balıkla beslenir.Es werden fast ausschließlich Meeresfische gefressen.
Genç yılan balıkları zeminde yaşayan omurgasızları yerler.Aus den Fischeiern schlüpfen Jungfische, die an der Wasseroberfläche in Schwärmen nach Nahrung suchen.
Marmaris ilçesi çam balı ile ünlüdür.Martanesh ist berühmt für seine rote Ziegenart.
İstediği zaman devasa bir balık (balina) biçimine girebilir.Er kann sich, nach Belieben, in einen Wolf verwandeln.
Balıkçılar için zengin bir avlanma noktasıdır.Dies ist ein wahres Paradies für Fischer.
Nehirlerde de bol balık bulunur.Auch etliche Vögel findet man am Fluss.
Bazen içine et ya da balık ilave edilir.Nur gelegentlich kam auch Fleisch oder Fisch dazu.
Kambur balinaların beslenme işi yaz boyunca gerçekleşir.Die Fortpflanzungszeit der Bienenläuse liegt im Sommer.
Balıkçıya kimse inanmamış.Doch ihm glaubt keiner.
Çayda balıkçılık yapılmaz.Das Fischen ist im See nicht gestattet.
Merlin balıkları levreksigillerdendir.Kulinarisch zählen sie zu den Meeresfrüchten.
Adalardaki ana geçim kaynakları tarım (çoğunlukla üzümcülük ve zeytincilik), balıkçılık ve turizmdir.Haupterwerbszweige der Stadt sind Fischfang (hauptsächlich Sardinen und Seeaal) und der Fremdenverkehr.
Ak pelikanlar asıl olarak balık ile beslenir.Gangesgaviale ernähren sich vorwiegend von Fisch.
Dört gözlü balıkların gözleri ikiye bölünmüştür.Die acht Augen sind in zwei übereinander liegenden Querreihen angeordnet.
Uçaklara olduğu kadar, taktik balistik füzelere karşı da kullanılabilmektedir.Außerdem waren dem TAC die taktischen ballistischen Raketen unterstellt.
Koi: Koi bir Koi Balığıdır.Die Lodde ist ein Schwarmfisch.
Bundan başka yine Balıkesir'de camiye ek imaret, medrese yaptırmıştır.Glücklicherweise erscheint wieder die Blaue Fee, die den Fischen aufträgt, ihn zu retten.
Balinalar iletişim için de sesleri kullanırlar.Auch mechanisch wird die Seide zur Kommunikation eingesetzt.
Gökmusa, Balıkesir ilinin Balya ilçesine bağlı bir mahalledir.Der Gott El, verkörpert durch den Oberpriester (rab kehenim), sitzt betrunken im marzihu.
Yakın dönemde balıkçılık da gelişmeye başlamıştır.Bereits frühzeitig wurde deshalb begonnen, Fischereiteiche anzuspannen.
Serdar Bali: Eski futbolcu.August Mau: Ballspiel.
Güneş, ay, yıldızlar, melekler, insanlar, kuşlar, balıklar, ışık ve karanlık hep iyidir.Diese sind die Sonne, der Mond, die Sterne, der Himmel, die Erde und der Ozean.
Ayrıca birinci derece cıvaya maruz kalınan besin maddesi, metilcıva içeren balık etidir.Eine weitere Art ist der vom Menschen eingeführte Koboldkärpfling, eine höchst invasive Fischart.
Balık pişirmeyi biliyor musunuz?Savez-vous cuisiner le poisson ?
Lütfen, balık ve eti dondurunuz.Surgelez le poisson et la viande, s'il vous plaît.
Bana balık pişirdi.Elle m'a cuisiné du poisson.
Eğer yarın balık tutmaya gitmezsen, ben de gitmem.Si tu ne vas pas pêcher demain, je n'irai pas non plus.
Baba balık tutmaya gitti.Père est allé à la pêche.
Balık istiyorum.J'aimerais du poisson.
Birtakım balıkçılar adada yaşıyordu.L'île était habitée par un peuple de pêcheurs.
Balık kavağa çıkınca!Quand les poules auront des dents !
Yavrularını besleyen ve koruyan kuşların aksine balıklar yumurtalarını terkeder.Contrairement aux oiseaux, qui nourrissent et protègent leurs petits, les poissons abandonnent leurs œufs.
Bu balık zehirli değildir.Ce poisson n'est pas vénéneux.
Eğer meşgul değilsen, neden benimle hafta sonunda balığa gelmiyorsun?Si tu n'es pas occupé, pourquoi ne viendrais-tu pas pécher avec moi en fin de semaine ?
Bir köpek balığı tarafından saldırıya uğradı.Il fut attaqué par un requin.
Balıklar uyur mu?Les poissons dorment-ils ?
O, deneyimli bir balıkçıdır.C'est un pêcheur expérimenté.
Bu balıklar yüksek basınç ve ışık varlığında yaşamaya alışkındırlar.Ces poissons sont habitués aux hautes pressions et à la présence de lumière.
Denizde bir sürü balık var.Il y a beaucoup de poissons dans la mer.
Oltayla balık avlıyorum.Je pêche avec un hameçon.
Balıktan nefret ederim.Je déteste le poisson.
Katil balinalar gerçekten insanlara saldırabilir mi?Est-ce que les épaulards peuvent vraiment s'attaquer à l'homme ?
Dün, akşam yemeğinde balık yedik.Hier soir, nous avons mangé du poisson au dîner.
Gerçekten balığı severim.J'aime vraiment le poisson.
Hepimiz balıktan evrildik.Nous avons tous évolué à partir du poisson.
Bir balık temiz suyu sever.Un poisson aime l'eau propre.
Bu balık yenmez.Ce poisson ne se mange pas.
Bu balık tatlı suda yaşar.Ce poisson vit en eau douce.
Doktor, Bennett'i TARDIS'te bırakarak Balıkçı Kral'la yüzleşmeye gider.Le Docteur renvoie Bennett dans le TARDIS afin de se confronter seul au Roi pêcheur.
Jones, 5 Mayıs 1948'de bir balıkçı olan William F. Smith ile evlenir.Jones épousa un pêcheur blanc, William F. Smith, le 5 mai 1948.
En iyi arkadaşı Augustus Barnard, bir balina gemisi kaptanının oğludur.Son meilleur ami, Auguste Barnard, est d'ailleurs le fils d'un capitaine de baleiniers.
Birkaç dakika sonra beş büyük yılan balığımız vardı.En un rien de temps nous eûmes cinq grandes anguilles.
Battalgazi, F. (1944): Türkiye'de yeni ve az tanınmış balıklar.Battalgazi, 1944 : Poissons nouveaux et peu connus de la Turquie.
Balığı yakalayan balıkçılar, Sambara'nın mutfağına gönderir.Celui-ci est pris par un pêcheur et envoyé à la cuisine de Sambara.
Arthur Gordon Pym, balıkçı limanı ve balina avcılığı ile ünlü Nantucket Adası'nda doğmuştur.Arthur Gordon Pym est né sur l'île de Nantucket, fameuse pour son port de chasse à la baleine.
Onun en sevdiği hobileri avcılık ve balıkçılıktı.Ses passe-temps favoris étaient la pêche et la chasse.
Balık eti ise özellikle kıyı bölgelerinde kullanılmaktadır.On mange aussi du poisson, surtout en régions côtières.
Piscem natara doces Balığa yüzme öğretiyorsunuz.Tu apprends au poisson à nager.