Ana içeriğe geç
Sözlük

bakımsız ile cümle

bakımsız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Mülteciler dar, bakımsız arka sokakta yaşıyordu.The refugees were living in a narrow, squalid backstreet.
Sabah saatin beşinde dağınık ve bakımsız olmamı umarım kimse önemsemez.I hope nobody minds my being straggly and unkempt at five in the morning.
Ev bakımsızlık belirtileri gösteriyor.The house shows signs of neglect.
Yer utanç verici bir biçimde bakımsızdı.The place was shamefully neglected.
Tom bakımsız koşullarda büyüdü.Tom grew up in squalid conditions.
David, Kate, Ross ve Woody, Woody'nin çocukluğunun geçtiği eve giderler, düzensiz ve bakımsızdır.David, Kate, Ross and Woody tour the former's childhood home, which has fallen into disrepair.
Şu anda bu pınarlar bakımsız bir halde kendi kaderine terkedilmiştir.It currently sits vacant waiting its fate.
Bu gün bakımsız ve harap durumdadır.It is now empty and redundant.
Bu yıllarda stat terk edilmiş bir şekilde bakımsız olarak kaldı.In those years, it remained in a squalid state of neglect.
Daha sonraki dönemlerde kalenin üst kısmı, bakımsızlık ve doğal tahribatlar dolayısıyla yıkılmıştır.Over half of the building had succumbed to neglect and the forces of nature.
Pek çok ev bakımsız ve terkedilmiştir.Many of them were destitute and jobless as well as being homeless.
Eski Osmanlı evleri bakımsızlıktan yok oldu.Their former friendship was irretrievably broken.
Ancak bu kümbetin bakımsızlıktan bazı yerleri önemli ölçüde tahrip olmuştur.However, that thick atmosphere was somehow lost to space.
Bakımsızdır ama 3 katlı mağara evleri görülmeye değerdir.Within the cruciform monastery site, the ruins of three churches can be seen.
Caio Jordão Carvalho, SMART kodunu bakımsız libatasmart'tan smartmontools'a taşıdı.Caio Jordão Carvalho ported S.M.A.R.T. code away from unmaintained libatasmart to smartmontools.
Józsefváros çoğunlukla güzel iç mekanlara sahip eski, genellikle bakımsız konut binalarından oluşur.Józsefváros mostly consists of old, often neglected residential buildings with nice interiors.
Türk illerinin kalbi olan Anadolu bakımsızdır.Die Rolle als Vertretung der indigenen Völker Russlands ist zwiespältig.
Bu yıllarda stat terk edilmiş bir şekilde bakımsız olarak kaldı.Seit Jahrzehnten befindet er sich in einem vernachlässigten Zustand.
Bu sinema salonu küçük ve bakımsızdır.Messels Output für das Kino ist spärlich und von hoher Qualität.
Köye ulaşımı sağlayan yol topraklı olup bakımsızdır.Die Ausbreitung des Gebietes nach Osten ist spekulativ und nicht gesichert.
Bu gün bakımsız ve harap durumdadır.Heute steht sie leer und verfällt.
Bazı kaynaklara göre İran devleti türbeyi bakımsız bırakmıştır.Selon certaines sources, la majorité du peuple iranien serait insatisfaite du régime,.
İnsanlar bizim ne kadar bakımsız olduğumuzu konuşup duruyor hatta."J'attends des gens qu'ils restent discrets ».
Bu gün bakımsız ve harap durumdadır.Actuellement ruiné et sans emploi.
Pek çok ev bakımsız ve terkedilmiştir.La casa estuvo mucho tiempo deshabitada y abandonada.
Ancak bu kümbetin bakımsızlıktan bazı yerleri önemli ölçüde tahrip olmuştur.Sin embargo, parece sorprendente que estos elementos arquitectónicos fuesen desplazado tan gran distancia.
Bu gün bakımsız ve harap durumdadır.Ahora está en la ruina y desempleado.
Daha sonra bakımsızlıktan dolayı yıkıldı ve günümüze ulaşamadı.Nos hemos quedado sin excusas y nos estamos quedando sin tiempo.
Ancak bu tesis de yol güzergahının değişmesiyle bakımsızlıktan yıkılma noktasına gelmiştir.Si distinguevano anche per la scatola del cambio priva di nervature.
İki çeşmesinden biri restorasyon görmüş diğeri bakımsız vaziyettedir.Из окна они видят двух мужчин, один из которых по-видимому болен.
Bu gün bakımsız ve harap durumdadır.Теперь он в гневе и печали.
