Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Caut ocazia de a crea un moment de tipul Turn Eiffel.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Cerco questa opportunità per creare un effetto Torre Eiffel, come lo chiamiamo.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Estou à procura desta oportunidade para criar um "momento Torre Eiffel", como lhe chamamos.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Estoy buscando la oportunidad de crear un momento de Torre Eiffel, como lo llamamos.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Hledám možnost vytvořit moment Eiffelovy věže, jak to nazýváme.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Ich suche eine Gelegenheit, für das, was wir Eiffelturm-Effekt nennen.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Ik zoek naar onze kans op een zogenaamd 'Eiffeltorenmoment'.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Jag söker efter möjligheten att skapa ett Eiffeltornsögonblick, som vi kallar det.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Je cherche l'occasion de créer un effet Tour Eiffel, comme nous l'appelons.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.저는 기회를 찾고 있습니다. 즉 "에펠탑 순간"을 창조하기 위해서 입니다.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Saya mencari kesempatan untuk menciptakan momen Menara Eiffel baru.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Szukam możliwości stworzenia czegoś, co nazywamy momentem Wieży Eiffela.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Tôi trông chờ vào cơ hội này để tạo nên khoảnh khắc tháp Eiffel, theo cách mà chúng tôi gọi nó.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Αναζητώ την ευκαιρία... να αναβιώσω μια στιγμή αντίστοιχη με εκείνη του Πύργου του Άιφελ, έτσι την ονομάζουμε.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Търся възможност да създадем момента на Айфелова кула, както го наричаме.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Я з нетерпінням чекаю можливості створити так званий момент Ейфелевої вежі.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.Я ищу возможность создания "поворотного момента Эйфеля", как мы его называем.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.אני מחכה להזדמנות זו כדי ליצור רגע מגדל אייפלי, כך אנחנו קוראים לזה.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.أنا أنظر لهذه الفرصة لخلق لحظة برج ايفل كما نسميها.
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.作リ出したいのです 木造建築は世界中で 高層化されています
Buna kendi deyimimizle bir Eyfel Kulesi anı yaratmak fırsatı olarak bakıyorum.我正喺度搵緊一個機會 締造另一個「巴黎鐵塔時刻」
Burada bir iş yapıyorum, o da ne yaptığıma bakıyor.A já dělám tento úkon a on jej pozoruje.
Burada bir iş yapıyorum, o da ne yaptığıma bakıyor.A tu vykonávam túto úlohu, a on to kontroluje.
Burada, bir sömürü içeren, bir resim dosyasının Hex yığınına bakıyorum.To plik obrazu wykorzystujący błąd w programie. (exploit) Jego widok szesnastkowy.
Burada, bir sömürü içeren, bir resim dosyasının Hex yığınına bakıyorum.Vemos o conteúdo hexadecimal de um ficheiro de imagem que contém um código malicioso.
Burada, bir sömürü içeren, bir resim dosyasının Hex yığınına bakıyorum.Εδώ, κοιτάω το χεξ νταμπ ενός αρχείο εικόνας, το οποίο περιέχει ένα εξπλόιτ.
Burada, bir sömürü içeren, bir resim dosyasının Hex yığınına bakıyorum.Ми бачимо шістнадцятковий код файлу з зображенням, який містить експлойт.
Burada, bir sömürü içeren, bir resim dosyasının Hex yığınına bakıyorum.Това, което гледам сега е съдържанието на една картина в "хекс" символи, които съдържат вирусен код.
Burada, bir sömürü içeren, bir resim dosyasının Hex yığınına bakıyorum.Это шестнадцатеричный код файла изображения, содержащего эксплойт.
Burada, bir sömürü içeren, bir resim dosyasının Hex yığınına bakıyorum.כאן אני מסתכל על המידע ההקסדצימלי של קובץ תמונה, שכולל קוד זדוני.
Burada, bir sömürü içeren, bir resim dosyasının Hex yığınına bakıyorum.هنا انا انظر الى مكب الهكس لملف صورة الذي يحتوي على تهديد امني
Burada da bir tane ayna olsun. Ayanaya yandan bakıyoruz. İşte aynamız bu.ופה יש לי מראה, זה מראה, ומסתכלים אליו מהצד, רגע אני יכול לצייר יותר טוב מזה
Burada durmuş, cezbedici erkekliğine bakıyorum sadece.Ich stehe hier nur einfach, Schwimmend in deine Eleganz von dein ungottlichen Männlichkeit.
