Siz çocukken ben sizin bebek bakıcınızdım.I was your babysitter when you were a kid.
Birbirimize tıpa tıp benziyoruz, bir bakıma.We're cut from the same cloth, as it were.
Bütün karıncalara bakın.Look at all those ants.
Tom, Mary'nin Boston'da çektiği resimlere bakıyor.Tom is looking at the pictures Mary took in Boston.
Ben güzel bir kadına bakıyordum.I was looking at a pretty hen.
Tom annesinin bakımını üstleniyor.Tom looks after his mother.
Tom otuz yaşından fazla ama o hâlâ mali bakımdan ailesine bağlı.Tom is over thirty, but he's still financially dependent on his parents.
Tom, Mary'ye çocuklarının bebek bakıcılığını yapmasını istediğini söyledi.Tom told Mary that he wanted her to babysit his children.
Zakkumlar az bakım gerektirir.Oleanders require little care.
Çocuklarımızın bakımı yapılıyor.Our children are being cared for.
Çocukluğumda buraya gelip etrafa bakınıp düşünürdüm.In my childhood, I used to come here, look around and think.
Genç kıza bakıyordum.I was looking at the young girl.
Güzel bir güle bakıyorduk.We were looking at a beautiful rose.
Biz güzel bir güle bakıyorduk.We were looking at a beautiful rose.
Onun yüzündeki o bakışı unutamam.I can't forget that look on her face.
Neden saatime öyle bakıyorsun?Why are you staring at my watch like that?
Tom pazartesi günü bizim için bebek bakıcılığı yapmayı kabul etti.Tom has agreed to babysit for us on Monday.
Bunu benim bakış açısından görmeye çalışın.Try to see it from my point of view.
Bunu onun bakış açısından görmeye çalışın.Try to see it from his point of view.
Bunu onun bakış açısından görmeye çalış.Try to see it from her point of view.
Bunu onların bakış açısından görmeye çalışın.Try to see it from their point of view.
Tom loş ışıklı odada oturarak duvara bakıyordu.Tom sat in the dimly-lit room, staring at the wall.
Tom rıhtıma oturmuş, yüzen çocuklara bakıyordu.Tom sat on the dock, looking at children swimming.
Leyla bakireydi.Layla was a virgin.
Keyfinize bakıyor musunuz?Are you guys enjoying yourselves?
Onu Tom'un bakış açısından görmeye çalışın.Try to see it from Tom's point of view.
Tom çocuklarına bakıcılık yapması için Mary'ye para verdi.Tom paid Mary to babysit his kids.
Tom'un çocuklarımıza bakıcılık yapmaya istekli olacağını mı düşünüyorsun?Do you think Tom would be willing to babysit our kids?
Sami, Leyla'nın köpeğine bakıyordu.Sami cared for Layla's dog.
Leyla'nın gerçek adı Salima Bakir'dir.Layla's real name is Salima Bakir.
Sami evde bir iguana bakıyordu.Sami kept an iguana at home.
Tom sonuçlara bakılmaksızın onu yapacağını söylüyor.Tom says he'll do that regardless of the consequences.
Sami veriyor ve bakıyordu.Sami was giving and caring.
Tom balkonda güneşin batışına bakıyordu.Tom was on the balcony, looking at the sunset.
Tom çocukları için bir çocuk bakıcısı tuttu.Tom got a babysitter for his children.
Tom, çocukları için bir bebek bakıcısı kiraladı.Tom hired a babysitter for his children.
Tom, kasabadan çıktığımızda çocuklarımıza bebek bakıcılığı yapıyor.Tom has been babysitting our children whenever we're out of town.
Ona Tom'un bakış açısından bakmaya çalışın.Try to look at it from Tom's point of view.
Tom bakılmaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like to be stared at.
Ne bakıyorsun?So, what're you looking at?
Tom sevgilisinin yaşadığı yere dalgın bir şekilde bakıyor.Tom gazes wistfully over the rooftops to where his lover lives.
Bu günlerde kaybolmuş gençliğimize hasretli bir şekilde geri dönüp bakıyoruz.These days we look back wistfully towards our lost youth.
Tom kızını günlük bakımda aldı.Tom picked up his daughter at day care.
Tom günlük bakımda kızını aldı.Tom picked up his daughter at day care.
Mary'nin her zaman bakımlı tırnakları vardır.Mary always has well-manicured fingernails.
Gökyüzüne bakın ve mümkünse yıldızları sayın.Look up at the sky, and number the stars if you can.
Bakın kim geldi!Look who is here!
Kurşun ve demir bakırcıyı beslemelidir.Lead and iron must feed the coppersmith.
Seni sadece bakışlarımdan biri ile öldüreceğim.I will assassinate you with only one of my looks.
Tom ormana bakındı.Tom looked around the forest.
Benim bakış açımdan, eylemi göremiyorum.From my vantage point, I can't see the action.
Tom başka bir bebek bakıcısı bulması gerektiğini söyledi.Tom said he needed to find another babysitter.
Ben odaya bakındım.I looked around the room.
Tom ve ben bakıştık.Tom and I exchanged glances.
Tom'la bakıştık.Tom and I exchanged looks.
Davetkar bakışların var.You have bedroom eyes.
Baştan çıkarıcı bakışların var.You have bedroom eyes.
Tom kendine iyi bakıyor.Tom takes good care of himself.
Tom başının çaresine iyi bakıyor.Tom takes good care of himself.
Tom Mary'ye bakmıyordu. O John'a bakıyordu.Tom wasn't looking at Mary. He was looking at John.