Bazı bahçıvanlar parkta açelyalara bakarlar.Several gardeners look after the azaleas in the park.
Bazen zengin insanlar çok parası olmayan diğer insanlara tepeden bakarlar.Sometimes rich people look down on other people who do not have much money.
İnsanlar zengin ya da fakir olmalarına bağlı olarak işlere farklı olarak bakarlar.People look at things differently depending on whether they are rich or poor.
Onlar kendilerine bakarlar.They take care of themselves.
Memeliler yavrularına bakarlar.Mammals care for their young.
Sonrasında beraber Zucco davasına bakarlar ve adalete teslim etmek için gerekli delilleri toplarlar.Together they investigated Zucco and collected the evidence needed to bring him to justice.
Eğer onlara kupa ve ödüller verirsem, onlar da istediklerimin icabına bakarlar.If I got them cups and awards, they'd kill them to produce what I wanted.
Bacak aralarından kafalarını çıkarıp etrafa bakarlarsa daha iyi olacaktır.Thus, seeing is better at infrared wavelengths than at visible wavelengths.
Bir de bakarlar ki karanlıklar içinde kalmışlar.""களம் காணும் சிபிஎம் வேட்பாளர்கள்".
Bu dört günde, Dîvân-ı hümâyûn üyeleri, saraya gelip işlere bakarlardı.I am one of the Four Seraphim, sent forth to keep close watch over the Chosen.
Rakipler birbirlerine kutu kaptırmamaya bakarlar.Ships do not collide with each other.
Bu yüzden bazı yazarlar kritik noktalara herhangi bir izdüşüm için bakarlar.Everyone knows that my criticism focuses on some critical issues.
Değişim, yenilik ve moderliğe kuşku ile bakarlar.We demand change, progression and creativity.
Bu dağlar "Monte Rosa" dağları yakınlarına ve Vercelli ovasına bakarlar.They chose this specific area because the rolling hills reminded them of Vermont.
Eğer Maldivler'i geçmeyi başarırlarsa gidip bir bakarlar, hiçbir şey yok, yola devam ederler.If they pass the Maldives they might go and have a look, nothing there, they'll carry on.
Yani soyle bir bakarlar -- iste kara kalem bir cizim.And they would look at it -- "Ah, it's a pencil drawing."
Doğrusu, gözünüze biraz fazla bakarlar, yalnızca o söylentiyi dengelemek için.Well guess what, they look you in the eyes a little too much just to compensate for that myth.
Doktorlar ve hemşireler onlara... ...uzman olarak bakarlar.And so doctors and nurses -- they look up to them as experts.
Tekrar bakarlar.They look again.
Sadece gezinmeye bakarlar, o kadar.They only care about promenading, nothing else.
Bear Stearns'ün paketlediği milyonlarca ipoteğe bakarlar. . .They're just doing the paperwork for my loan.
Ve aynı noktada dönerler ve sana bakarlar ve eğer onlaraAnd then at some point they turn around and they look at you. And if you tell them,
Öyleleri var ki, kendilerinden üstün kimse yok sanır, Herkese tepeden bakarlar.There is a generation, oh how lofty are their eyes! Their eyelids are lifted up.
Divanlar üzerinde oturup bakarlar.On couches face to face.
Divanlar üzerinde (oturup) bakarlar:Regarding them from their cushioned seats.
Tahtlar üstünde bakarlar.On couches face to face.
Tahtlar üstünden bakarlar.Regarding them from their cushioned seats.
Onlar orada koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.On couches face to face.
Koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.Regarding them from their cushioned seats.
Onların sana baktıklarını görürsün, bakarlar, ama görmezler.When you think they are looking at you, (in fact) they cannot see."
Biz ondan gündüzü soyar çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar.We strip off the day from it and they are left in darkness,
Tahtlar üzerinde etrafa bakarlar.On couches face to face.
Koltuklar üzerinde bakarlar:Regarding them from their cushioned seats.
Bir sure inince, "Sizi bir kimse görüyor mu?" diye birbirlerine bakarlar, sonra dönüp giderler.And whenever a Surah is sent down they look on at each other as though saying: observeth you anyone?
