Sonuç olarak bakteriler, antibiyotiklerin öldürdükleridir.자, 박테리아는 백신으로 없앨 수 있습니다.
Sonuç olarak bakteriler, antibiyotiklerin öldürdükleridir.Per questo i batteri sono quello che gli antibiotici uccidono.
Sonuç olarak bakteriler, antibiyotiklerin öldürdükleridir.Sinulla on läjä niitä ja niissä on paljon vaihtelua.
Sonuç olarak bakteriler, antibiyotiklerin öldürdükleridir.Tyto bakterie mohou být zničeny antibiotiky.
Sonuç olarak bakteriler, antibiyotiklerin öldürdükleridir.Так вот, именно бактерии убивают антибиотиками.
Sonuç olarak bakteriler, antibiyotiklerin öldürdükleridir.והם משחררים רעלנים שגורמים לכם לחלות ומה לא, אז אנטיביוטיקה זה מה שהורג את החידקים האלה.
Sonuç olarak bakteriler, antibiyotiklerin öldürdükleridir.لذا فالمضادات الحيوية هي ما يقتل البكتريا
Şu anda bunu, bakterilerin durmasını engellemek için hastanedeki yüzeylere uyguluyorlar.이 패턴을 병원의 벽면에 적용함으로써 세균번식을 저해하는 데에 활용하고 있답니다.
Şu anda bunu, bakterilerin durmasını engellemek için hastanedeki yüzeylere uyguluyorlar.שעכשיו שמה את זה על משטחים בבתי חולים כדי למנוע מהבקטריות להידבק אליהם.
Şu anda bunu, bakterilerin durmasını engellemek için hastanedeki yüzeylere uyguluyorlar.تضع على هذا النمط على أسطح المستشفيات لتمنع البكتريا من التكاثر .
Şu anda bunu, bakterilerin durmasını engellemek için hastanedeki yüzeylere uyguluyorlar.細菌がつかないようにしています その方が、今や多くの細菌が耐性を持つようになっている抗菌剤や
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.Acum ne-am dat seama că bacteriile pot vorbi unele cu altele.
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.Así que ahora lo que entendemos es que todas las bacterias pueden hablar entre sí.
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.Čiže teraz vieme, že všetky baktérie vedia navzájom komunikovať.
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.Donc maintenant nous savons que toutes les bactéries peuvent se parler entre elles.
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.Jadi sekarang kami mengerti bahwa semua bakteri dapat berbicara satu sama lain.
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.모든 박테리아가 대화할 수 있다는 거죠.
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.Nun wissen wir, dass alle Bakterien miteinander sprechen können.
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.Por isso agora compreendemos que todas as bactérias falam entre elas.
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.Så vad vi nu förstått är att alla bakterier talar med varandra.
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.Takže teď už chápeme, že všechny bakterie spolu mluví.
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.Tudjuk immár, hogy a baktériumok beszélgetnek egymással.
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.Vì vậy giờ đây chúng ta hiểu rằng tất cả vi khuẩn đều có thể nói chuyện với nhau.
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.Wat we nu dus weten is dat alle bacteriën met elkaar kunnen spreken.
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.Więc teraz już wiemy, że wszystkie bakterie komunikują się.
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.Zdaj je torej jasno, da imajo vse bakterije možnost sporazumevanja.
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.Έτσι τώρα κατανοούμε ότι όλα τα βακτήρια συνομιλούν μεταξύ τους.
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.Зараз ми розуміємо, що бактерії можуть спілкуватися одна з одною.
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.Итак, теперь мы знаем, что бактерии умеют общаться друг с другом.
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.Това, което научихме е, че всички бактерии разговарят помежду си.
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.כלומר, כל החיידקים יכולים לשוחח זה עם זה.
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.وبالتالي ادركنا الان أن باستطاعة البكتيريا التواصل مع بعضها
Şunu anlıyoruz ki, bütün bakteriler birbiriyle konuşabiliyor.化学物質を言葉にし、その言葉を認識し
Tekrar etmek gerekirse, bu yöntemi bakteriler icat etti.다시 말씀 드리지만, 우리는 박테리아가 이것을 창안했다고 생각합니다.
Tekrar etmek gerekirse, bu yöntemi bakteriler icat etti.Menimo, da so tak način iznašle bakterije.
Tekrar etmek gerekirse, bu yöntemi bakteriler icat etti.אנו חושבים שהחיידקים המציאו זאת,
Tekrar etmek gerekirse, bu yöntemi bakteriler icat etti.مرة أخرى، نعتقد ان البكتيريا هي التي قامت بابتكارها
Tekrar etmek gerekirse, bu yöntemi bakteriler icat etti.人間はそれにちょっと手を加えただけのことで
Üçüncüsü bakterilerle, bizim olan sonuncu öbek de, mantar miselyumuyla aşılanmış bir öbekti.1つはキノコの菌を植えました 菌糸体は石油を吸収します
Üçüncüsü bakterilerle, bizim olan sonuncu öbek de, mantar miselyumuyla aşılanmış bir öbekti.또 하나는 박테리아균으로 처리됐고, 마지막 더미가 바로 버섯 균사체로 처리된 것이었습니다.
