bahsediyorlar ile cümle

bahsediyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
13
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Öğrenciler dil ve kültürden bahsediyorlar.The students are talking about language and culture.
Köydeki insanlar hâlâ Tom'un öldüğü korkunç şekilden bahsediyorlardı.People in the village still talked about the horrible way Tom had died.
Onların hepsi onun ölümünden bahsediyorlar.They're all talking about his death.
Onlar Tom'dan bahsediyorlar mı?Are they talking about Tom?
Tom ve Mary planlarından bahsediyorlar.Tom and Mary are talking about their plans.
İnsanlar protein dediklerinde aslında uzun amino asit zincirlerinden bahsediyorlar.Proteins are just sequences of amino acids.
Yanıltıcı reklamlardan mı bahsediyorlar?Do they mean false advertising?
Yani insanlar enflasyondan bahsettiklerinde, aslında fiyatlardaki yükselmeden bahsediyorlar.This house in year 5 is $660,000 which is equal to $600,000 in year 1 money.
"Kesin kanıtlardan bahsediyorlardı, şüphenin ilerisinde olan kanıtlardan."...they told of certain proof---proof beyond the possibility of doubt.
Birkaç denizci üretmekten bahsediyorlar.Talking about producing some, uh... ..sea-man.
Bunu erkekler dediğinde, genellikle zaten yapmamaları gereken bir şeyden bahsediyorlar.Now when men say it, it is usually about something that they should not be doing anyway.
İnanın bana o sıralar sadece İsrail ve Filistin arasındaki çatışmadan bahsediyorlardı.I mean, at that time, trust me, they were only referring to the Israeli and Palestinian conflict.
Yani fiyat enflasyonundan bahsediyorlar.So they're really talking about price inflation.
Daha güçlü ve cesur hissettiklerinden bahsediyorlardı.They talked about feeling stronger and braver.
Kalbe kan tedarik eden şeylerden bahsediyorlar.They're talking about the things that supply blood to the heart.
Gazeteler yetişkinlik sürecinin değiştiğinden bahsediyorlar.Newspapers talk about the changing timetable of adulthood.
Yani insanlar geometrik dizi dediklerinde, aslında bundan bahsediyorlar.So that's what people talk about when they mean a geometric sequence.
Aynı şeyden bahsediyorlar.They're saying same the exact same thing.
Ve bir açık eksiltmeden bahsediyorlar.And they talk about doing a reverse auction.
Fakat insanlar bunlara bakıyor ve ne kadar da farklı olduklarından bahsediyorlardı.So people were looking at these and they were talking about how different they are.
İnsanlar verim eğrisi hakkında konuşurken, genellikle hazine faizinden bahsediyorlar. -So when most people talk about the yield curve, they're talking about the treasury yield curve.
Sözcük anlamıyla oktan molekülünden bahsediyorlardır.They are literally talking about the molecule octane.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.But oftentimes they'll cite distractions: "I can't let someone work at home.
En sevdikleri karakterlerin dev kum solucanları olduğundan bahsediyorlardı.They were talking about how their favorite characters were the giant sandworms.
Ve hep böyle şeylerden bahsediyorlar."And they're always talking about this stuff."
Hala bundan bahsediyorlar.They're still talking about it.
Ancak sanıyorum fırsat eşitliğinden bahsediyorlar. Ama böyle bir şey de yok.But I think they are trying to tell equal opportunity and I know that doesn't exist.
Bütün medya ve politikacılar sadece bundan bahsediyorlar.That's all the media and the politicians are ever talking about.
Ne bu,bir futbol sahası mı?Ne kırmızı kartından bahsediyorlar?What is this, a soccer field? What are they talking about a red card?
(Şeytanlardan bahsediyorlar) şeytanların asıl kime indiğini bildireyim mi?Should I tell you on whom the devils descend?
Kosovalı Protestanlar güçlüklerden ve hayatta kalmaktan bahsediyorlarKosovo Protestants tell of hardship, survival
PKK'dan bahsediyorlarsa, bunun bizimle ilgisi yok."If they talk about PKK, that has nothing to do with us."
Liderler, Ege'de artan gerginliklere rağmen ikili ilişkilerde "yeni bir vizyondan" bahsediyorlar.Leaders speak of a "new vision" for bilateral relations, despite lingering tensions in the Aegean.
Yorumcular Renoir’dan övgüyle bahsediyorlardı.الجميع في الجمهور مرتبك بما تقوله رينيه.
Thug Life : 2 From The Crew grubu kendilerini ‘Eşkiya’ olarak nitelendirip ‘Thug Life’dan bahsediyorlardı.Thug Life: Volume 1 – album zespołu Thug Life, którego założycielem był 2Pac.
Ondan 'Yahudi Zablon' diye bahsediyorlar.히틀러는 그들이 "유태인의 볼셰비키"라고 언급했다.
Yorumcular Renoir’dan övgüyle bahsediyorlardı.המנייריסטים המוקדמים התנגדו למוסכמות של שיא הרנסאנס.
Ondan 'Yahudi Zablon' diye bahsediyorlar.Vapi kohale on kirjutatud "Jüri Gümnaasium".
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Aber oft zählen sie Ablenkungen auf. "Ich kann niemanden zu Hause arbeiten lassen.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Ale często managerowie wyliczają rozpraszacze. "Nie mogę pozwolić komuś pracować w domu.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.A menudo mencionan distracciones: "No puedo dejar que trabajen desde la casa.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Dar de multe ori, vor cita factorii perturbatori. "Nu pot sa las pe cineva sa lucreze de acasa.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.De túl gyakran hivatkoznak a zavaró tényezőkre. "Nem engedhetem, hogy valaki otthon dolgozzon.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.하지만 종종 집중을 방해하는 것들을 이유로 들 것입니다. "직원들을 집에서 일하게 할 수 없어요.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Maar vaak zullen ze afleidingen noemen. "Ik kan iemand niet thuis laten werken.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Ma molto spesso tireranno in ballo le distrazioni. "Non posso far lavorare da casa.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Manažeři ale často jmenují nejrůznější rozptýlení. "Nemůžu nikomu dovolit pracovat doma.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Manažéri ale často uvádzajú: "Nemôžem nechať niekoho pracovať doma.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Mas muitas vezes eles referem as distrações. "Não posso deixar que trabalhem em casa.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Men ofta använder de distraktioner som argument. "Jag kan inte låta någon arbeta hemifrån."
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Men ofte giver de eksempler på forstyrrelser. "Jeg kan ikke lade mine folk arbejdehjemmefra.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Nhưng thường thì họ sẽ nhắc đến những sự việc làm gián đoạn. "Tôi không thể để ai làm việc ở nhà.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Toda pogosto bodo omenili motnje. "Ne smem dovoliti, da ljudje delajo od doma".
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Συχνά πάντως οι διευθυντές επικαλούνται περισπασμούς. "Δεν μπορώ να αφήσω κάποιον να δουλεύει απ' το σπίτι.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Но все равно они часто упоминают отвлекающие факторы. "Я не могу разрешить кому-то работать дома.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Но те често споменават разсейването. "Не мога да го оставя вкъщи.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Та все одно вони часто згадують відволікаючі фактори. "Я не можу дозволити комусь працювати з дому.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.אבל פעמים רבות הם יציינו את הסחות הדעת. "אני לא יכול לתת למישהו לעבוד בבית.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.ولكن في كثير من الأحيان سوف ينوه لهذه الإضطرابات. "لا أستطيع ترك شخص يعمل في المنزل.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.「家で仕事なんてとんでもない」 「TVを見たり別の事をしているだろう」
İlgili Sayfalar