Burada durmuş, cezbedici erkekliğine bakıyorum sadece.Je reste là à admirer l'élégance impie de ta masculinité.
Burada durmuş, cezbedici erkekliğine bakıyorum sadece.Sono semplicemente qui, ammaliato dall'eleganza della tua virilita'.
Burada durmuş, cezbedici erkekliğine bakıyorum sadece.Στέκομαι εδώ, κολυμπώντας στην κομψότητα της απίστευτης ανδροπρέπειάς σου.
Burada durmuş, cezbedici erkekliğine bakıyorum sadece.Я просто стою и наслаждаюсь ароматом твоей мужественности.
Burada durmuş, cezbedici erkekliğine bakıyorum sadece.オッケー、またね
Buradaki arkadaş Braque'ın bir resmine bakıyor. ve resim ona barok, baraka, barka, kaniş veTale možakar gleda Braquovo sliko. Spominja ga na barok, barako, lajež (bark), pudlja,
Bu duruma herkes CIA'in büyük rol oynadığı bir karanlık dönem olarak bakıyor. Bu doğru.To je bilo obdobje, ki ga dandanes skoraj vsi označujejo za temačno in v katrem je Cija igrala pomembno vlogo.
Bu duruma herkes CIA'in büyük rol oynadığı bir karanlık dönem olarak bakıyor.Det var en period som nästan alla idags läge anser som mörk tid och i vilka CIA har spelat en viktig roll.
Bu duruma herkes CIA'in büyük rol oynadığı bir karanlık dönem olarak bakıyor.Foi um tempo que, hoje, por quase todos, é recordado como uma época negra. E a CIA teve um papel importante.
Bu duruma herkes CIA'in büyük rol oynadığı bir karanlık dönem olarak bakıyor.To były czasy, które prawie wszyscy obecnie określają jako bardzo ciemny okres, CIA odegrała w tym ważną rolę
Bu duruma herkes CIA'in büyük rol oynadığı bir karanlık dönem olarak bakıyor.Ήταν μια περίοδος την οποία σχεδόν όλοι πλέον... θεωρούν σκοτεινή, στην οποία η CIA έπαιξε κυρίαρχο ρόλο.
Bu duruma herkes CIA'in büyük rol oynadığı bir karanlık dönem olarak bakıyor.Почти всички днес считат този период за черен. ЦРУ е имала основно участие в него.
Bu duruma herkes CIA'in büyük rol oynadığı bir karanlık dönem olarak bakıyor.,זו הייתה תקופה ,שכמעט כולם היום ,"מכנים "זמנים אפלים .היה תפקיד מפתח CIA-שבה ל
Bu duruma herkes CIA'in büyük rol oynadığı bir karanlık dönem olarak bakıyor.闇の時代としてCIAが 大きな役割を果たしました そのとおりですあの政権崩壊に 大きな役割を果たしました
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:Prohlédli si je a řekli: "Jeden má 17 zubů a ten největší má 12 zubů."
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:Ránéztek a koponyákra és azt mondták, "Az egyiknek 17 foga van, a legnagyobbnak pedig csak 12.
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:Se uitau la ei şi au spus, " Unul are 17 dinţi, şi cel mare are 12 dinţi.
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:Sie untersuchten die Tiere und sagten, "Einer hat 17 Zähne, und der größte hat nur 12 Zähne.
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:Ze keken naar ze en zeiden:
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:Они взглянули на них и сказали:
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:Те ги разгледаха и казаха:
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:הם מסתכלים עליהם והם אומרים " לאחד יש 17 שיניים ולגדול יותר יש רק 12.
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:نظروا اليهما وقالوا," احدهما لديه 17 سناً والكبير لديه 12 سناً
Bu iki dinozora bakıyor ve şöyle diyorlardı:「一方は歯が17本あり 大きい方は12本ある これは全くナンセンスで
Bu kötüydü. Toprağa bakıyordum.Byl jsem jednou nohou v hrobě.
Bulgaristan'dan Desi. Desi kocası öldükten sonra dört çocuğuna bakıyordu.Desi, din Bulgaria, îşi creştea liniştită cei patru copii când soţul ei a murit.
Bulgaristan'dan Desi. Desi kocası öldükten sonra dört çocuğuna bakıyordu.Oder Desi aus Bulgarien, die sich zu Hause um ihre vier Kinder kümmerte, bis ihr Ehemann starb.