Küfre sapanlarsa zevk edip eğlenmeye bakarlar; davarların yediği gibi yer-içerler.As for the unbelievers, they enjoy the pleasures of this transient life and eat as cattle eat.
Genel olarak, batılı akademisyenlerin çoğu hadis külliyatlarına büyük bir ihtiyatla bakarlar.In general, the majority of western academics view the hadith collections with considerable caution.
Bir de bakarlar ki karanlıklar içinde kalmışlar."Siehe Lendringsen (Soest).
Carmen, Frasquita ve Mercedes iskambil kâğıtları ile oradakilerin fallarına bakarlar.Carmen, Mercédès und Frasquita befragen die Karten nach der Zukunft.
İlk önce Midyebaz'ın dolabına bakarlar.Es beruht auf dem Miyaguchi-Preneel-Schema.
Bunlar hemen başlarının çevresine bakarlar.Sie sind auf der Stirn zwischen den Augen eingelenkt.
Ilkbaharda hayvan sahipleri gidip hayvanlarini teslim alip kendileri bakarlardi.Im Spätherbst treiben ihre Besitzer die Tiere zusammen und suchen die Schlachttiere heraus.
Rakipler birbirlerine kutu kaptırmamaya bakarlar.Nicht allein Feinde überziehen einander mit Spott.
Birlikte ilk olarak Rita'nın çantasına bakarlar ve çantada, $50.000 para ve mavi bir anahtar bulurlar.Jesse findet eine Sporttasche von Ray, in der sich 50.000 Australische Dollar und eine Waffe befinden.
İlk önce Midyebaz'ın dolabına bakarlar.Première visite des toilettes de Mimi Geignarde.
Bu tarihte Bakarların dönmesine izin verilince, bölge yeniden eski adını aldı.Après la démission de celui-ci, la ville a repris son ancien nom.
Rakipler birbirlerine kutu kaptırmamaya bakarlar.Les banques se méfient les unes des autres.
Dizinin final sahnesinde hayatta kalanlar kratere bakarlarken, Dawn "Peki şimdi ne yapacağız?" diye sorar.En la escena final, mientras los sobrevivientes exploran el cráter, Dawn pregunta: «¿Qué vamos a hacer ahora?»
Üst yüzeyleri ile vücudun bir iç boşluğuna ya da dış yüzeyine bakarlar.Cierras los ojos; eres capaz de ver un lugar o algo que sucede».
Bir de bakarlar ki karanlıklar içinde kalmışlar."¡Y para que se viera su mala sombra!..."
Jack ve Locke birbirlerine bakarlar ve Locke Jack’in tam olarak ne planladığını anlar.Jack y Locke discuten sobre lo que deben hacer con su prisionero.
İlk önce Midyebaz'ın dolabına bakarlar.Se inicia el bordado del Tapiz de Bayeux.
Japonlar kimonolarına gözleri gibi bakarlar.I guotie assomigliano ai gyoza giapponesi.
Bunlar hemen başlarının çevresine bakarlar.Глаза их вездесущи.
Bir de bakarlar ki karanlıklar içinde kalmışlar."После этого они видят на горизонте отряд (предположительно подкрепление) в красных мундирах.
İlk önce Midyebaz'ın dolabına bakarlar.На первой снят фасад жилища Мэдисонов.
Eğer onlara kupa ve ödüller verirsem, onlar da istediklerimin icabına bakarlar.إذا أعطيتُهم كؤوسًا وجوائزًا فإنهم سيقتلون أنفسهم لأجل إنتاج ما أُريد.
Ilkbaharda hayvan sahipleri gidip hayvanlarini teslim alip kendileri bakarlardi.في البداية حاول الأخوة فقط إنقاذ أنفسهم وأقربائهم.
İlk önce Midyebaz'ın dolabına bakarlar.Primeiro pódio de Mika Häkkinen.
Kadınlar bu eserde hem neşeli bir şekilde, hem de adeta ressama poz verir gibi bakarlar.A cor desta imagem é clara e alegre, como no resto das cartas.
Bir de bakarlar ki karanlıklar içinde kalmışlar."Op beeldschermen daarin zijn de andere stellen zien.