Diş bakımı pahalıdır.Dental care is expensive.
Lütfen rahatınıza bakın.Please make yourselves comfortable.
Tom işin kolayına bakıyor mu?Is Tom taking it easy?
Bütün bu çiçeklere bakın.Look at all these flowers.
Tom bir hasta bakıcı mıydı?Was Tom a nurse?
Onlar pirincin tadına bakıyorlar.They're tasting the rice.
Neden bana dik dik bakıyorsun, iblis?Why are you staring at me, demon?
Ne için bana bakıyorsun?What are you looking at me for?
Düşünmek ve etrafa bakınmak için çocukluğum sırasında buraya sıklıkla gelirdim.During my childhood, I used to come here frequently, look around and think.
Birbirlerine bakıyorlar.They're staring at each other.
Son zamanlarda birçok şeye bakışımı değiştiren kitabı okuyorum.Lately I read the book that changed my insight into many things.
Evlilik için başımın çaresine bakıyorum.I'm saving myself for marriage.
Tom'un bu gece bizim için çocuk bakıp bakmayacağını merak ediyorum.I wonder if Tom can babysit for us tonight.
Tom'un yarın gece çocuklarımıza bakıp bakmayacağını merak ediyorum.I wonder if Tom would mind babysitting our kids tomorrow night.
O bakımdan senden farklı değilim.I'm no different than you are in that respect.
Onu bana bırak. Ben her şeyin bakımını üstleneceğim.Leave it up to me. I'll take care of everything.
Tıbbi bakıma ihtiyacın var.You require medical attention.
Tom ve Mary birbirleriyle bakıştılar.Tom and Mary exchanged glances with each other.
Tom va Mary kokunun ne olduğunu merak ederek şaşkın bakışlarla baktılar.Tom and Mary exchanged puzzled looks, wondering what the smell was.
Tom Mary'yle bakıştı.Tom exchanged glances with Mary.
Tom odanın etrafına bakındı.Tom glanced around the room.
Tom'un tıbbi bakıma çok ciddi şekilde ihtiyacı var.Tom is in desperate need of medical care.
Tom bir şeye bakıyor.Tom is staring at something.
Tom daha iyi bir bakış için diz çöktü.Tom knelt down for a better look.
Tom'un uygun tıbbi bakıma ihtiyacı var.Tom needs proper medical attention.
Tom sürekli bakım gerektirir.Tom requires constant care.
Tom Mary'nin bakışına geri döndü.Tom returned Mary's stare.
Tom odanın köşesindeki bir şeye bakıyor gibi görünüyordu.Tom seemed to be staring at something in the corner of the room.
Tom şapka giyen bir kişinin resmine bakıyordu.Tom was looking at a picture of a person wearing a hat.
Tom yatakta yatıyordu, tavana bakıyordu.Tom was lying in bed, staring up at the ceiling.
Tom tavana bakıyordu.Tom was staring at the ceiling.
Tom aleve bakıyordu.Tom was staring at the flame.
Tom yere bakıyordu.Tom was staring at the floor.
Tom uzaya bakıyordu.Tom was staring into space.
Tom boş boş bakıyordu.Tom was staring into space.
Tom boş gözlerle bakıyordu.Tom was staring into space.
Tom yüzünde bıkkın bir ifadeyle uzaya bakıyordu.Tom was staring out into space with a bored expression on his face.
Tom derin düşünceye dalmış pencereden dışarıya bakıyordu.Tom was staring out the window deep in thought.
Tom pencereden dışarı bakıyordu.Tom was staring out the window.
Tom camdan bakıyordu.Tom was staring out the window.
Tom gökyüzüne bakıyordu.Tom was staring up at the sky.
Ayın birine kadar bakiyeyi havale edemeyeceğim.I won't be able to remit the balance until the first of the month.
Tom tıbbi bakım almak zorunda kalacak.Tom will have to get medical attention.
Herkes merakla Tom'a bakıyordu.Everyone was looking at Tom curiously.
Bakire bir kızla evlenmek istiyorum.I want to marry a virgin girl.
Neden herkes bana bakıyor?Why is everyone staring at me?
O sana bakıyor. Onu tanıyor musun?He's looking at you. Do you know him?
Bakışlar önemlidir.Looks are important.
Bakış açına hepimiz ilgi duyardık.We'd all be interested in your point of view.
Neden bana o şekilde bakıyorsun?Why are you looking at me that way?
Oradaki kız sana bakıyor.That girl over there is looking at you.
Oradaki adam sana bakıyor.That guy over there is looking at you.
Tom fotoğraflara bakıyor.Tom is looking at photographs.
Onun bakışını unutamam.I can't forget her look.
Çevrenizdeki adamlara bakın.Look at the guys around you.
Tom kadınlara tepeden bakıyor.Tom looks down on women.
Tom bir el feneri ile karanlık odada etrafa bakındı.Tom looked around the dark room with a flashlight.
Bakın, ben bile Tom'un burada olacağını düşünmüyorum.Look, I don't even think Tom will be here.
Tom orada kim olduğunu görmek için odanın etrafına bakındı.Tom looked around the room to see who was there.
Tom, Mary'nin yüzünde bir şaşkınlık bakışı gördü.Tom saw a look of confusion on Mary's face.