bakmanızı ile cümle

bakmanızı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Sineğin kuyruğunda taşıdığı yüke bakmanızı istiyorum.爆弾に注意しながら見てほしい 近くに来て、よく見てごらん。
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,Azt szeretném, hogy amint ránéznek a szerző könyvére, azt mondják:
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,Chcem, aby ste sa pozreli na autorovu knihu a povedali, "Wow!
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,Chcete se kouknout na jeho knížku a říct si: "Wow!
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,Chcę, żebyście na widok książki danego autora powiedzieli: "Wow!
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,Ich möchte, dass Sie das Buch des Autors ansehen und sagen: "Wow!
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,Ik wil dat je naar het boek van de auteur kijkt en zegt: "Wow!
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,Jag vill att du ska titta på boken och säga:
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,Jeg vil have jer til at se på forfatterens bog og sige, "Wow!
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,Je veux que vous regardiez le livre de l'auteur et que vous disiez: "Ah!
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,전 여러분들이 그 작가의 책을 보고
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,Quero que vejam o livro do autor e digam, "Uau!
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,Quiero que vean un libro y digan: "¡Guau!
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,Saya mau Anda untuk melihat buku milik penulis dan berkata, "Wow!
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,Tôi muốn bạn nhìn vào cuốn sách của một tác giả và thốt lên, "Chà!
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,Voglio che guardiate il libro e diciate: "Wow!
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,Vreau să priviţi cartea autorului şi să spuneţi, "Super!
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,Θέλω να βλέπετε το βιβλίο κάθε συγγραφέα και να λέτε, "Ουάου!
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,Ще ми се да погледнете към нечия книги и да кажете:
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,Я хочу, чтобы вы, глядя на книгу автора, воскликнули: "О!
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,Я хочу, щоб ви подивилися на книжку письменника і вигукнули: "Оце так!
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,אני רוצה שתסתכלו בספר של הסופר
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,أريدكم أن تنظروا إلى كتاب المؤلف
Sizin yazarın kitabına bakmanızı ve şöyle demenizi istiyorum,「すごい これ読まなくっちゃ」と思わせたいのです
Tamam mı? Şimdi yeşil ve kırmızı arasındaki şu noktaya bakmanızı istiyorum. Tamam mı?Agora, olhem para aquele ponto entre o verde e o vermelho.
Tamam mı? Sineğin kuyruğunda taşıdığı yüke bakmanızı istiyorum.Kijk naar de lading aan de staart van de fruitvlieg.
Tamam mı? Sineğin kuyruğunda taşıdığı yüke bakmanızı istiyorum.Vreau să vă uitaţi la greutatea de la coada insectei.
Tamam mı? Ve o noktaya sabit bir şekilde bakmanızı istiyorum.OK? và chăm chú nhìn nó.
Tekrar, herkese bırakmanızı ve kendi işinize bakmanızı söylüyorum onu [Resimleri] onun[Adamın] önünde silHombre: Diciéndole a todos que se vayan y se ocupen de sus propios asuntos. Otra mujer:
Tekrar, herkese bırakmanızı ve kendi işinize bakmanızı söylüyorum onu [Resimleri] onun[Adamın] önünde silMann: Fordert erneut dazu auf sich zu entfernen Andere Frau:
Tiglona bakmanızı isterim.라이거와는 조금 다른 특징을 가지고 있습니다 저는 여러분이 타이글론이 무엇인지 스스로 찾아보길 바랍니다 마찬가지로, 여기 수당나귀가 있습니다
Tiglona bakmanızı isterim.Zachęcam, żebyście sprawdzili, czym jest tyglew.
Tiglona bakmanızı isterim.Подивіться, хто такий тигролев. На зразок цього, існує такий віслюк.
Tiglona bakmanızı isterim.בדומה לכך נוכל לקחת חמור , וחמורים הם בהחלט "מין"
Tiglona bakmanızı isterim.لذا آنا آشجعك لتبحث عن ماهيه التايقلو. بنفس الطريقه إذا أعطيتني ذكر الحماار، إذا أعطيتني ذكر
Tüm bunlar geleceğe iyimser bakmanızı sağlamaz da ne yapar?Comment est ce que cela ne peut vous rendre optimistes pour le futur?
Tüm bunlar geleceğe iyimser bakmanızı sağlamaz da ne yapar?¿Cómo no puede eso hacer que se sientan optimistas acerca del futuro?
