bakış ile cümle

bakış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bir bakışta, çocuğun aç olduğunu anladı.At a glance, he knew that the child was hungry.
İlk bakışta Bay Jones'u tanıdım.I recognized Mr Jones at first glance.
İlk bakışta, o nazik ve kibar görünüyordu.At first sight, he seemed kind and gentle.
Biz konuyu eğitimsel bir bakış açısından tartıştık.We discussed the matter from an educational point of view.
Bob maskeli olmasına karşın, ben onu bir bakışta tanıdım.Although Bob was in disguise, I recognized him at a glance.
Onun Shibuya bakışını yakaladım.I caught sight of her at Shibuya.
Bir bakışta yanlış bir şey olduğunu söyleyebildim.I could tell at a glance that something was wrong.
Bu aşırı derecede iyimser bir bakış.That's an overly optimistic view.
O, çok fazla iyimser bir bakış.That's an overly optimistic view.
Soruna farklı bir bakış açısından bakalım.Let's look at the problem from a different point of view.
Sorun ilk bakışta göründüğü gibi kadar basit değildir.The problem is not as simple as it might seem at first sight.
Savaş Japonların nükleer silahlara bakış şeklini değiştirdi.The war affected the way the Japanese view nuclear weapons.
Jane bize bir bakış attı.Jane threw a glance at us.
Bu geçerli bir bakış açısıdır.This is a valid point of view.
O, Kate'in bakış açısına göre çok çalışıyor.From Kate's point of view, he works too much.
İlk bakışta bu iki otobüs birbirine benziyor.The two buses resemble each other at first glance.
Bir köpeğin sadece bakışı onu korkuttu.The mere sight of a dog made her afraid.
Uzun boylu bir ağaç evini bizim bakışımızdan sakladı.A tall tree hid his house from our view.
O, ilk bakışta utangaç.He was shy at first.
Kız kardeşim öfkeli bir bakışla beni düzeltti.My sister fixed me with an angry stare.
Problemi bir çocuğun bakış açısıyla düşünmeliyiz.We should consider the problem from a child's point of view.
Benim bakış açıma göre, Avustralya dünyadaki en iyi ülkelerden biridir.From my point of view, Australia is one of the best countries in the world.
Onun siyasi bakış açısını onaylıyorum.I share his political perspective.
Onun sıradan bir adam olduğunu bir bakışta anladım.I saw at a glance that he was an ordinary man.
Ben bu konuya farklı bir bakış açısından bakıyorum.I am looking at the matter from a different viewpoint.
Onun dürüst bir adam olduğunu bir bakışta bildim.I knew at a glance that he was an honest man.
Ben dergiye geçici bir bakış attım.I took a casual look at the magazine.
Onun gözündeki bakışına göre onun şaka yollu konuştuğunu söyleyebilirdim.By the look in his eye I could tell that he was speaking tongue in cheek.
Benim kişisel bakış açıma göre onun fikri doğrudur.From my personal point of view, his opinion is right.
İnsanlar hayata bakış açısı yönünden çok farklı olurlar.People greatly differ in their views of life.
Tren geçerken Tom sürücünün bir anlık bakışını yakaladı.Tom caught a glimpse of the driver as the train raced past.
Alıcının bakış açısından, bu CD çalarların fiyatları çok yüksek.From the buyer's point of view, the prices of these CD players are too high.
Onun yüzüne bir bakış, bana çalışmaya isteksiz olduğunu söyledi.One glance at his face told me that he was reluctant to work.
Bana bakış şekli beni çok kızdırdı.The way he looked at me irritated me very much.
Mutsuz çocukluğu hayata bakışını etkiledi.His unhappy childhood affected his outlook on life.
Boş bir bakışla orada duruyordu.He was standing there with a vacant look.
Yüzünde dalgın bir bakış vardı.He had an absent look on his face.
O, kızının ağladığını bir bakışta gördü.He saw at a glance that his daughter had been crying.
Yüzünde sert bir bakışı vardı.He had a hard look on his face.
Yüzünde üzgün bir bakışla gitti.He walked away with a sad look on his face.
Onun bakışı seni sevdiğini söylüyor.Her look says that she loves you.
Sorunu onun bakış açısından görmeye çalış.Try to see the problem from her point of view.
Yüzünde dalgın bir bakışı vardı.She has an absent look on her face.
O kızının ağladığını bir bakışta gördü.She saw at a glance that her daughter had been crying.
Onun bakış açısı sınırlıdır.Her viewpoint is limited.
O bize bir bakış fırlattı.She threw a glance at us.
Bana bir bakış fırlattı.She gave a glance at me.
O bakışlarını kullanılır.She uses her looks.
Tren geçerken, Tom sürücünün bir bakışını yakaladı.As the train went by, Tom caught a glimpse of the driver.
Bakışını kaçırdı.He averted his gaze.
O, bakışlarını çevirdi.He looked away.
O bakışlarını kaçırdı.She looked away.
Bu resme her bakışımda, babamı hatırlarım.Every time I look at this picture, I think of my father.
Eğer bakışlar öldürebilse, ben zaten şimdiden ölmüş olurum.If looks could kill, I'd be dead by now.
Milyonlarca insan tek bakışta Interlingua'yı anlar.Millions of people understand Interlingua within a single glance.
Onun hayata çok materyalist bir bakış açısı vardır.He has a very materialistic outlook on life.
Bir kişinin bir şeye bakış şekli onun durumuna bağlıdır.A person's way of looking at something depends on his situation.
Bir şeye bakış şeklin senin durumuna bağlıdır.Your way of looking at something depends on your situation.
Tom'un yüzünde düşünceli bir bakış vardı.Tom had a thoughtful look on his face.
Dün Tom'un bana bakış şekli hakkında bir tuhaflık vardı.There was something odd about the way Tom looked at me yesterday.

İlgili Sayfalar