Bu yıllarda stat terk edilmiş bir şekilde bakımsız olarak kaldı.Многие годы это состояние оставляли без лечения.
Anıtın son yıllarda bakımsız kalması eleştiri konusu olmuştur.Автобиография остается объектом критического внимания в последнее десятилетие.
Pek çok ev bakımsız ve terkedilmiştir.الكثير من البيوت مهملة و مهجورة.
1971 yılında ise hapishane bakımsızlıktan dolayı kapatıldı.Em 1971, devido a deterioração das estruturas, a prisão foi fechada.
Irving 1835'de Tarrytown, New York'taki bakımsız bir kulübeyi ve onun nehir kenarındaki arazisini satın aldı.Em 1835, Irving comprou uma casa em Tarrytown.
Bu gemiler bakımsız olsa da kullanılmaktadır.Todos disseram: Este navio é inafundável.
Ancak bu tesis de yol güzergahının değişmesiyle bakımsızlıktan yıkılma noktasına gelmiştir.A intensidade das tempestades parece estar também ligada à gradual mudança de estação.
1971 yılında ise hapishane bakımsızlıktan dolayı kapatıldı.Echter moest het juvenaat reeds in 1971 sluiten wegens gebrek aan belangstelling.
Bu sinema salonu küçük ve bakımsızdır.Kino posiadało dużą i małą salę.
Aküler kalıcı olarak sızdırmaz değildir, fakat bakımsız olarak isimlendirilmiştir.Hamulce nie są elementem trwałym i wymieniane są według potrzeb.
Bu bakımsız durumu 1930'lu yıllardan kalma fotoğraflarda da görülmektedir.Tak jak pozostali staje się nieśmiertelny w 1930 roku.
Cami bakımsızlıktan zamanla harab olmuştur.Тай правив у неспокійну для Рюкю епоху.
Daha sonra bakımsızlıktan dolayı yıkıldı ve günümüze ulaşamadı.Тепер він став ще небезпечнішим через невразливість і зупинити його практично неможливо.
Bu gemiler bakımsız olsa da kullanılmaktadır.Ця команда використовується без параметрів.
Bu gün bakımsız ve harap durumdadır.Dnes je opuštěná a zdevastovaná.
Tavşanlı karayolu çok bakımsızdır.Údolí Třešťského potoka je výrazně nesouměrné.
1990'larda rayların bakımsızlığı nedeniyle az hasarlı raydan çıkma olayları yaşandı.Multe linii feroviare au fost închise după 1990 din cauza lipsei de venituri.
İki çeşmesinden biri restorasyon görmüş diğeri bakımsız vaziyettedir.Consta în două straturi de cauciuc, unul vulcanizat iar celălalt netratat.
Uzun bir süre bakımsız kalan saat 2001'de gece ışıkları eklenerek tekrar renove edildi.După ce a fost nefuncțional pentru o perioadă de timp, farul a fost reaprins în anul 2001.
Yer utanç verici bir biçimde bakımsızdı.Locul a fost neglijat într-un mod rușinos.
Şu anda bu pınarlar bakımsız bir halde kendi kaderine terkedilmiştir.Ezen pokoli lárma közt jöttek-mentek céltalanul.
Bu gün bakımsız ve harap durumdadır.Jelenleg lakatlan, elhanyagolt állapotban áll.
Pek çok ev bakımsız ve terkedilmiştir.Siellä oli paljon purkukuntoisia ja asuinkelvottomia taloja.
Bu bakımsız durumu 1930'lu yıllardan kalma fotoğraflarda da görülmektedir.Vahvistamattomat lähteet kertovat vastaavanlaisista tapahtumista jo 30-luvulla.
En çok, savaş yaralarında, kirli ve bakımsız yaralarda görülür.Dette sker primært som reaktion på klager over beskidte og ineffektive hospitaler.
Dışarıdaki duvarların, genellikle tamamen bakımsız, 10,5 ila 11,3 km ile şehri çevrelediği tahmin edilir.De ytre murene, mesteparten forfalt, ble anslått til å være mellom 10,5 og 11,3 km i lengde.
Duyulmamasının nedeni ise bakımsızlık ve duyarsızlık denilebilir.Former for skyld er forsett og uaktsomhet.
David, Kate, Ross ve Woody, Woody'nin çocukluğunun geçtiği eve giderler, düzensiz ve bakımsızdır.David, Ross, Kate dan Woody berkeliling ke rumah masa kecilnya yang telah runtuh.
Bakımsızdır ama 3 katlı mağara evleri görülmeye değerdir.現在に段築は見られないが、墳丘は3段築成とされる。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod