Onlara iyi bakın.Look out for them.
Oncelikle, sunun şekline bir bakın, gerçekten izlemesi muhteşem.First of all, look at the shape -- it's just wonderful to look at.
Yani -- ya da Google'a bakın.Or look at Google.
Yani, hangi terime bakıyorsanız bakın, öncekilerden bir kere daha eksi 6 çıkarırsınız. .So whatever term you're looking at, you subtract negative 6 one less than that many times.
Bu yüzden, Tanrım, bakın bütün bu bela gidiyor, bütün bu bela.So, my God, look at all this trouble is going, all this trouble.
Oh, yüzüne bir bakin...Oh, just look at his face! He had a sense of nobility flowing out of him!
Fakat bir de güney yarımküreye bakın.But look in the southern hemisphere.
Metanın nerede olduğuna bakın, metan çok pürüzlü bir arazide.Look where the methane is, the methane is in a very rough terrain area.
Erkekler dünyayı yönetiyor ve bakın nasıl berbat bir durumdayız.Men run the world, and look at the mess we have.
Şu salona bir bakın -- bütün bu bilgi, enerji, yetenek ve teknolojiye bakın.Look around in this room -- all this knowledge, energy, talent and technology.
Derken, biraz körü körüne, sen diledi iyi geceler ve Temple için başladı kocam bakın.Then I, rather imprudently, wished you good-night, and started for the Temple to see my husband.
Dıştan bakınca elin ayağın, bir ayıya benziyor..Well, appearance-wise your face looks like a bear's feet...
Bakın, Dr. Kean o düşünce dönüşümünü yaşamış.See, Dr. Kean made that shift in thinking.
Cevaplamadan önce bu haritaya bakın.Before you answer that, have a look at this map.
Daha yakından bakınca göreceğiniz Bertie County, eyaletin doğu tarafında yer alıyor.Bertie County is in the eastern part of the state.
Dünyaya geniş açıdan bakınca üzerinde yaşayanları insan olarak görme beceriniz kayboluyor.Because, when you zoom out that far, you lose the ability to view people as humans.
Bakın, yanlışmışım.See, so I was actually wrong.
Bakın bunun için ne yaptılar.So, look what they did.
Bakın ne söyleyeceğim.Well, I'll tell you what.
Ailelerin ne dediğine bakınLook at what their parents says.
Demek istediğim, şu grafiğe bakın.I mean, have a look at this graph.
Gökyüzüne bakın.Look at the sky.
Şuna bakın.Look at that.
Karşılaştığınız insanların yüzlerine bakın.Look at the faces of people whom you meet.
Ürünün gittiği yer için değer önerisi kutusuna bakın.Where the product goes and see the box labeled value proposition.
Ve işe bakın ki, Katie yazı yayınlandıktan sonra onu aramış.And, to his credit, Katie called him up after this op-ed piece came out, and said,
Şangay'ın siluetine bir bakın.Look at the skyline of Shanghai.
Bu karşılaştırmaya bakınca demokrasinin ekonomik büyüme açısından oldukça iyi olduğunu görüyoruz.By that comparison, democracy looks very, very good in terms of economic growth.
Ama dünyamıza bakın.But now look at our world.
Ve, Pakistan'da beni ağırlayanlar "Bakın, bize karşı kibar olmayın.And my hosts in Pakistan said, "Look, don't be too polite to us.
Psikolog, insan ya da hayvan davranışını inceleyen bilim insanıdır. Psikoloji sözcüğüne bakın.A psychologist is a scientist who studies behavior in humans or animals.
Şu balığa bir bakınSo take a look at that animal.
Derisinin ne kadar parlak olduğuna bir bakın, benim yansımamı görebiliyorsunuz.Watch how shiny the skin is; you can see my reflection there.
Ben etrafıma bakınırken; sınırlar, duvarlar veya kilitler görmemI make the world you live in... ...and I can reshape that world if I feel like it.
Bazı taş aletlere bakın.Look at some stone tools.
Aynaya bakın.Look in the mirror. You're it.
Kendi bahçenize bakın.Look in your own backyard.
Kendi bahçenize bakın, hatta, aynaya bakın.Look in your own backyard, in fact, look in the mirror.
Tsunami yardımlarına bir bakın, ilham verici.Look at the response to the tsunami -- it's inspiring.
Gates Vakfına bakın.Look at the Gates Foundation.
Bakın Genelde yüz temizleme olayından bahsettiğim zaman,But look what happens when you first shave in the direction the hair grows.
Bakın, tam burda!Right there!
Ama, Bakın! Sakın sabahın üçünde yazıcınızı tamir etmemi istemek için aramayın.And don't you all call me at three a.m. asking me to fix your printer.
Şu harika özelliklere bir bakın." Ve Verizon şöyle dedi, "Hmmm, hayır."Look at these cool features." And Verizon is like, "Hmm, no.
Basit bir sonuç, hatta belki de, bakınca direkt doğru gibi gözüküyor.A fairly simple result, that maybe is even, if you look at this, that looks about right.
Şimdi, bakın, bu ülkede bilim okur yazarlığının içler acısı hali hakkında çok şeyler yazıldı.Now, look, a lot has been written about the deplorable state of science literacy in this country.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Let me just say, look, my job is a privilege because we're in a special time.
Eveet derhal bakın.Well, look immediately.
"Peki şimdi alacaktır?" Grete dedi ve onun etrafına bakındı."So what shall we take now?" said Grete and looked around her.
Bu büyüklüğün ne kadar minik olduğunu anlamak için güneş sisteminin boyutlarına bakın.To give you a sense of how small that size is, that's the size of our solar system.
Ah, bakın ona.Hah..look at him.
Pekala, şuna bakın!Well, now. Look at this!
Bakın... Yüzebiliyorum!Look...I can swim!
"Yaklaşık on dakika içinde pencereden dışarı bakın ve göreceksiniz," kadın yanıtladı."Look out of the window in about ten minutes and you'll see," the woman answered.
"Dünyanın queerest şey yaşlı adam bakın.It was the queerest thing in the world to see the old fellow.
"Ben bahçeye tüm gidin ve bakın." O atlamak değildi, ama yürüdü."I will go all over the garden and look." She did not skip, but walked.
"Buraya bakın, o ona bakmak için yuvarlak dönüm, aniden söyledi."See here," he said suddenly, turning round to look at her.
- Şuna bakın.- Look at that.
O yüzden şu boşluğa dikkatli bakın.So watch this space.
Hanımlar, bakın bu her defasında işe yarıyorLadies, this works every time.