baktılar ile cümle

baktılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Caterpillar ve Alice sessizlik içinde bir süre birbirlerine baktılar: sonThe Caterpillar and Alice looked at each other for some time in silence: at last the
Batı'da insanlar yaratıcılığa gerçekten çok uzun bir süre böyle baktılar.(Laughter) And this is how people thought about creativity in the West for a really long time.
Başka bir ifadeyle, insanlar bunlara baktılar ve farklılıklarını gördüler.In other words, people looked at them and they saw the differences.
Ve insanlar bunun gibi kalıplara baktılar.And people looked at patterns like this.
Durdular, durdular birbirlerine baktılar. Hakkaten ya, yök galiba dediler.They paused, looked at each other and said, "Oh, we see, we suppose they don't."
Bana baktılar ve ihalenin onlara kalmaması için arka tarafa kaçtılar.And they took one look and ran out the back to draw short straws.
Bu işi yaparken Annem ve babam baktılar veWhile I was doing that work, my mom and my dad, they were looking at it and they said,
Eski gazeteciler bu fıskiyeye baktılar ve "Bu pis bir endüstri" dediler.Early journalists looked at these spills, and they said, "This is a filthy industry."
Kendi yerel nüfuslarına baktılar.They looked at their local population.
Dışına baktılar... ...ve sonra da içinde olanı değiştirdiler.They looked outside, and then they changed what was on the inside.
Yaşlı insanlar gülen yüzlere baktılar. Somurtan yüzlerden uzak durdular.Older people look toward the smiling faces and away from the frowning, angry faces.
Birbirlerine baktılar ve verdiğim cevabın doğru olduğunu onaylarcasına gülümsediler.And they looked at each other and smiled,
Öğrenciler birden çevrelerine baktılar, ama bu kez yanlarında İsadan başka kimseyi göremediler.Suddenly looking around, they saw no one with them any more, except Jesus only.
Öğrenciler, kimden söz ettiğini merak ederek birbirlerine baktılar.The disciples looked at one another, perplexed about whom he spoke.
Petrusla Yuhanna ona dikkatle baktılar. Sonra Petrus, ‹‹Bize bak›› dedi.Peter, fastening his eyes on him, with John, said, "Look at us."
(Musa), asasını attı, bir de (baktılar ki) o apaçık bir ejderha!So (Moses) cast his staff, and lo, it turned into a living serpent.
(O da fırlatıverince) bir de baktılar ki, o bütün uydurduklarını derleyip-toparlayıp yutuyor.And lo, it forthwith swallowed up their lying invention.
Bir de baktılar ki bu, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.And lo, it forthwith swallowed up their lying invention.
Hanley ve Shah[6] artikülatör baskılama adı altında alakasız ses efektinin rolüne baktılar.Hanley and Shah[6] looked at the role of irrelevant sound effect under articulatory suppression.
Birbirlerine dik dik baktılar.Sie starrten einander an.
Arkalarına dönüp baktılar ki hurda Mercedes onarılmış.Tous attendent, fébriles, lorsque surgit une Mercedes qui les éblouit.
Tom ve Mary birbirlerinin gözlerinin içine baktılar.Tom y Mary se miraron a los ojos.
İçeriye dikkatle baktılar.Cuidadosamente miraron hacia adentro.
Tom ve Mary birbirlerine baktılar ve ayağa kalktılar.Tom y Mary se miraron y se pusieron de pie.
Arkalarına dönüp baktılar ki hurda Mercedes onarılmış.Luego de que se descubre esto, es echado por Mercedes.
Arkalarına dönüp baktılar ki hurda Mercedes onarılmış.Em seguida, inverteu-o e mergulhou-o na base que também continha mercúrio.
Führerbunker karmaşık halde iken, kadınlar da Goebbels'in çocuklarına baktılar.Tijdens hun verblijf in het complex zorgden ze ook voor de kinderen van Joseph Goebbels.
Fakat baktılar ki Cumhuriyet idaresi Kürtlere daha ağır baskılar getirdi.Również władze księstwa przeciwne były wzmacnianiu pozycji inkwizytorów.
Arkalarına dönüp baktılar ki hurda Mercedes onarılmış.Denna leverans försenades och då valdes de begagnade Mercedesdieslarna.
Konuyla ilgili uzmanlar, taslağa şüpheyle baktılar ve birçok eksikliği olduğunu düşündüler.O tom ale vyšetřovatelé pochybovali a uvažovali o vadné výhybce.
Bize "Zavallı yaratık." dercesine baktılar.S-au uitat la noi ca și cum ar spune 'Sărmanii!'.
İkizler bebeğe baktılar.Az ikerek gondoskodtak a babáról.
Kızlar birbirlerine baktılar.Τα κορίτσια κοιτούσαν η μια την άλλη.
