bakıyorlar ile cümle
bakıyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Böylece çalışabilecek yaşta olan insanlara bakıyorlar, ve buna işgücü diyorlar.So they look for a subset of the people old enough to work, and they call that the labor force.
Gözlerini göremiyorsunuz; aşağı doğru bakıyorlar.You don't see her eyes; they're looking downward.
Bütün kemiklerimi sayar oldum, Gözlerini dikmiş, bana bakıyorlar.I can count all of my bones. They look and stare at me.
O (iş) sadece korkunç bir sesten ibarettir: Hemen onlar (diriltilmiş olarak) bakıyorlardır.There will only be a single jerk, and they will gape,
Sonra ona bir daha üflenmiştir, birden onlar kalkmış, bakıyorlardır.When the blast is sounded the second time, they will stand up all expectant.
Sonra sûra bir daha üflenmiştir. İşte hepsi ayağa kalkmış bakıyorlar.When the blast is sounded the second time, they will stand up all expectant.
Sonra ona bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayağa kalkmış bakıyorlar!When the blast is sounded the second time, they will stand up all expectant.
Onlar da bir tek haykırışa bakıyorlar. Öyle ki onun gecikmesi de yoktur.They await but a single blast which will not be repeated.
Sonra ona bir daha üflenmiştir. Bu defa da hep onlar kalkmışlar bakıyorlardır.When the blast is sounded the second time, they will stand up all expectant.
Artık onlar, kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelivermesine mi bakıyorlar?Do they wait for any thing but the Hour (of change), that it may come upon them suddenly?
İşte hepsi ayağa kalkmış bakıyorlar.They will be standing, looking on.
Bu defa da hep onlar kalkmışlar bakıyorlardır.They will be standing, looking on.
Eğitim, bilim ve kültür alanlarında faaliyet gösteren sendikalar konuya farklı bakıyorlar.Labour unions in the areas of education, science and culture see the issue differently.
Yunanlıların çoğu bu döneme nostalji ve gururla bakıyorlar.Most Greeks look back at this era with nostalgia and pride.
Hırvat diplomatlar, Güvenlik Konseyi görevine son derece zor ve önemli gözüyle bakıyorlar.Croatian diplomats consider its Security Council mandate to be extremely challenging and important.
Kosovalı Sırplar hâlâ Belgrad'a bakıyorlarKosovo's Serbs still look to Belgrade
Hepsi, üstünlüklerinden emin olarak geri kalanımıza yan gözle bakıyorlar. . . .There is a culture and attitudes and values and pressures on campus that are very different....
Şaşı bakıyorlar.Ils louchent.
Ancak felci daha da artar ve yazdıkları "Therese ve Laurent bana iyi bakıyorlar" olarak anlaşılır.Pero es interrumpida y sus palabras son malinterpretadas como "Thérèse y Laurent han cuidado bien de mí".
Hâlâ bakıyorlar.Stanno ancora guardando.
Diğer ülkeler topraklarımıza kıskançlıkla bakıyorlar.Другие страны с завистью смотрят на нашу территорию.
Diğer ülkeler bölgemize kıskançlıkla bakıyorlar.Другие страны с завистью смотрят на нашу территорию.
Doğrudan Ayasofya’ya bakıyorlardı.Посмотрел он внимательно на Русалку.
Kızlar birbirlerine bakıyorlar.De meisjes bekijken elkaar.
Aynada kendilerine bakıyorlar.Ze bekijken zichzelf in een spiegel.
Perslerin dini ve cenazevi işlerine bakıyorlardı.Badania dotyczyły wierzeń i obrzędów pogrzebowych.
Ancak felci daha da artar ve yazdıkları "Therese ve Laurent bana iyi bakıyorlar" olarak anlaşılır."Jag är villig att veta allt detta och mer", sade Zarathustra.
Hayvanlarına dikkat ve ihtimamla bakıyorlardı.Han värnade om djurs livsvillkor och fortlevnad.
Aynada kendilerine bakıyorlar.Ei se uita la ei înșiși în oglindă.
Hitler'le subaylar da haritanın üzerine eğilmişler, bakıyorlardı.Hitler và những người khác luôn nghiêng người xuống để xem tấm bản đồ.
Perslerin dini ve cenazevi işlerine bakıyorlardı.부제직에 있는 성직자들은 주교직과 사제직의 성직자들을 보좌한다.
On altıncı yüzyıl insanları, olaylara başka bir gözle bakıyorlardı.באופן דומה התבוננו אנשי המאה השש עשרה על השעון.
