bahsettik ile cümle

bahsettik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Davud'a Süleyman'ı bahşettik; o ne güzel bir kuldu! Doğrusu o daima Allah'a yönelirdi.We bestowed Solomon on David who was an excellent devotee, for he turned to God in penitence.
Oysa İbrahim soyuna Kitab'ı ve hikmeti verdik ve onlara büyük bir hükümranlık bahşettik.So We had given the Book and the Law to Abraham's family, and given them great dominion.
Davud'a Süleyman'ı bahşettik; o ne güzel bir kuldu!And We bestowed Sulaiman to Dawud; what an excellent bondman!
Bir de Davud'a Süleyman'ı bahşettik. Süleyman ne güzel kuldu.And We bestowed Sulaiman to Dawud; what an excellent bondman!
Bir de Davud'a Süleyman'ı bahşettik.And We vouchsafed Unto Da-ud Sulaiman.
İbrahim'e İshak'ı ve Yakub'u bahşettik. Soyundan gelenlere Kitap ve peygamberlik verdik.And We gave to Him Isaac and Jacob and placed in his descendants prophethood and scripture.
Topluluk ile yaratılan yaratıcı süreç boyunca, birçok şeyden ve her şeyden bahsettik.During the creative process with the community, we talked about many things and everything.
Çıplaklığınızı (avret) örtmek için size elbise bahşettik. . " . [1]We have bestowed dress upon you to cover your nakedness...".[10]
Birçok şeyden bahsettik.Wir haben über viele Dinge geredet.
Şu ana kadar ışığı soğurmayan, beyaz cisimlerden bahsettik.Im Laufe der Zeit wurden aus den weißen Glühbirnen bunte Neonröhren.
Birçok şeyden bahsettik.Hablamos de muchas cosas.
Birçok şeyden bahsettik.Мы говорили о многих вещах.
Birçok şeyden bahsettik.Vi talte om mange ting.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.Aber dann seinen Vater schließlich sagte ein klares "Nein", und nichts mehr sein würde gesprochen darüber.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.Ale pak se jeho otec nakonec řekl "ne" a nic víc by bylo mluví o tom.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.Ale potom sa jeho otec nakoniec povedal "nie" a nič viac by bolo hovorí o tom.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.Ale wtedy jego ojciec w końcu powiedział zdecydowane "Nie" i nic więcej nie być mówił o tym.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.Ampak potem njegov oče končno rekel odmeven "No," in nič več, bi bilo govori o tem.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.Dar, apoi, tatăl său sfârşit şi-a un răsunător "Nu", şi nimic mai mult ar fi vorbit despre asta.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.De aztán az apja mondta végül egy hangos "Nem," és semmi több lenne beszélt róla.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.Maar dan zijn vader eindelijk zei een volmondig "Nee", en niets meer zou worden gesproken over.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.Mais alors que son père a finalement dit un retentissant "Non", et rien de plus serait parlé.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.Ma poi il padre alla fine ha detto un sonoro "No", e nulla più sarebbe parlato.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.Mas, então, seu pai finalmente disse um sonoro "Não", e nada mais seria falado sobre isso.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.Men da hans far endelig sagde et rungende "Nej" og intet andet ville være talt om det.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.Men då hans far sa till sist ett rungande "Nej" och ingenting mer skulle vara talat om det.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.Mutta sitten hänen isänsä lopulta sanoi raikuva "Ei" eikä mitään muuta olisi puhunut siitä.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.Nhưng sau đó cha của ông cuối cùng nói một vang dội "Không", và không có gì hơn sẽ được nói về nó.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.Pero entonces su padre finalmente dijo un rotundo "No", y nada más sería hablado sobre ello.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.하지만 그의 아버지는 결국 더 resounding "아니"하고 아무것도 없을 것이라고 말했다 그것에 대해 말하기.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.Tapi kemudian ayahnya akhirnya berkata tegas, "Tidak," dan tidak lebih akan berbicara tentang hal itu.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.Але тоді його батько, нарешті, сказав рішуче "ні", і більше нічого б говорили про це.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.Но тогава баща му най-накрая каза категорично "не", и нищо повече ще бъде говори за нея.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.Но тогда его отец, наконец, сказал решительное "нет", и больше ничего бы говорили об этом.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.אבל אז אביו אמר לבסוף מהדהדת "לא", ותו לא יהיה דיברנו על זה.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.ولكن بعد ذلك والده وقال أخيرا مدوية "لا" ، لا أكثر ولا أقل وسوف تحدثت عن ذلك.