Üçüncüsü bakterilerle, bizim olan sonuncu öbek de, mantar miselyumuyla aşılanmış bir öbekti.ערימה אחת טופלה בחיידקים, ואל הערימה שלנו החדרנו תפטיר של פטריות.
Üçüncüsü bakterilerle, bizim olan sonuncu öbek de, mantar miselyumuyla aşılanmış bir öbekti.واحدة عولجت بالبكتيريا و كومتنا لقحناها بميسليوم الفطر
Ultra filtreleme oluklu lif membranı bakterilerin ve diğer mikroskobik kirliliklerin giderilmesini garantiler.Membran serat berongga ultrafiltrasi menjamin penghilangan bakteri dan ketakmurnian mikroskopis lainnya.
Ultra filtreleme oluklu lif membranı bakterilerin ve diğer mikroskobik kirliliklerin giderilmesini garantiler.Мембрана ультрафильтрации с системой полых волокон уничтожает бактерии и прочие микроскопические примеси.
Ultra filtreleme oluklu lif membranı bakterilerin ve diğer mikroskobik kirliliklerin giderilmesini garantiler.غشاء الترشيح الفائق الليفي الأجوف يضمن القضاء على البكتيريا وغيرها من الشوائب بالغة الدقة.
Var olduklarını bilmeliydik çünkü bunlar çıplak gözle görülebilen tek bakterilerdir.Avremmo dovuto sapere che esisteva perché questo è l'unico batterio visibile ad occhio nudo.
Var olduklarını bilmeliydik çünkü bunlar çıplak gözle görülebilen tek bakterilerdir.Deberíamos haber sabido que existía ya que es la única bacteria que se puede ver a simple vista.
Var olduklarını bilmeliydik çünkü bunlar çıplak gözle görülebilen tek bakterilerdir.우리는 이것이 존재하고 있었다는 것을 알았어야 했습니다 왜냐하면 이것이 여러분이 맨눈으로 볼 수 있는 유일한 박테리아이기 때문이에요.
Var olduklarını bilmeliydik çünkü bunlar çıplak gözle görülebilen tek bakterilerdir.On aurait dû savoir que ça existait parce que c'est la seule bactérie que vous pouvez voir à l'œil nu.
Var olduklarını bilmeliydik çünkü bunlar çıplak gözle görülebilen tek bakterilerdir.Powinniśmy byli to wiedzieć, bo to jedyna bakteria widoczna gołym okiem.
Var olduklarını bilmeliydik çünkü bunlar çıplak gözle görülebilen tek bakterilerdir.Trebuia să ştim că există pentru că asta e singura bacterie care poate fi văzută cu ochiul liber.
Var olduklarını bilmeliydik çünkü bunlar çıplak gözle görülebilen tek bakterilerdir.We hadden moeten weten dat dit bestond want dit is de enige bacterie die je kunt zien met het blote oog.
Var olduklarını bilmeliydik çünkü bunlar çıplak gözle görülebilen tek bakterilerdir.Θα έπρεπε να ξέρουμε ότι υπήρχε, επειδή αυτό είναι το μόνο βακτήριο που μπορούμε να δούμε με γυμνό μάτι.
Var olduklarını bilmeliydik çünkü bunlar çıplak gözle görülebilen tek bakterilerdir.Трябваше да знаем, че съществува, защото това е единствената бактерия, която може да се види с просто око.
Var olduklarını bilmeliydik çünkü bunlar çıplak gözle görülebilen tek bakterilerdir.היינו צריכים לדעת שזה קיים מכיוון שזוהי הבקטריה היחידה שניתן לראות בעין גלויה.
Var olduklarını bilmeliydik çünkü bunlar çıplak gözle görülebilen tek bakterilerdir.ينبغي أن نكون قد عرفنا بوجوده. لأن هذه هي البكتيريا الوحيدة التي تستطيع أن تراها بالعين المجردة.
Var olduklarını bilmeliydik çünkü bunlar çıplak gözle görülebilen tek bakterilerdir.目に見える唯一の細菌ですから この生命は0.75 mmの大きさで ナミビア沖の海溝に住んでいます
Ve bakteriler, bu alanın etrafında tür vardı ve bakteri yakın alamadım.A bekterie, tam powstała taka pusta przestrzeń wokół grzyba, bakterie nie mogły rosnąć bliżej.
Ve bakteriler, bu alanın etrafında tür vardı ve bakteri yakın alamadım.En er zat een soort ruimte rondom die schimmel.. ..waar de bacteriën niet verder konden groeien.
Ve bakteriler, bu alanın etrafında tür vardı ve bakteri yakın alamadım.Y las bacterias, no hubo clase de este espacio a su alrededor, y las bacterias no podían acercarse a ella.