Bakıyor musun? Gün doğumuna daha yarım saat var.Κοίταξε το ρολόι σας.
Bakıyor musun? Gün doğumuna daha yarım saat var.Подивіться на свій годинник.
Bakıyor musun? Gün doğumuna daha yarım saat var.Посмотрите на свои часы.
Bakıyor musun? Gün doğumuna daha yarım saat var.نظرة على ساعتك.
Bakıyor musun? Gün doğumuna daha yarım saat var.あなたはそれを見ていますか?
Bakıyor musun?Ön nézi meg?
Bakıyor musun?Te uiţi la ea?
Bakıyor musunuz? Çok kötü... Ah, bakın ona.regardez moi ca. tellement triste... ah...regardez le.
Bakıyor musunuz?Moet je nou zien.
Bakıyor musunuz?Schau dir das an.
Bakıyor musun?Vidíte je?
Bakıyor musun?Vous la voyez ?
Bakıyor musun?Търсите ли го?
- Bakıyor muydum?M-am uitat?
- Bakıyor muydum? - Muhtemelen göz yaşlarımı görmüşsündür.Deed ik dat?
- Bakıyor muydum? - Muhtemelen göz yaşlarımı görmüşsündür.Je le regardais?
- Bakıyor muydum?Néztem?
- Bakıyor muydum?هل كنت ؟
Bakıyor mu?Για να το δει;
Bakıyorsunuz ki millet tartışıyor bile, arkadaş arkadaşa, çiftler halinde, yazarak, vs.Deci oamenii se contrazic, prieten cu prieten, în perechi, în scris, oricum.
Bakıyorsunuz ki millet tartışıyor bile, arkadaş arkadaşa, çiftler halinde, yazarak, vs.Do đó bạn thấy nhiều người đang phản biện lẫn nhau, bạn với bạn, trong từng cặp, từng cuốn sách...
Bakıyorsunuz ki millet tartışıyor bile, arkadaş arkadaşa, çiftler halinde, yazarak, vs.그러면 사람들이 이제 갑론을박을 시작할 것입니다. 친구끼리, 한 쌍이 돼서, 뭐 어떻게든요.
Bakıyorsunuz ki millet tartışıyor bile, arkadaş arkadaşa, çiftler halinde, yazarak, vs.Les gens commencer à argumenter les uns contre les autres, ami contre ami, par paire, tout seul, etc.
Bakıyorsunuz ki millet tartışıyor bile, arkadaş arkadaşa, çiftler halinde, yazarak, vs.Quindi avrete gente che litiga, amico contro amico, a coppie, in gruppo, come volete.
Bakıyorsunuz ki millet tartışıyor bile, arkadaş arkadaşa, çiftler halinde, yazarak, vs.Studenti začnou mezi sebou argumentovat, přítel proti příteli, ve dvojicích, diskuzí, jakkoliv.
Bakıyorsunuz ki millet tartışıyor bile, arkadaş arkadaşa, çiftler halinde, yazarak, vs.Zachęcasz do gorących dyskusji, kolega przeciw koledze, w parach, zapisując wyniki itp.
Bakıyorsunuz ki millet tartışıyor bile, arkadaş arkadaşa, çiftler halinde, yazarak, vs.Вот тут начинаются споры, друзья спорят с друзьями, в парах, начинают писать, и т.д.
Bakıyorsunuz ki millet tartışıyor bile, arkadaş arkadaşa, çiftler halinde, yazarak, vs.И получаваш хора, които спорят един с друг, приятел срещу приятел, по двойки.
Bakü yarım ay şeklinde bir koy ve bizim planladığımız Zira adasına tepeden bakıyorAlso Baku ist diese Bucht in Form eines Halbmonds, gegenüber der Insel Zira, die wir planen.
Bakü yarım ay şeklinde bir koy ve bizim planladığımız Zira adasına tepeden bakıyorBaku egy ilyen félhold alakú öböl, Zira szigetére néz, a sziget ahova tervezünk.
Bakü yarım ay şeklinde bir koy ve bizim planladığımız Zira adasına tepeden bakıyorBaku é questa sorta di baia a mezzaluna che domina sull'isola di Zira, l'isola che stavamo pianificando.
Bakü yarım ay şeklinde bir koy ve bizim planladığımız Zira adasına tepeden bakıyorBásicamente, Bakú es una bahía con vistas a la isla de Zira, la isla que estábamos planificando.
Bakü yarım ay şeklinde bir koy ve bizim planladığımız Zira adasına tepeden bakıyorIn feite is Baku een halvemaanvormige baai die uitkijkt over het eiland Zira, het eiland wat we plannen.