Köylüler, yabancıya düşman gözüyle baktılar.村人は、そのよそ者を自分たちの敵とみなした。
Konuyla ilgili uzmanlar, taslağa şüpheyle baktılar ve birçok eksikliği olduğunu düşündüler.Neil katseisikutel oli vähe enesekindlust ning nad olid väga kahtlevad.
Adamlar oradan ayrılırken Sodoma doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu.Azután felkelvén onnan azok a férfiak, Sodoma felé tartanak vala. Ábrahám is velök méne, hogy elkisérje õket.
Adamlar oradan ayrılırken Sodoma doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu.Bărbaţii aceia s'au sculat să plece, şi s-au uitat înspre Sodoma. Avraam a plecat cu ei, să -i petreacă.
Adamlar oradan ayrılırken Sodoma doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu.Các đấng đều đứng dậy mà đi, ngó về phía, Sô-đôm. Áp-ra-ham cũng theo để tiễn bước các đấng.
Adamlar oradan ayrılırken Sodoma doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu.Các đấng đều đứng_dậy mà đi , ngó về phía , Sô-đôm . Áp - ra-ham cũng theo để tiễn bước các đấng .
Adamlar oradan ayrılırken Sodoma doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu.그 사람들이 거기서 일어나서 소돔으로 향하고 아브라함은 그들을 전송하러 함께 나가니라
Adamlar oradan ayrılırken Sodoma doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu.Los hombres se levantaron de allí y miraron hacia Sodoma. Abraham iba con ellos para despedirlos
Adamlar oradan ayrılırken Sodoma doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu.Nato so možje vstali odondod ter so gledali proti Sodomi; Abraham pa je šel ž njimi, da bi jih spremil.
Adamlar oradan ayrılırken Sodoma doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu.Potem wstali stamtąd mężowie oni, i obrócili się ku Sodomie; a Abraham szedł z nimi wyprowadzając je.
Adamlar oradan ayrılırken Sodoma doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu.Potom vstali mužovia odtiaľ a obrátili svoju tvár k Sodome. A Abrahám išiel s nimi, aby ich odprevadil.
Adamlar oradan ayrılırken Sodoma doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu.Så brød Mændene op derfra hen ad Sodoma til, og Abraham gik med for at følge dem på Vej.
Adamlar oradan ayrılırken Sodoma doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu.Tedy vstavše odtud muži ti, obrátili se k Sodomě; Abraham pak šel s nimi, aby je provodil.
Adamlar oradan ayrılırken Sodoma doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu.И встали те мужи и оттуда отправились к Содому; Авраам же пошел с ними, проводить их.
Adamlar oradan ayrılırken Sodoma doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu.Като станаха от там, мъжете се обърнаха към Содом; и Авраам отиде с тях, за да ги изпрати.
Adamlar oradan ayrılırken Sodoma doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu.ויקמו משם האנשים וישקפו על פני סדם ואברהם הלך עמם לשלחם׃
Adamlar oradan ayrılırken Sodoma doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu.ثم قام الرجال من هناك وتطلعوا نحو سدوم. وكان ابراهيم ماشيا معهم ليشيعهم.
Adamlar oradan ayrılırken Sodoma doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu.三 人 就 從 那 裡 起 行 、 向 所 多 瑪 觀 看 、 亞 伯 拉 罕 也 與 他 們 同 行 、 要 送 他 們 一 程
Adamlar oradan ayrılırken Sodoma doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu.三 人 就 從那裡 起行 、 向 所 多瑪觀 看 、 亞伯拉罕 也 與 他 們 同行 、 要 送 他 們 一程
Ama her insan hayatına aynı değeri biçmediler. Hayır, kişilerin ne kadar kazandıklarına baktılar.Но не оцениха всеки живот еднакво, а според доходите им, разбираш ли?
Annem ve babam baktılar ve제 부모님께서 바라보시다가 말씀하셨습니다.
Annem ve babam baktılar veאימי ואבי הביטו עליה ושאלו
Annem ve babam baktılar veأمي و أبي, كانا ينظران إليه قائلين,
Annem ve babam baktılar veそれを見てこう言ったんです 「どうしていつもネガティブな 物を扱うんだ?」って
Balili işciler bu planları gördüklerinde onlara baktılar ve dediler ki "Bu nedir?"Als die balinesischen Arbeiter die langen Pläne sahen, schauten sie einander an und sagten: Was ist das?
Balili işciler bu planları gördüklerinde onlara baktılar ve dediler ki "Bu nedir?"발리 노동자들이 엄청나게 긴 계획서를 보면서 "이게 뭐죠?"라고 한 것이었죠.
Balili işciler bu planları gördüklerinde onlara baktılar ve dediler ki "Bu nedir?"כשהעובדים הבאלנים ניסרו ערמות ארוכות של פלטות. הם הסתכלו עליהם ואמרו "מה זה?"
İlgili Sayfalar