'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice.'Een kat kan kijken naar een koning,' zei Alice.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice."Eine Katze kann einen König sehen", sagte Alice.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice."En kat kan se på en konge," sagde Alice.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice."En katt kan titta på en kung," sa Alice.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice."Kissa voi katsoa kuningas," sanoi Alice.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice.'고양이가 왕이 좀 봐도 될까요'앨리스는 말했다.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice."Kočka se může podívat na krále," řekla Alice.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice."Kot może popatrzeć na króla," powiedziała Alice.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice."Mačka sa môže pozrieť na kráľa," povedala Alice.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice.Một con mèo có thể nhìn vào một vị vua, "Alice nói.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice."O pisica poate uita la un rege", a spus Alice.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice.'Seekor kucing bisa melihat raja, "kata Alice.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice."Um gato pode olhar para um rei", disse Alice.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice."Un chat peut regarder un roi", dit Alice.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice.'Un gato puede mirar a un rey ", dijo Alicia.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice.'Un gatto può guardare un re,' disse Alice.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice."Μια γάτα μπορεί να κοιτάξει έναν βασιλιά", είπε η Αλίκη.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice."А котката може да изглежда при царя, - каза Алис.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice."Кішка може дивитися на короля, 'сказала Аліса.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice."Кошка может смотреть на короля, 'сказала Алиса.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice."חתול יכול להסתכל מלך," אמרה אליס.
'Bir kedi, bir kral bakmak, "dedi Alice."私はいくつかの本でそれを読んだが、私はどこに覚えていない。"
Bir kimse, bu dereceye kadar ilerleyebildi mi bilmiyorum. Bu sadece sessizce içine bakmak demek.En tiedä onko kukaan mennyt näin pitkälle pelkästään hiljaa katsomalla.
Bir kimse, bu dereceye kadar ilerleyebildi mi bilmiyorum. Bu sadece sessizce içine bakmak demek.Ich weiß nicht, ob jemand so weit in einfaches stilles Betrachten vorgedrungen ist.
Bir kimse, bu dereceye kadar ilerleyebildi mi bilmiyorum. Bu sadece sessizce içine bakmak demek.Ik weet niet of er iemand zo ver is gegaan hier rustig naar te kijken.
Bir kimse, bu dereceye kadar ilerleyebildi mi bilmiyorum. Bu sadece sessizce içine bakmak demek.Jag vet inte om någon har gått så här långt genom att helt enkelt undersöka
Bir kimse, bu dereceye kadar ilerleyebildi mi bilmiyorum. Bu sadece sessizce içine bakmak demek.Je ne sais pas si quelqu'un est allé aussi loin simplement en regardant tranquillement...
Bir kimse, bu dereceye kadar ilerleyebildi mi bilmiyorum. Bu sadece sessizce içine bakmak demek.Nem tudom, vajon eljutott-e valaki is eddig a puszta csendes szemlélődésben?
Bir kimse, bu dereceye kadar ilerleyebildi mi bilmiyorum. Bu sadece sessizce içine bakmak demek.NIe wiem czy ktokolwiek doszedł tak blisko w to spokojne spojrzenie.
Bir kimse, bu dereceye kadar ilerleyebildi mi bilmiyorum. Bu sadece sessizce içine bakmak demek.Non so se qualcuno è arrivato così lontano semplicemente stando a guardare.
Bir kimse, bu dereceye kadar ilerleyebildi mi bilmiyorum. Bu sadece sessizce içine bakmak demek.No sé si alguien ha llegado tan lejos hasta simplemente observar tranquilamente.
Bir kimse, bu dereceye kadar ilerleyebildi mi bilmiyorum. Bu sadece sessizce içine bakmak demek.Nu stiu daca cineva s-a dus atat de departe incat doar sa observe in liniste.
Bir kimse, bu dereceye kadar ilerleyebildi mi bilmiyorum. Bu sadece sessizce içine bakmak demek.Не зная дали някой е стигнал толкова далч в тихото си наблюдение.
