Baksana. Benim adım ne?Excusez-moi, quel est mon nom ?
Baksana. Benim adım ne? Ne?Maaf, Siapa namaku? apa?
Baksana. Benim adım ne?Qual č il mio nome?
Baksana. Benim adım ne?Scuze, cum ma cheama?
Baksana. Benim adım ne?Как се казвам?
Baksana. Benim adım ne?عذراً.ما هو إسمي؟
Baksana, benim şu toplantıya katılmamı o kadar çok istiyorlar ki, taa New York'a uçuracaklar.Die wollen unbedingt, dass ich an diesem Meeting teilnehme. Sie zahlen den Flug nach New York.
Baksana, benim şu toplantıya katılmamı o kadar çok istiyorlar ki, taa New York'a uçuracaklar.Figyu, ezek annyira akarják, hogy ott legyek ezen a New York-i értekezleten, hogy fizetik az utamat.
Baksana, benim şu toplantıya katılmamı o kadar çok istiyorlar ki, taa New York'a uçuracaklar.Hé! il me veulent tellement pour ce meeting qu'ils vont me payer le vol pour New-York!
Baksana, benim şu toplantıya katılmamı o kadar çok istiyorlar ki, taa New York'a uçuracaklar.Hei, mereka begitu ingin aku datang ke meeting ini mereka akan menerbangkanku ke New York.
Baksana, benim şu toplantıya katılmamı o kadar çok istiyorlar ki, taa New York'a uçuracaklar.Hei, minua halutaan kovasti tähän kokoukseen. Lennän New Yorkiin saakka.
Baksana, benim şu toplantıya katılmamı o kadar çok istiyorlar ki, taa New York'a uçuracaklar.Hej, oni chtěli abych se zůčastnila mítingu, že mě nechají letět celou cestu do New Yorku.
Baksana, benim şu toplantıya katılmamı o kadar çok istiyorlar ki, taa New York'a uçuracaklar.Hey! Eles querem tanto que eu assista a uma reunião em Nova York, que me vão oferecer a viagem e tudo.
Baksana, benim şu toplantıya katılmamı o kadar çok istiyorlar ki, taa New York'a uçuracaklar.Mi vogliono assolutamente a New York e mi pagano il viaggio.
Baksana, benim şu toplantıya katılmamı o kadar çok istiyorlar ki, taa New York'a uçuracaklar.Này, họ rất cần em tham dự buổi họp mặt này nên họ sẽ mua vé máy bay cho em đến New York.
Baksana, benim şu toplantıya katılmamı o kadar çok istiyorlar ki, taa New York'a uçuracaklar.Oj, de vill så gärna ha mig på mötet att de flyger mig till New York!
Baksana, benim şu toplantıya katılmamı o kadar çok istiyorlar ki, taa New York'a uçuracaklar.Quieren que esté en la reunión y me dan un vuelo hasta Nueva York.
Baksana, benim şu toplantıya katılmamı o kadar çok istiyorlar ki, taa New York'a uçuracaklar.Salut. Şefii mei vor să particip neapărat la o conferinţă şi-mi plătesc ei avionul pâna la New York.
Baksana, benim şu toplantıya katılmamı o kadar çok istiyorlar ki, taa New York'a uçuracaklar.Tak im zależy na tym spotkaniu, że zapłacą za moje bilety do Nowego Jorku.
Baksana, benim şu toplantıya katılmamı o kadar çok istiyorlar ki, taa New York'a uçuracaklar.Хей, искат да посетя тази среща толкова много, че ще ми поемат целия полет до Ню Йорк.
Baksana, benim şu toplantıya katılmamı o kadar çok istiyorlar ki, taa New York'a uçuracaklar.הם ממש רוצים שאשתתף בפגישה. הם יטיסו אותי עד לניו יורק! נסיעה של חמישה ימים, והכול משולם מראש!
*Baksana, bir türlü seni unutamýyorum. Her ţeye rađmen iţi bitire-** Voir, de toute façon je ne peux pas vous oublier ... après tout ce que nous avons vé-*
*Baksana, bir türlü seni unutamýyorum. Her ţeye rađmen iţi bitire-*私は1つ、雌犬を見たとき、私は鴨を知っている。
"Baksana, böyle bir şey nasıl rasgele olan süreçler sonucunda oluşabilir?"Jak coś takiego mogło powstać w wyniku losowo zachodzących procesów?
"Baksana, böyle bir şey nasıl rasgele olan süreçler sonucunda oluşabilir?""Jak toto mohlo být oko stvořeno náhodným procesem?"
"Baksana, böyle bir şey nasıl rasgele olan süreçler sonucunda oluşabilir?"이게 도대체 어떻게 무작위 과정을 통해 만들어질 수 있냐는 것입니다
"Baksana, böyle bir şey nasıl rasgele olan süreçler sonucunda oluşabilir?"Wie kann das durch zufällige Prozesse entstanden sein?