Herkes onu destekliyordu ve saltanatını kabul ediyordu. Samimi olarak ağzına bakıyorlardı.Svojej žene na všetko pritaká, opakuje po nej celé vety a musí ju pozorne počúvať.
Ailemi oluşturan şey mutluluk çünkü onlar bana bakıyorlar ve nazikler.A családomat a boldogság jellemzi, mert törődnek velem és kedvesek.
Ailemi oluşturan şey mutluluk çünkü onlar bana bakıyorlar ve nazikler.Ceea ce încheagă familia mea e fericirea pentru că toți mă iubesc și sunt buni cu mine.
Ailemi oluşturan şey mutluluk çünkü onlar bana bakıyorlar ve nazikler.Ce qui fait ma famille c'est le bonheur parce qu'ils prennent soin de moi et ils sont gentils.
Ailemi oluşturan şey mutluluk çünkü onlar bana bakıyorlar ve nazikler.우리 가족을 이루는 것은 행복이에요 왜냐하면 그들이 저를 돌봐주고 또 친절하니까요.
Ailemi oluşturan şey mutluluk çünkü onlar bana bakıyorlar ve nazikler.Lo que hace a mi familia es la felicidad porque ellos cuidan de mí y son amables.
Ailemi oluşturan şey mutluluk çünkü onlar bana bakıyorlar ve nazikler.Moją rodzinę tworzy szczęście, gdyż wszyscy troszczą się o mnie i są mili.
Ailemi oluşturan şey mutluluk çünkü onlar bana bakıyorlar ve nazikler.O que faz a minha família é a felicidade porque eles gostam de mim e são bons.
Ailemi oluşturan şey mutluluk çünkü onlar bana bakıyorlar ve nazikler.Quello che unisce la mia famiglia è la felicità perché si prendono cura di me e sono gentili.
Ailemi oluşturan şey mutluluk çünkü onlar bana bakıyorlar ve nazikler.Wat mijn familie uitmaakt, is geluk omdat ze om me geven en vriendelijk zijn.
Ailemi oluşturan şey mutluluk çünkü onlar bana bakıyorlar ve nazikler.Составляющая моей семьи — счастье, потому что они заботятся обо мне и добры.
Ailemi oluşturan şey mutluluk çünkü onlar bana bakıyorlar ve nazikler.מה שמייצג את המשפחה שלי זה שמחה בגלל שאכפת להם ממני והם נחמדים.
Ailemi oluşturan şey mutluluk çünkü onlar bana bakıyorlar ve nazikler.الذي يحدد الأسرة هو السعادة لأنهم يهتمون بي ولأنهم طيبون.
Ailemi oluşturan şey mutluluk çünkü onlar bana bakıyorlar ve nazikler.だって みんな親切で 僕を大事にしてくれるからです 僕の家族は愛でできてます だってみんな 大事にしてくれて 僕を守ってくれるからです
Ama, aynı zamanda, diğeri nerede diye sürekli bakıyorlar, ama ahh...Ale zároveň stále sledují, kde se ten druhý nachází. Ale...
Ama, aynı zamanda, diğeri nerede diye sürekli bakıyorlar, ama ahh...Á megbeszélésem lesz egy másik városban holnap reggel.
Ama, aynı zamanda, diğeri nerede diye sürekli bakıyorlar, ama ahh...Dar, în același timp se uitau așa .. unul la celălalt dar.. .
Ama, aynı zamanda, diğeri nerede diye sürekli bakıyorlar, ama ahh...Maar ze kijken wel waar de ander is.
Ama, aynı zamanda, diğeri nerede diye sürekli bakıyorlar, ama ahh...Mais en même temps, ils continuaient à regarder où se trouvait l'autre, mais...
Ama, aynı zamanda, diğeri nerede diye sürekli bakıyorlar, ama ahh...Pero, al mismo tiempo, siguen mirando hacia dónde se encuentra el otro. pero ahhh...
Ama, aynı zamanda, diğeri nerede diye sürekli bakıyorlar, ama ahh...Но тем не менее, каждый тайком смотрел, чем занимается другой.
Anlamsızca bakıyorlar.A szemeik lassan lecsukódnak.
Anlamsızca bakıyorlar.Begin te praten over de tangens van de visuele hoek en hun ogen worden glazig.
Anlamsızca bakıyorlar.C'est comme parler de la tangente de l'angle visuel.
Anlamsızca bakıyorlar.Deras ögon blir glasartade.
Anlamsızca bakıyorlar.Ihre Augen werden ganz glasig, nicht wahr?
Anlamsızca bakıyorlar.I loro occhi diventano vitrei.
Anlamsızca bakıyorlar.그 사람들의 시선은 그저 뚫어져라 쳐다보기만 하는거죠.