Bir kimse, bu dereceye kadar ilerleyebildi mi bilmiyorum. Bu sadece sessizce içine bakmak demek.Я не знаю дошел ли кто-нибудь настолько далеко в просто безмолвном созерцании
Bir metaforla tanışmanın ilk yolu, dünyaya onun gözüyle bakmaktır.Cách đầu tiên để hiểu một ẩn dụ là xem thế giới qua đôi mắt của nó:
Bir metaforla tanışmanın ilk yolu, dünyaya onun gözüyle bakmaktır.De eerste manier om beeldspraak te bejegenen, is de wereld door haar ogen zien.
Bir metaforla tanışmanın ilk yolu, dünyaya onun gözüyle bakmaktır.Első találkozáskor egyszerűen a metafora szemével látjuk a világot:
Bir metaforla tanışmanın ilk yolu, dünyaya onun gözüyle bakmaktır.비유을 경험하는 첫 방법은 세상을 그냥 눈으로 보는 것 입니다.
Bir metaforla tanışmanın ilk yolu, dünyaya onun gözüyle bakmaktır.La primera forma de ver una metáfora es justo ver el mundo a través de sus ojos:
Bir metaforla tanışmanın ilk yolu, dünyaya onun gözüyle bakmaktır.Primul mod de a te întâlni cu o metaforă e de a vedea lumea prin ochii ei:
Bir metaforla tanışmanın ilk yolu, dünyaya onun gözüyle bakmaktır.Um eine Metapher zu verstehen, sollten wir zunächst die Welt durch ihre Augen sehen:
Bir metaforla tanışmanın ilk yolu, dünyaya onun gözüyle bakmaktır.Ένας απλός τρόπος να βρείτε μια μεταφορά είναι να αντικρίσετε τον κόσμο όπως αυτό:
Bir metaforla tanışmanın ilk yolu, dünyaya onun gözüyle bakmaktır.Первый способ знакомства с метафорой — это смотреть на мир её глазами.
Bir metaforla tanışmanın ilk yolu, dünyaya onun gözüyle bakmaktır.הדרך הראשונה לפגוש מטאפורה היא פשוט לראות את העולם דרך עיניו:
Bir metaforla tanışmanın ilk yolu, dünyaya onun gözüyle bakmaktır.الطريقة الأولى لفهم الصورة المجازية هي محاولة النظر إلى العالم من خلال وجهة نظرها
Bir metaforla tanışmanın ilk yolu, dünyaya onun gözüyle bakmaktır.虫が歌いながら小枝に乗って 川の真ん中を流れてゆく
Bir şeye bakmak zorundaydım.Ik moest iets zoeken.
Bir şeye bakmak zorundaydım.JAg var tvungen å titta efter nåt.
Bir şeye bakmak zorundaydım.Je cherchais quelque chose.
Bir şeye bakmak zorundaydım.Musela som niečo nájsť.
Bir şeye bakmak zorundaydım.Musiałam tylko coś poszukać.
Bir şeye bakmak zorundaydım.Stavo cercando qualcosa.
Bir şeye bakmak zorundaydım.Trebuia sa caut ceva.
Bir şeye bakmak zorundaydım.Έψαχνα κάτι.
Bir şeye bakmak zorundaydım.Нужно было кое-что найти.
"Birşeylerin kenarına bakmak, kendinizi bu kenar sınırlarda bulmak genelde çok ilginç bir başlangıçtır.""A peremen találni magunkat, a dolgok határaira összpontosítani gyakran remek lehetőség a kezdéshez."
"Birşeylerin kenarına bakmak, kendinizi bu kenar sınırlarda bulmak genelde çok ilginç bir başlangıçtır.""Encontrar-se nas margens, observar os limites das coisas "é amiúde um lugar interessante para começar."
"Birşeylerin kenarına bakmak, kendinizi bu kenar sınırlarda bulmak genelde çok ilginç bir başlangıçtır.""Je in de marge bevinden, naar randen van dingen kijken, is vaak een goede plaats om te beginnen."
"Birşeylerin kenarına bakmak, kendinizi bu kenar sınırlarda bulmak genelde çok ilginç bir başlangıçtır."Kierowanie się ku marginesom, patrzenie na krawędzie, to często bardzo dobre miejsce na pierwszy krok".
"Birşeylerin kenarına bakmak, kendinizi bu kenar sınırlarda bulmak genelde çok ilginç bir başlangıçtır."여백에서 자신을 찾아라, 사물의 가장자리를 찾으면 거기서 진정 흥미로운 새로운 시작을 할 자리가 있다."