"Baksana, böyle bir şey nasıl rasgele olan süreçler sonucunda oluşabilir?"והמטרה של כל הטיעון, היא לא ללמוד ולהבין את האבולוציה
"Baksana, böyle bir şey nasıl rasgele olan süreçler sonucunda oluşabilir?"صنع عملية عشوائيه
"Baksana, böyle bir şey nasıl rasgele olan süreçler sonucunda oluşabilir?"別に目が進化していく過程をなぞりたいわけじゃないんだ。
Baksana! Çok güçlüyüm, değil mi?انظر انا قوية
Baksana doktor bile dedi, senin gibi yaralanıp da hastaneyi öyle erken terkeden başka birine rastlamamış diyeAj doktori povedali, že ešte nemali taký prípad, aby pacient odišiel z nemocnice tak skoro.
Baksana doktor bile dedi, senin gibi yaralanıp da hastaneyi öyle erken terkeden başka birine rastlamamış diyeÄven doktorn sa att det inte fanns nåt liknande fall som ditt. när en patient lämnade sjukhuset så tidigt.
Baksana doktor bile dedi, senin gibi yaralanıp da hastaneyi öyle erken terkeden başka birine rastlamamış diyeChiar si doctorul a zis ca nici un caz ca si al tau nu a plecat asa repede din spital
Baksana doktor bile dedi, senin gibi yaralanıp da hastaneyi öyle erken terkeden başka birine rastlamamış diyeMême le docteur a dit qu'aucun autre autre patient n'a pu quitter l'hôpital aussi vite après un tel accident !
Baksana doktor bile dedi, senin gibi yaralanıp da hastaneyi öyle erken terkeden başka birine rastlamamış diyeNawet doktor powiedział że jeszcze nie miał takiego przypadku, w którym pacjent tak szybko opuściłby szpital.
Baksana doktor bile dedi, senin gibi yaralanıp da hastaneyi öyle erken terkeden başka birine rastlamamış diyeNgay cả bác sĩ cũng nói chẳng có trường hợp nào ra viện nhanh như con cả.
Baksana doktor bile dedi, senin gibi yaralanıp da hastaneyi öyle erken terkeden başka birine rastlamamış diyeSogar der Arzt sagte, dass es keinen Fall gab wie bei dir, wo ein Patient so früh entlassen wurde.
Baksana doktor bile dedi, senin gibi yaralanıp da hastaneyi öyle erken terkeden başka birine rastlamamış diyeДаже доктор сказал, что не было таких случаев, как этот, когда пациент так рано выписался.
Baksana doktor bile dedi, senin gibi yaralanıp da hastaneyi öyle erken terkeden başka birine rastlamamış diyeДори и доктора каза, че не имал случай пациента да излезе от болница толкова бързо.
Baksana doktor bile dedi, senin gibi yaralanıp da hastaneyi öyle erken terkeden başka birine rastlamamış diyeאפילו הרופא אמר שלא היה מקרה כזה כמו שלך, שבו החולה משתחרר מבית החולים כל כך מוקדם
Baksana doktor bile dedi, senin gibi yaralanıp da hastaneyi öyle erken terkeden başka birine rastlamamış diyeحتى الطبيب قال بأنها اول حالة تمر عليه ان المريض يغادر المستشفى بهذه السرعة
Baksana doktor bile dedi, senin gibi yaralanıp da hastaneyi öyle erken terkeden başka birine rastlamamış diyeお父さん...
Baksana! Gitmeni söyledi, değil mi?!Hän käski sinua lähtemään.
Baksana! Gitmeni söyledi, değil mi?!Posłuchaj, kazał ci chyba ruszać w swoją drogę.
Baksana! Gitmeni söyledi, değil mi?!Σου είπε να φύγεις, δεν ακούς;
Baksana gökyüzüne!Ehi!
Baksana gökyüzüne!Hé !
Baksana gökyüzüne!Hei!
Baksana gökyüzüne!Hej !
Baksana gökyüzüne!Hej!
Baksana gökyüzüne!Hey!
Baksana gökyüzüne!Hey!
Baksana gökyüzüne!Hey !
Baksana gökyüzüne!Này!
Baksana gökyüzüne! Şu büyük olan BüyükAyı değil mi? Bir... iki....음! 저게 북두칠성인가? 하나.. 둘..
Baksana gökyüzüne! Şu büyük olan BüyükAyı değil mi? Bir... iki....كل النجــوم واضحه ! واحد... إثنان ... ـ
Baksana gökyüzüne! Şu büyük olan BüyükAyı değil mi? Bir... iki....ちょっと どこかでコオロギ鳴いてない?
Baksana gökyüzüne! Şu büyük olan BüyükAyı değil mi?Hey is dat de Ursa major (grote beer)?
Baksana gökyüzüne! Şu büyük olan BüyükAyı değil mi?Semua bintang terlihat!