Bakü yarım ay şeklinde bir koy ve bizim planladığımız Zira adasına tepeden bakıyor기본적으로 "바쿠"는 초승달 모양의 해변이고 우리가 계획한 섬, "지라"가 바라보이는 곳입니다.
Bakü yarım ay şeklinde bir koy ve bizim planladığımız Zira adasına tepeden bakıyorTakže Baku je vlastne polkruhová zátoka, s výhľadom na ostrov Zira, ostrov, ktorý máme naprojektovať.
Bakü yarım ay şeklinde bir koy ve bizim planladığımız Zira adasına tepeden bakıyorΒασικά το Μπάκου είναι ένας ημισεληνοειδής κόλπος απέναντι από το νησί Ζίρα, που σχεδιάζουμε.
Bakü yarım ay şeklinde bir koy ve bizim planladığımız Zira adasına tepeden bakıyorВ основни линии, Баку е този нещо като сърповиден залив, с изглед към остров Зира, островът, който планирахме.
Bakü yarım ay şeklinde bir koy ve bizim planladığımız Zira adasına tepeden bakıyorאז בעיקרון באקו זה סוג של מפרץ בצורת סהר שמשקיף על האי זירה, האי שאנחנו תכננו.
Bakü yarım ay şeklinde bir koy ve bizim planladığımız Zira adasına tepeden bakıyorحيث أن باكو عاصمة أذربيجان نوعاً ما هي عبارة عن خليج على شكل هلال أساساً تطل على جزيرة زيرا حيث نقوم بالبناء
Bakü yarım ay şeklinde bir koy ve bizim planladığımız Zira adasına tepeden bakıyor僕らの計画する島 ジラ島を見渡せます 彼らの国旗の図像に似ています
Barok resim tarzının tipik özelliklerini taşıyan bir esere bakıyoruz, daha hareketli bir kompozisyon var.Díváme se na více aktivní kompozici, která je více typická pro baroko.
Batılı düzenin ikonuna da bakıyoruz. .Wydaje mi się że to próba naladowania obrazów modelek Sirhata, tego, gdzie modelki ubierajš się w studiu.
"Bay Holmes duyuyorum," arkadaşım yanıtladı sorgulayan ve ona bakıyor biraz da şaşkın bakışları.and出題彼女を見て むしろびっくり視線。 "確かに!
"Bay Holmes duyuyorum," arkadaşım yanıtladı sorgulayan ve ona bakıyor biraz da şaşkın bakışları."Én vagyok Mr. Holmes, felelte társam, nézett rá a kérdező és inkább meghökkent tekintetét.
"Bay Holmes duyuyorum," arkadaşım yanıtladı sorgulayan ve ona bakıyor biraz da şaşkın bakışları."Eu sunt domnul Holmes, răspunse tovarăşul meu, uita la ei cu un întrebătoare şi destul de speriat privirea.
"Bay Holmes duyuyorum," arkadaşım yanıtladı sorgulayan ve ona bakıyor biraz da şaşkın bakışları."Ich bin Mr. Holmes", antwortete mein Begleiter, sah sie mit einem fragenden und eher erschrocken Blick.
Bazen içeriden bakıyorum.A veces miro desde dentro con egocentricidad
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Alors parfois je regarde de l'intérieur, comme l' "ÉgoCentrisme" et les cercles restreints.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Czasem patrzę od środka, jak EgoCentryCzność i kręgi wewnętrzne.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Então, algumas vezes vejo do interior, como em "EgoCentriCidade" e nos círculos concêntricos.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Manchmal schaue ich von Innen heraus, wie EgoCentriCity ("Egocentrik-Stadt") und die inneren Kreise.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Néha a belsőt vizsgálom, mint az énközpontúság és a belső körök.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Někdy se dívám zevnitř, egocentricky a ve vnitřních kruzích.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Niekedy sa na veci pozerám z vnútra, ako EgoCentriCity a jeho vnútorné kruhy.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Qualche volta lo vedo dall'interno, vedo l'egocentrismo e i circoli ristretti.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Soms kijk ik vanuit de binnenkant, zoals egocentrisme en de besloten kring.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Terkadang saya melihat dari dalam seperti egosentrisme, dan lingkaran dalamnya.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Uneori văd din interior, ca egocentrismul şi cercurile interioare.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Άλλοτε κοιτάζω από το εσωτερικό, σαν την Πόλη της ΕγωΚεντρικότητας και τους εσώτερους κύκλους.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Иногда я смотрю изнутри, с позиций эгоцентричности и внутренних кругов.