Ona tepeden bakmamalısın.You shouldn't look down on him.
Ona harika gözüyle bakmamalısın.You must not look upon him as great.
İnsanlar yabancılara bakmamalılar.People shouldn't stare at foreigners.
Notlarına bakmama izin verir misin?Could you let me see your notes?
Resme bakmama izin verin.Let me have a look at the picture.
Senin için ona bakmama izin ver.Let me take care of that for you.
Bir insana sadece fakir olduğu için tepeden bakmamalısın.You should never look down on a man merely because he is poor.
Ehliyetine bakmama izin ver.Let me take a look at your driver's license.
Sadece evsiz olduğu için bir insana tepeden bakmamalıyız.We shouldn't look down on a person only because he's homeless.
Diğer insanlara tepeden bakmamalıyız.We shouldn't look down on other people.
Bir insana fakir olduğu için tepeden bakmamalısın.You shouldn't look down on a person for being poor.
Babam benim köpek bakmama izin vermez.My father won't allow me to keep a dog.
Sana bakmama izin ver.Let me look at you.
Neden bakmama izin vermiyorsun?Why don't you let me take a look?
Onlar doğruyu yapmaya ve diğerlerinin yaptıklarına bakmamaya çalışıyorlar.They try to do right and not look at what others are doing.
Bakmamaya çalıştım.I tried not to stare.
Tom'a bakmamaya çalışıyordum.I was trying not to look at Tom.
Tom bakmamaya çalıştı.Tom tried not to stare.
Bakmamayı denedim.I tried not to look.
Bakmamaya çalışıyordum.I was trying not to look.
Tom bana bakmamamı söyledi.Tom told me not to look.
Çıplak gözle güneşe doğrudan doğruya bakmamalısın.You should never look directly at the Sun with the naked eye.
O ona bakmamaya çalıştı.He tried not to look at her.
Ona bakmamaya çalıştı.She tried not to look at him.
Tom Mary'ye bakmamaya çalıştı.Tom tried not to look at Mary.
Tom onun fotoğraf albümüne bakmama izin vermedi.Tom wouldn't let me look at his photo album.
Ona bakmamak elimde değildi.I couldn't help staring at her.
Tom'a bakmamak elimde değildi.I couldn't help staring at Tom.
O dik dik bakmamaya çalıştı.She tried not to stare.
Dik dik bakmamaya çalıştı.He tried not to stare.
Bir saniye ona bakmama izin verir misiniz?Could you let me look at that for a second?
Tom Mary'ye pencereden dışarı bakmamasını söyledi.Tom told Mary not to look out the window.
Senin için kapıya bakmama izin ver.Let me get the door for you.
Lütfen ona tekrar bakmama izin ver.Please let me look at that again.
Ona sadece bir boksör olarak bakmamak gerekir.I really don't look at him as just a rapper.
Eğer, örnek olarak, sağ elime bakmamanızı istersem, ben de bakmam.If, for instance, I didn't want you to look at my right hand, then I don't look at it.
Bakmama izin ver.Let me take a look.
Bakmama izin ver kan basıncınız yüksek.Let me have a look. Your blood pressure is high.
Resme bakmamaya çalışayım.-- Aslında bu güzelliği ifade ediş biçimi.It's an expression of beauty, it's how they say they love you.
Ancak Kehatoğulları içeri girip bir an bile kutsal eşyalara bakmamalı, yoksa ölürler.››but they shall not go in to see the sanctuary even for a moment, lest they die."
‹‹Gözlerimle antlaşma yaptım Şehvetle bir kıza bakmamak için."I made a covenant with my eyes, how then should I look lustfully at a young woman?
Sadece iç siyasete bakmamalı.It should not only look at internal politics.
Onlara, Erichthonius'un bulunduğu bir sepet verildi ve içine bakmamarı söylendi.To them was given a box or jar containing the infant Erichthonius to guard unseen.
Bir kapı kapandığında, artık anahtar deliğinden bakmamalısın.Wenn sich eine Tür schließt, sollte man auch nicht mehr durch das Schlüsselloch schauen.
Anı zamanda, Meryem oğlununa sıkısıkı sarılmamakta veya ona bile bakmamaktadır.Pendant ce temps, Marie ne tient pas son fils et ne le regarde même pas.
Ona sadece bir boksör olarak bakmamak gerekir.Y, eh, ni siquiera tiene que ver con un boxeador realmente.
Neden bakmama izin vermiyorsun?Perché non mi lasci dare un'occhiata?
Bu yüzden tadına bakmamak gerekir.Pare che non mangi altro.
Bu yüzden tadına bakmamak gerekir.Дело в том, что мы не портим вкусы.
Müslüman yetkililer, Yahudilere karşı yapılan suçlamalara sıcak bakmamaktaydı.Мусульманские власти в целом не поддерживали преследование евреев.
Doktor, Bill'i tarayıcı geçmişine bakmaması için uyarmıştır.O Doutor assegura a Bill que eles não viajaram para um mundo paralelo.
Ona tepeden bakmamalısın.Je moet hem niet verachten.
Ona sadece bir boksör olarak bakmamak gerekir.No cóż, na boksera to on nie wygląda.
Bu yüzden tadına bakmamak gerekir.Nebudete-li mít chuti, nemusíte.
Ona sadece bir boksör olarak bakmamak gerekir.Henkilön ei tarvitse olla välttämättä ATP-pelaaja.
Rolling Stone, Bad'i görmenin en iyi yolunun Thriller'ın devamı olarak bakmamak olduğunu belirtti.Το Rolling Stone δήλωσε ότι «ο καλύτερος τρόπος να αξιολογηθεί το Bad δεν ήταν ως συνέχεια του Thriller».
Müslüman yetkililer, Yahudilere karşı yapılan suçlamalara sıcak bakmamaktaydı.Στην επιστολή αυτή ο Αυστριακός καγκελάριος χαρακτήριζε τις κατηγορίες εναντίον των Εβραίων τελείως παράλογες.
Ona sadece bir boksör olarak bakmamak gerekir.En afgørelse behøver ikke at være enstemmig for at en bokser kan få tildelt en sejr.
Bakma yasağı: Savaşçının geriye dönüp bakmaması gerekir.De sørgende skulle ikke trenge å vende blikket tilbake.
Ona sadece bir boksör olarak bakmamak gerekir.Den er ikke kjent for å være en vakthund.