baktık ile cümle
baktık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Ve böylece, konuşmamı şunları söyleyerek bitireceğim şimdiye kadar 20 şizofreni hastasına baktık.20人の統合失調症患者についてお話しましょう 全体像が見えるまでには数百の症例を見る必要があると思っていました
Ve böylece, konuşmamı şunları söyleyerek bitireceğim şimdiye kadar 20 şizofreni hastasına baktık.A na závěr vám ještě řeknu, že jsme studovali 20 lidí se schizofrenií.
Ve böylece, konuşmamı şunları söyleyerek bitireceğim şimdiye kadar 20 şizofreni hastasına baktık.E infine, concluderò dicendo che abbiamo esaminato 20 persone malate di schizofrenia.
Ve böylece, konuşmamı şunları söyleyerek bitireceğim şimdiye kadar 20 şizofreni hastasına baktık.I kończąc chce powiedzieć że przebadaliśmy 20 ludzi cierpiących na schizofremię.
Ve böylece, konuşmamı şunları söyleyerek bitireceğim şimdiye kadar 20 şizofreni hastasına baktık.Îmi voi termina prezentarea spunând că ne-am uitat la 20 de oameni cu schizofrenie.
Ve böylece, konuşmamı şunları söyleyerek bitireceğim şimdiye kadar 20 şizofreni hastasına baktık.Jadi saya simpulkan dengan menyatakan kami sudah meneliti 20 orang penderita schizophrenia.
Ve böylece, konuşmamı şunları söyleyerek bitireceğim şimdiye kadar 20 şizofreni hastasına baktık.Je vais conclure en disant que nous avons observé 20 personnes souffrant de schizophrénie.
Ve böylece, konuşmamı şunları söyleyerek bitireceğim şimdiye kadar 20 şizofreni hastasına baktık.Như vậy, tôi sẽ kết thúc bằng việc nói rằng chúng tôi đã quan sát 20 người mắc bệnh tâm thần phân liệt.
Ve böylece, konuşmamı şunları söyleyerek bitireceğim şimdiye kadar 20 şizofreni hastasına baktık.Så, jeg vil slutte med at sige at vi har kigget på 20 mennesker med skizofreni.
Ve böylece, konuşmamı şunları söyleyerek bitireceğim şimdiye kadar 20 şizofreni hastasına baktık.Tot besluit wil ik nog zeggen, we hebben naar 20 mensen met schizofrenie gekeken.
Ve böylece, konuşmamı şunları söyleyerek bitireceğim şimdiye kadar 20 şizofreni hastasına baktık.Und so schließe ich ab, indem ich noch erzähle, dass wir uns 20 Leute mit Schizophrenie angeschaut haben.
Ve böylece, konuşmamı şunları söyleyerek bitireceğim şimdiye kadar 20 şizofreni hastasına baktık.Végül pedig arról beszélnék, hogy megvizsgáltunk 20 skizofréniás személyt.
Ve böylece, konuşmamı şunları söyleyerek bitireceğim şimdiye kadar 20 şizofreni hastasına baktık.Vou concluir dizendo que nós analisámos 20 pessoas com esquizofrenia.
Ve böylece, konuşmamı şunları söyleyerek bitireceğim şimdiye kadar 20 şizofreni hastasına baktık.Y entonces, concluiré diciendo que hemos visto a 20 personas con esquizofrenia.
Ve böylece, konuşmamı şunları söyleyerek bitireceğim şimdiye kadar 20 şizofreni hastasına baktık.Κι έτσι θα κλείσω λέγοντας έχουμε κοιτάξει 20 ανθρώπους με σχιζοφρένεια.
Ve böylece, konuşmamı şunları söyleyerek bitireceğim şimdiye kadar 20 şizofreni hastasına baktık.И така, аз ще завърша като кажа, че изследвахме 20 човека с шизофрения.
Ve böylece, konuşmamı şunları söyleyerek bitireceğim şimdiye kadar 20 şizofreni hastasına baktık.Итак, я завершу, сказав, что мы изучили 20 случаев шизофрении.
Ve böylece, konuşmamı şunları söyleyerek bitireceğim şimdiye kadar 20 şizofreni hastasına baktık.ולסיום הבטנו בעשרים חולי סכיזופרניה.
Ve böylece, konuşmamı şunları söyleyerek bitireceğim şimdiye kadar 20 şizofreni hastasına baktık.إذاً، سأختم بقول: أننا قد فحصنا 20 شخصاً مصابون بالفصام.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.A keď sa pozriem na tento typ mostov, nemôžem si pomôcť, ale cítim, ako by sa tá krásna vec zlomila.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.Guardando questo tipo di ponti ho sempre come la sensazione che si stia rompendo qualcosa di bello.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.Khi chúng tôi nhìn mấy cây cầu này không thể nào không liên tưởng như thể nó đang bị gẫy.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.우리는 그런 종류의 교각을 검토하고 있었어요. 그리고 그 느낌은 부러진 형태이긴 했지만 아름다웠죠.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.Nato smo opazovali take mostove in nisem si mogel kaj, a všeč mi je bilo, da se je zlomilo.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.Toen bekeken we dit soort bruggen en in onze ogen was het een mooi ding, dat gebroken werd.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.Y cuando miramos este tipo de puentes no podemos dejar de sentir que es algo hermoso que se ha quebrado.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.И после гледахме тези видове мостове и не можехме да спрем да чувстваме, че беше нещо хубаво, което е счупено.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.Після цього дивлячись на схожі мости ми вже не могли позбутися відчуття що їх краса була зламана.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.ואז הסתכלנו על הגשרים מהסוג ההוא ולא יכלנו שלא להרגיש שזה דבר יפהפה שהתקלקל.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.و بعد ذلك نظرنا في هذه الأنواع من الجسور ولم تمنعنا من الشعور انه شيء جميل ينكسر.