Tüm bunlar geleceğe iyimser bakmanızı sağlamaz da ne yapar?Cum să nu te facă asta să te simţi optimist în privinţa viitorului?
Tüm bunlar geleceğe iyimser bakmanızı sağlamaz da ne yapar?Hoe kan je je dan niet optimistisch voelen voor de toekomst?
Tüm bunlar geleceğe iyimser bakmanızı sağlamaz da ne yapar?Jak se po tomto nemáte v budoucnu cítit jako optimista?
Tüm bunlar geleceğe iyimser bakmanızı sağlamaz da ne yapar?Jak to nie mozna patrzec na przyszlosc optymistycznie?
Tüm bunlar geleceğe iyimser bakmanızı sağlamaz da ne yapar?이는 여러분이 낙관론자가 될 만한 충분한 이유입니다.
Tüm bunlar geleceğe iyimser bakmanızı sağlamaz da ne yapar?Wie kann einen das nicht optimistisch sein lassen für die Zukunft?
Tüm bunlar geleceğe iyimser bakmanızı sağlamaz da ne yapar?Как това да не те накара да се чувстваш оптимист за бъдещето?
Tüm bunlar geleceğe iyimser bakmanızı sağlamaz da ne yapar?Как это не может заставить вас с оптимизмом смотреть в будущее?
Tüm bunlar geleceğe iyimser bakmanızı sağlamaz da ne yapar?איך אפשר שלא להיות אופטימיים לגבי העתיד?
Tüm bunlar geleceğe iyimser bakmanızı sağlamaz da ne yapar?كيف يمكن أن لا يجعلك نشعر بالتفاؤل في المستقبل؟
Tüm bunlar geleceğe iyimser bakmanızı sağlamaz da ne yapar?ありがとうございました
Ve buna olumlu bir açıdan bakmanızı sağlamak istedim, merhametle ya da acımayla değil.A chcela som, aby ste ho videli v pozitívnom svetle -- žiadna charita, žiadna ľútosť.
Ve buna olumlu bir açıdan bakmanızı sağlamak istedim, merhametle ya da acımayla değil.A chtěla jsem, abyste to vnímali pozitivně - žádná charita, žádná lítost.
Ve buna olumlu bir açıdan bakmanızı sağlamak istedim, merhametle ya da acımayla değil.Azt akartam, hogy pozitívan lássátok -- semmi jótékonyság, semmi sajnálat.
Ve buna olumlu bir açıdan bakmanızı sağlamak istedim, merhametle ya da acımayla değil.Chcę, abyście postrzegali to w pozytywny sposób, bez współczucia, bez litości.
Ve buna olumlu bir açıdan bakmanızı sağlamak istedim, merhametle ya da acımayla değil.Dan saya ingin mengajak Anda melihatnya secara positif -- bukan derma, bukan rasa kasihan
Ve buna olumlu bir açıdan bakmanızı sağlamak istedim, merhametle ya da acımayla değil.E eu queria que o vissem de uma forma positiva - sem caridade, sem pena.
Ve buna olumlu bir açıdan bakmanızı sağlamak istedim, merhametle ya da acımayla değil.Et je voulais vous le faire voir de façon positive - pas de charité, pas de pitié.
Ve buna olumlu bir açıdan bakmanızı sağlamak istedim, merhametle ya da acımayla değil.Ich wollte Sie das auf eine positive Weise sehen lassen. Keine Almosen, kein Mitleid.
Ve buna olumlu bir açıdan bakmanızı sağlamak istedim, merhametle ya da acımayla değil.Ik wilde dat je het in een positief licht zou zien -- geen liefdadigheid, geen medelijden.
Ve buna olumlu bir açıdan bakmanızı sağlamak istedim, merhametle ya da acımayla değil.그래서 전 여러분이 그걸 동점심이나, 동정이 아니라 긍정적으로 봐주셨으면 해요.
Ve buna olumlu bir açıdan bakmanızı sağlamak istedim, merhametle ya da acımayla değil.Och jag ville att man skulle se på det på ett positivt sätt ingen välgörenhet, inget förbarmande.
Ve buna olumlu bir açıdan bakmanızı sağlamak istedim, merhametle ya da acımayla değil.Şi am vrut să-l priviţi în mod pozitiv - fără generozitate, fără milă.

İlgili Sayfalar