bakması ile cümle
bakması kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Lucy'nin annesi, ona küçük kız kardeşine bakmasını söyledi.Lucy's mother told her to take care of her younger sister.
Biz onun köpeğe bakmasına izin verdik.We let him keep the dog.
Köpeğe bakmasına izin veriyoruz.We let him keep the dog.
Köpeğe bakmasına izin veririz.We let him keep the dog.
Ona kendi işine bakmasını söyle.Tell him to mind his own business.
Mağazanın müşterilere bakması için daha fazla tezgahtara ihtiyacı var.The store needs more clerks to wait on customers.
Bakması gereken büyük bir ailesi var.He has a large family to provide for.
Ona bakması için onun bir hizmetçisi var.He has a maid to wait on him.
Onun ebeveynlerine bakmasını istedi.She wanted him to take care of her parents.
Doktordan ertesi gün tekrar gelip oğluna bakmasını istedi.She asked the doctor to come and see her son again the next day.
Lucy'nin annesi ona küçük kız kardeşine bakmasını söyledi.Lucy's mother told her to look after her younger sister.
O, ona kendisine daha iyi bakmasını tavsiye etti.She advised him to take better care of himself.
Rahatına bakması için onu ikna ettim.I persuaded her to make herself comfortable.
Tom sadece orada ayakta durup Mary'nin aynada kendisine bakmasını izliyordu.Tom just stood there watching Mary staring at herself in the mirror.
Tom'un bana bakmasını istiyorum.I want Tom to look at me.
Mary'nin Tom yerine bana bakmasını istedim.I wanted Mary to look at me instead of Tom.
Bu gece Tom'dan bizim için çocuğa bakmasını isteyebilirim.I could ask Tom to babysit for us tonight.
İnsanların bana bakmasından hoşlanmıyorum.I don't like people staring at me.
Tom'un eşyalarıma bakmasını istedim.I asked Tom to watch my things.
Tom Mary'nin çocuklara bakmasını istedi.Tom asked Mary to look after the children.
Çocuklarına bakması için benim gibi birine ihtiyacın var.You need somebody like me to take care of your kids.
Tom ve Mary John'un çocuklarına bakmasını istediler.Tom and Mary asked John to babysit their children.
Tom Mary'nin resimlerine bakmasına izin vermedi.Tom wouldn't let Mary look at his pictures.
Birinin Tom'a bakması gerekiyor.Someone needs to take care of Tom.
Tom çocuklarına bakmasına yardım etmek için Mary'ye para gönderdi.Tom sent money to help Mary care for her children.
Tom bu gece Mary'nin çocuk bakmasını istediğini sana söyledi mi?Did Tom tell you he asked Mary to babysit tonight?
Tom çocuklarına bakması için Mary'yi işe almak istedi.Tom wanted to hire Mary to take care of his children.
Tom hiç kimsenin onun eşyasına bakmasını istemiyordu.Tom didn't want anyone looking through his stuff.
Onun bana bakmasını istiyorum.I want him to look at me.
Tom'un doktoru ona kendisine daha iyi bakmasını tavsiye etti.Tom's doctor advised him to take better care of himself.
Tom Mary'nin çocuklarına bakmasını istemiyordu.Tom didn't want Mary to babysit his children.
Tom Mary'nin çocuklarına bakmasını istedi.Tom asked Mary to babysit his children.
Tom, Mary'ye kendisine daha iyi bakmasını tavsiye etti.Tom advised Mary to take better care of herself.
Tom'dan Pazartesi gecesi bizim için bebek bakmasını istedim.I've asked Tom to babysit for us on Monday night.
Tom çocuklarına bakması için Mary'yi ikna etmeye çalışmaktan vazgeçti.Tom gave up trying to persuade Mary to babysit his kids.
Tom'un kendine daha iyi bakması gerekecek.Tom is going to have to take better care of himself.
Tom'un çocuklarına bakması için bir iş bulması gerekiyor.Tom needs to find a job to support his children.
Tom çocuklarına bakması için Mary'ye para ödedi.Tom paid Mary to babysit his kids.
Tom muhtemelen Mary'ye pencereden bakmasını söyleyecektir.Tom will probably tell Mary to look out the window.
Tom Mary'ye pencereden dışarı bakmasını söyledi.Tom told Mary to look out the window.
Mary'nin çocuklarına bakması için Tom'a ne kadar para ödendi?How much did Tom get paid to babysit Mary's children?
Tom'a kendine daha iyi bakmasını söyledim.I told Tom to take better care of himself.
Sami o hapisteyken çocuklarına bakması için birini ayarladı.Sami arranged for someone to look after his children while he was in jail.
Tom, Mary'nin ona bakmasını istemedi.Tom didn't want Mary to take care of him.
Tom insanların kendisine bakmasından hoşlanmaz.Tom doesn't like people staring at him.
"Edis: Kusura bakmasınlar kendime sanatçı diyorum"."Edis: Kusura bakmasınlar kendime sanatçı diyorum".
Göz teması iki kişinin aynı anda birbirlerinin gözlerinin içine bakmasıdır.Eye contact is an event in which two people look at each other's eyes at the same time.
Bu da büyük olasılıkla, gözlerinin biraz farklı yönlere bakmasına sebep olmuştur.This probably resulted in his eyes looking into slightly different directions.
Nasıl giyinmesi ve elbiselerine nasıl bakması gerektiğini bilmektedir.He knows how to dress and take care of his clothes.
Yeter ki insan etrafına bakmasını bilsin.You just need to look around you.
Bu işlere onun yerine birisinin bakmasının zamanı gelmiştir.It was replaced by Someone to Watch Over Me in its timeslot.
Basiliski kör eder ve Harry'nin kör olmadan veya taşlaşmadan basiliske bakmasına olanak tanır.Fawkes blinds the Basilisk, allowing Harry to look at it directly without being killed or petrified.
Ertesi sabah Carol Lizzie'yi yürüyüşe çıkarır ve ondan çiçeklere doğru bakmasını ister.The next day, Carol asks Lizzie to come outside to gather some flowers for Mika.
Ailem, bana bakması için, annesi bir zamanlar köle olan bir kadın getirmişti.And my family brought in a woman whose mother had been a slave to take care of me.
Sadece reklam yayınlayarak Oregon'daki ailesine bakmasına yetecek kadar para kazanabiliyor.He makes enough money just by running ads, to support his family up in Oregon.
-yani herkesin bize aşırı sağcılarmış gibi bakması.-that everybody looks at us as right-wing extremists.
Dönüp de kendi götüne bakması ve kendi hayatını tekrar eline alması gerekiyor.He needs to look himself in the ass and take his own life in his hands.
Tanrı'dan, arkadaşlarımıza iyi bakmasını dileyelim.- Let's just ask God to take care of our friends.
Diğer herkesten de aynı pencereden dışarı bakmasını ve aynı şeyi görmesin bekliyoruz.And we want everybody else to gaze out of the same window and see the exact same thing.
En azından bakması gereken.She ought to, anyway.
İlgili Sayfalar