Ama sonra babası sonunda kocaman bir "Hayır" ve hiçbir şey olacağını söyledi bahsettik.それについて話さ。 すでに初日に彼の父はすべての財政事情を打ち出した
Analiz videolarında bundan çok bahsettik.Ale już dużo o tym mówiliśmy na filmach z rachunku różniczkowego.
Analiz videolarında bundan çok bahsettik.דיברנו על זה הרבה בשיעורי חדו"א.
Analiz videolarında bundan çok bahsettik.ولكن لقد تحدثنا كثيرا عن ذلك في قائمة التشغيل حساب التفاضل والتكامل.
Ancak, bahsettiklerim gerçek ilaçlar. İki yıl önce FDA tarafından onaylanan bir ilaç, Abraxane.Pero, estas son drogas reales en el mercado, esta es una llamada "abraxina" aprobada por la FDA hace 2 años.
Ancak, bahsettiklerim gerçek ilaçlar.Tapi, ini adalah obat yang sebenarnya di pasar, yang merupakan obat yang disebut
Ancak insanlar kimyada metalik yapıdan bahsettiklerinde genelde elektron vermeye gönüllülükten bahsederler.Ale když chemici mluví o kovovém charakteru, mají na mysli spíš ochotu odevzdávat elektrony.
Ancak insanlar kimyada metalik yapıdan bahsettiklerinde genelde elektron vermeye gönüllülükten bahsederler.그러나 화학에서 사람들이 금속성에 대해 언급을 한다면, 전자를 주어버리고자 하는 것에 관해서 말하는 것입니다.
Ancak insanlar kimyada metalik yapıdan bahsettiklerinde genelde elektron vermeye gönüllülükten bahsederler.Men når man taler om det i kemi, de er virkelig blot tale om en vilje at give væk elektroner.
Ancak insanlar kimyada metalik yapıdan bahsettiklerinde genelde elektron vermeye gönüllülükten bahsederler.Pero cuando la gente habla de ello en la química, estan hablando sólo de la voluntad para regalar electrones.
Ancak insanlar kimyada metalik yapıdan bahsettiklerinde genelde elektron vermeye gönüllülükten bahsederler.Але коли говорити про це з точки зору хімії, то мається на увазі готовність віддавати електрони.
Artık biliyorsun, en azından neyden bahsettiklerini anlıyorsundur. .Así que ahora ya sabes de lo que están hablando
Artık biliyorsun, en azından neyden bahsettiklerini anlıyorsundur. .E agora já sabemos, ou pelo menos temos uma ideia do que estão a falar.
Artık biliyorsun, en azından neyden bahsettiklerini anlıyorsundur. .Ja nyt tiedät tai ainakin sinulla on jonkinlainen käsitys mistä hän puhuu.
Artık biliyorsun, en azından neyden bahsettiklerini anlıyorsundur. .Teď už víte nebo alespoň máte tušení, o čem je řeč.
Artık biliyorsun, en azından neyden bahsettiklerini anlıyorsundur. .И сейчас вы знаете, или, по крайней мере, представляете, о чем идет речь.
Artık biliyorsun, en azından neyden bahsettiklerini anlıyorsundur. .والآن أنت تعرف، أو على الأقل لديك إحساس بما أنهم يتحدثون عن.
Bahsettikleri damarlar aslında kalbe doğrudan kan sağlayan damarlar.As artérias que eles se referem são as artérias que levam sangue para o coração.
Bahsettikleri damarlar aslında kalbe doğrudan kan sağlayan damarlar.Các động mạch họ nói đến trong trường hợp này là động mạch cấp máu cho chính trái tim.
Bahsettikleri damarlar aslında kalbe doğrudan kan sağlayan damarlar.Cievy, ktoré majú na mysli sú cievy ktoré dopravujú krv do srdca.
Bahsettikleri damarlar aslında kalbe doğrudan kan sağlayan damarlar.De slagaders waar ze het over hebben zijn eigenlijk die die het hart van bloed voorzien.
Bahsettikleri damarlar aslında kalbe doğrudan kan sağlayan damarlar.Die Arterien, um die es geht, sind die Arterien, die tatsächlich das Herz selbst mit Blut versorgen.
Bahsettikleri damarlar aslında kalbe doğrudan kan sağlayan damarlar. Kalbin de bir kas olduğunu unutmayın.Takže, tady máme tepny, označeny jako červené trubičky a tyto modré tady jsou žíly.
Bahsettikleri damarlar aslında kalbe doğrudan kan sağlayan damarlar.그들이 말하는 동맥은 사실 심장으로 보내지는 동맥입니다.

İlgili Sayfalar