bakmaksızın ile cümle
bakmaksızın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Biz hangi programın açık olduğuna bakmaksızın televizyon izlemeye eğilimliyiz.We are apt to watch television, irrespective of what program is on.
Ancak bunun -yamuk tanımınıza bakmaksızın- bir adı var.So it would definitely be a parallelogram. It would be a parallelogram. Four right angles.
Ey iman edenler! Peygamberin evlerine vaktine bakmaksızın ve yemeğe izin verilmedikçe girmeyin.Believers, do not enter the houses of the Prophet, unless you are invited for a meal.
Yorgunluğa bakmaksızın kendini çatlatmak pahasına da olsa olanca gayret ve kuvvetini itaat uğruna sarf eder.Il menace de le destituer s'il ne vient pas de lui-même pour repentance et soumission.
Yalıtılmış sistemin toplam elektrik yükü sistemin kendi içinde olan değişimlere bakmaksızın sabit kalır.الشحنة الكهربائية الكلية لنظام معزول تظل ثابتة بغض النظر عن التغيرات داخل النظام نفسه.
Din, politik ve etnik durumlara bakmaksızın devlet özel okullara finansal yardımda bulunur.الحكومة لا تساهم بالأموال إلى المدارس الخاصة سواء كانت دينية أو علمانية.
Oğlan dönüp bakmaksızın yürüyüp gitti.De jongen liep weg zonder om te kijken.
Yalıtılmış sistemin toplam elektrik yükü sistemin kendi içinde olan değişimlere bakmaksızın sabit kalır.Eristetyn systeemin sähkövaraus pysyy vakiona riippumatta siitä, mitä muutoksia sen sisällä tapahtuu.
İnsanlar tanıdıklarından gelen bilgilere, doğru ya da yanlış olduklarına bakmaksızın, inanmaya eğilimlidirler.5) Ateistit eivät voi ilman uskontoa tietää mikä on oikein tai väärin.
Din, politik ve etnik durumlara bakmaksızın devlet özel okullara finansal yardımda bulunur.Muissa provinsseissa yksityisiä, uskonnollisia kouluja rahoitetaan julkisin varoin.
Bunun tersi ise X 'in Hausdorff olduğuna bakmaksızın her durumda doğrudur.Sebaliknya, jika X adalah keragaman terhitung-kedua Hausdorff, maka ia pasti kompak-σ.
Yorgunluğa bakmaksızın kendini çatlatmak pahasına da olsa olanca gayret ve kuvvetini itaat uğruna sarf eder.對加於自身的侮辱必定施以懲罰,在幾件事情上會表示慈愛和人情味。
Yalıtılmış sistemin toplam elektrik yükü sistemin kendi içinde olan değişimlere bakmaksızın sabit kalır.המטען החשמלי הכולל של מערכת מבודדת נותר קבוע, ללא תלות בשינויים המתרחשים בתוך המערכת.
Yalıtılmış sistemin toplam elektrik yükü sistemin kendi içinde olan değişimlere bakmaksızın sabit kalır.Ukupni električni naboj izoliranog sustava ostaje konstantan bez obzira na promjene unutar samog sustava.
Ancak bunun -yamuk tanımınıza bakmaksızın- bir adı var.Ale ta figura ma inną nazwę niezależną od definicji trapezu.
Ancak bunun -yamuk tanımınıza bakmaksızın- bir adı var.Ale toto má meno, bez ohľadu na to, akú definíciu lichobežníka používate.
Ancak bunun -yamuk tanımınıza bakmaksızın- bir adı var.Det hedder dog et trapez ligemegt hvordan, man definerer det.
Ancak bunun -yamuk tanımınıza bakmaksızın- bir adı var.사다리꼴의 정의에 상관없이
Ancak bunun -yamuk tanımınıza bakmaksızın- bir adı var.Mais il y a un nom pour cela quelle que soit votre définition du trapézoïde.
Ancak bunun -yamuk tanımınıza bakmaksızın- bir adı var.Però esiste un nome per questo indipendentemente dalla definizione di cosa sia un trapezio.
Ancak bunun -yamuk tanımınıza bakmaksızın- bir adı var.لكن هناك اسم لهذا بغض النظر عن تعريف شبه المنحرف
Birçok iş yerinde çalışanlar konuma bakmaksızın birbirlerine "sen" diye hitap ederler.En la mayor parte de los puestos de trabajo, todos los trabajadores se tutean independientemente de su puesto.
Birçok iş yerinde çalışanlar konuma bakmaksızın birbirlerine "sen" diye hitap ederler.På de flesta arbetsplatserna duar alla varandra oberoende av sin ställning.
Birçok iş yerinde çalışanlar konuma bakmaksızın birbirlerine "sen" diye hitap ederler.Sur la plupart des lieux de travail, les employés se tutoient peu importe leurs fonctions.
Birçok iş yerinde çalışanlar konuma bakmaksızın birbirlerine "sen" diye hitap ederler.Useimmilla työpaikoilla kaikki työntekijät sinuttelevat toisiaan asemasta riippumatta.
Birçok iş yerinde çalışanlar konuma bakmaksızın birbirlerine "sen" diye hitap ederler.في العديد من أماكن العمل يخاطب جميع العمال بعضهم البعض بصيغة المفرد بدون تعظيم، بغض النظر عن رتبهم الوظيفية.