Ve bu çeşit köprülere baktık ve kırılan bir şeyin güzel bir şey olduğunu hissetmekten kendimiz alamadık.素晴らしい形だったものが 壊されたように感じて仕方がありませんでした これはロンドンのパディントンにある橋ですが
Ve bu nesnelerde olağandışı bir şey olup olmadığını anlamak için tayflarına baktık.E dopo abbiamo studiato le linee dello spettro per vedere se ci fosse qualcosa di strano in questi corpi
Ve bu nesnelerde olağandışı bir şey olup olmadığını anlamak için tayflarına baktık.Et plus tard, nous avons étudié les raies pour voir si il y avait quelque chose de louche.
Ve bu nesnelerde olağandışı bir şey olup olmadığını anlamak için tayflarına baktık.나중에 우리는 그 물체가 무엇이 다른지 스펙트럼 라인을 조사해 봤습니다.
Ve bu nesnelerde olağandışı bir şey olup olmadığını anlamak için tayflarına baktık.Later gingen we de spectraallijnen onderzoeken om te zien er iets vreemds is met deze dingen aan de hand is.
Ve bu nesnelerde olağandışı bir şey olup olmadığını anlamak için tayflarına baktık.Potem zaczęliśmy badać widmo, żeby zobaczyć, czy jest tam coś dziwnego.
Ve bu nesnelerde olağandışı bir şey olup olmadığını anlamak için tayflarına baktık.Şi mai târziu am studiat liniile spectrale pentru a vedea dacă este ceva ciudat cu aceste obiecte.
Ve bu nesnelerde olağandışı bir şey olup olmadığını anlamak için tayflarına baktık.Später untersuchten wir die Spektralsterne, um zu sehen, ob irgendetwas seltsam ist an diesen Objekten.
Ve bu nesnelerde olağandışı bir şey olup olmadığını anlamak için tayflarına baktık.Y, a continuación, estudiamos las estrellas espectrales para ver si había algo extraño con esos objetos.
Ve bu nesnelerde olağandışı bir şey olup olmadığını anlamak için tayflarına baktık.А по-късно продължихме с проучване на спектралните линии, за да видим дали има нещо странно в тези обекти.
Ve bu nesnelerde olağandışı bir şey olup olmadığını anlamak için tayflarına baktık.А потом мы стали изучать спектральные линии, чтобы найти в них что-то необычное.
Ve bu nesnelerde olağandışı bir şey olup olmadığını anlamak için tayflarına baktık.מאוחר יותר חקרנו את קוי הספקטרום כדי לראות אם יש משהו מוזר בגופים הללו.
Ve bu nesnelerde olağandışı bir şey olup olmadığını anlamak için tayflarına baktık.ثم لاحقًا قمنا بدراسة خطوطه الطيفية لنرى ان كان هنالك شيء غريب في هذه الأجسام.
Ve bu nesnelerde olağandışı bir şey olup olmadığını anlamak için tayflarına baktık.その物体になにか変わったことはないか見てみました すべて正常でした
Ve dolaşmaya başladık, tüm araba firmalarına baktık.Așa că am început să ne uităm la toate companiile auto.
Ve dolaşmaya başladık, tüm araba firmalarına baktık.De modo que salimos a buscar compañías.
Ve dolaşmaya başladık, tüm araba firmalarına baktık.Dus trokken we erop uit en we keken naar alle autoproducenten.
Ve dolaşmaya başladık, tüm araba firmalarına baktık.Então fomos procurar todas as fábricas automóveis.
Ve dolaşmaya başladık, tüm araba firmalarına baktık.그래서 우리는 모든 자동차 회사들을 검토했습니다.
Ve dolaşmaya başladık, tüm araba firmalarına baktık.Nous sommes donc tournés vers les constructeurs automobiles.
Ve dolaşmaya başladık, tüm araba firmalarına baktık.Perciò ci siamo guardati in giro, e ci siamo rivolti a tutte le compagnie automobilistiche.
Ve dolaşmaya başladık, tüm araba firmalarına baktık.Sau đó chúng tôi ra về và tìm kiếm tất cả các công ty xe.
Ve dolaşmaya başladık, tüm araba firmalarına baktık.Så vi gik ud, og vi kiggede på alle bilfirmaerne.
Ve dolaşmaya başladık, tüm araba firmalarına baktık.Tehát keresni kezdtük az autógyárat.
Ve dolaşmaya başladık, tüm araba firmalarına baktık.Wir packten es also an und nahmen alle Automobilkonzerne unter die Lupe.
Ve dolaşmaya başladık, tüm araba firmalarına baktık.Zaczęliśmy szukać fabryk samochodów.
Ve dolaşmaya başladık, tüm araba firmalarına baktık.Αρχίσαμε λοιπόν επαφές με όλες τις αυτοκινητοβιομηχανίες.
Ve dolaşmaya başladık, tüm araba firmalarına baktık.И мы отправились искать автомобильную компанию.
Ve dolaşmaya başladık, tüm araba firmalarına baktık.И така, тръгнахме и разгледахме всички автомобилни компании.
Ve dolaşmaya başladık, tüm araba firmalarına baktık.То ж ми почали шукати таку автомобільну компанію.
İlgili Sayfalar