Bütün eğri, fiyata bakmaksızın-- herhangi bir fiyat-- talep edilen miktar azalacaktır.Bez względu na cenę, w każdym punkcie cenowym, w wielkości popytu nastąpi... nastąpi załamanie.
Bütün eğri, fiyata bakmaksızın-- herhangi bir fiyat-- talep edilen miktar azalacaktır.Celá krivka, v každom jednom bode ceny, by požadované množstvo kleslo.
Bütün eğri, fiyata bakmaksızın-- herhangi bir fiyat-- talep edilen miktar azalacaktır.Khi đó, toàn bộ đường cầu, bất kể giá ở bất kì mức nào lượng cầu sẽ giảm.
Bütün eğri, fiyata bakmaksızın-- herhangi bir fiyat-- talep edilen miktar azalacaktır.가격 지점과 상관없이, 전체 곡선은 수요량은 실제로 내려가는 거예요.
Bütün eğri, fiyata bakmaksızın-- herhangi bir fiyat-- talep edilen miktar azalacaktır.Pe tot graficul, indiferent de prețul exact -- pentru orice preț -- cantitatea cerută se va diminua.
Bütün eğri, fiyata bakmaksızın-- herhangi bir fiyat-- talep edilen miktar azalacaktır.Вздовж всієї кривої, незалежно від ціни - в будь-якій точці - кількість попиту зменшиться.
Bütün eğri, fiyata bakmaksızın-- herhangi bir fiyat-- talep edilen miktar azalacaktır.Цялата крива, при всяка дадена цена, при всяка дадена цена, търсеното количество ще намалее.
Bütün eğri, fiyata bakmaksızın-- herhangi bir fiyat-- talep edilen miktar azalacaktır.どの価格のポイントでも 需要量は、実際に下がるでしょう。
Diğerinin ne yaptığına bakmaksızın ikisi için de iyi olan seçenek, itiraf etmektir.بغض النظر عن ما يختار الطرف الآخر، وبافتراض أن كلا المتهمين قد
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:Ako aj Dávid hovorí o blahoslavenstve človeka, ktorému Bôh počíta spravedlivosť bez skutkov:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:A mint Dávid is boldognak mondja azt az embert, a kinek az Isten igazságot tulajdonít cselekedetek nélkül.
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:assim também Davi declara bem-aventurado o homem a quem Deus atribui a justiça sem as obras, dizendo:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:Così anche Davide proclama beato l'uomo a cui Dio accredita la giustizia indipendentemente dalle opere
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:David zei toch ook dat u gelukkig bent als God u vrijspreekt zonder dat u er iets voor hebt gedaan.
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:De igual manera, David también proclama la felicidad del hombre a quien Dios confiere justicia sin obras
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:De même David exprime le bonheur de l`homme à qui Dieu impute la justice sans les oeuvres:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:Jakož i David vypravuje blahoslavenství člověka, jemuž Bůh přivlastňuje spravedlnost bez skutků, řka:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:Kakor tudi David pravi, da je blagor človeku, ki mu Bog računi pravičnost brez del:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:일한 것이 없이 하나님께 의로 여기심을 받는 사람의 행복에 대하여 다윗의 말한바
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:ligesom også David priser det Menneske saligt, hvem Gud tilregner Retfærdighed uden Gerninger:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:niinkuin myös Daavid ylistää autuaaksi sitä ihmistä, jolle Jumala lukee vanhurskauden ilman tekoja:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:Således priser også David det menneske salig som Gud tilregner rettferdighet uten gjerninger:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:Så prisar ock David den människa salig, som Gud tillräknar rättfärdighet, utan gärningar:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:Tot astfel, şi David numeşte fericit pe omul acela, pe care Dumnezeu, fără fapte, îl socoteşte neprihănit.
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:καθως και ο Δαβιδ λεγει τον μακαρισμον του ανθρωπου, εις τον οποιον ο Θεος λογιζεται δικαιοσυνην, χωρις εργων
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:Так и Давид называет блаженным человека, которому Богвменяет праведность независимо от дел:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:Яко ж і Давид глаголе про блаженство чоловіка, котрому полїчує Бог праведність без учинків:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:כאשר גם דוד מאשר את האדם אשר האלהים יחשב לו צדקה בלא מעשים באמרו׃
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:كما يقول داود ايضا في تطويب الانسان الذي يحسب له الله برا بدون اعمال.
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:正 如 大 衛 稱 那 在 行 為 以 外 、 蒙 神 算 為 義 的 人 是 有 福 的
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:正 如 大衛稱 那 在 行為 以外 、 蒙 神算 為義 的 人 是 有福的
Yani nasıl yaptığımıza bakmaksızın, bu doğrunun eğimi sıfırdır.그럼 우리가 어떻게 하든지 간에, 이 직선의 기울기는 0이야 바로 수평선 인거야.
Yani nasıl yaptığımıza bakmaksızın, bu doğrunun eğimi sıfırdır.Ligemeget hvordan vi måler det, er hældningen for linjen lig med 0.
Yani nasıl yaptığımıza bakmaksızın, bu doğrunun eğimi sıfırdır.V obou případech je směrnice rovna 0.