Ana içeriğe geç
Sözlük

baharat ile cümle

baharat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
MSG, 1998 yılından bu yana "baharatlar ve tatlandırıcılar" terimi kapsamına dahil edilememektedir.Sejak tahun 1998, MSG tidak dapat dimasukkan ke dalam istilah “bumbu dan pemberi cita rasa”.
İlk Avrupa filosu, 1513'te Portekizlerin yeni bir baharat yolu arayışı yüzünden Malakka'dan gelen gemilerdi.Đội tàu châu Âu đầu tiên đã đến đây năm 1513 gồm bốn con tàu Bồ Đào Nha từ Malacca.
Vücudu yakılmak yerine, baharatlarla dolduruldu, mumyalandı ve Augustus'un Mozole'sine konuldu.Thân thể cô đã không để cho hỏa thiêu, nó được phủ gia vị lên, ướp xác, và đem vô chôn tại lăng của Augustus.
Bir rafineri 2000 baharat depolama alanına sahiptir.Sân đỗ xe giai đoạn 1 có sức chứa 2000 xe hơi.
Baharatlı Çin yemeği sever.中華料理は大嫌い。
Baharat Yolu Hindistan'dan Avrupa'ya uzanan bir ticaret yoludur.マルタ人がヨーロッパへ向かう海路となっている。
Sayılan baharatlar ve tuz eklenir.砂糖と塩も加えられる。
MSG, 1998 yılından bu yana "baharatlar ve tatlandırıcılar" terimi kapsamına dahil edilememektedir.自1998年以來,MSG已不能包含在「香料和調味品」的術語中。
Kokusu o kadar kuvvetlidir ki hava almayan kaplarda saklanması gerekir yoksa kokusu diğer baharatlara geçer.地下室在條件上是空氣比較不流通、陽光不能照射,是次等的生活空間。
Kurkumin, zerdeçal olarak da bilinen hint safranı baharatında (curcuma longa) bulunan bir pigment.裝在肚子上面的是傳說系列中眾所皆知的道具「術士之戒(聖光戒)」。
Kökleri ve topraklatı gövdesi kurutularak baharat olarak kullanılır.最早的滑动和滚动体轴承是木制的。
Seçilen meyve türü ve baharatlar değişkenlik gösterebildiği için, chamoy sosunun da tadı değişkendir.和神秘果蛋白一样,仙茅甜蛋白也能引起味觉改变。
Bitkiler ve baharatlar 2-3 gün boyunca suda ıslatılır.这些原材料晒干后浸泡在水酒中两至三天。
MSG, 1998 yılından bu yana "baharatlar ve tatlandırıcılar" terimi kapsamına dahil edilememektedir.1998년부터 MSG는 ‘조미료와 향신료’라는 분류에 포함될 수 없다.
Kokusu o kadar kuvvetlidir ki hava almayan kaplarda saklanması gerekir yoksa kokusu diğer baharatlara geçer.향수는 잘 보관하지 않으면 향기가 발산되고 변색되는 일이 많으므로 직사광선이 비치지 않게 서랍이나 어두운 곳에 보관하는 것이 좋다.
Bu yüzden de Baharat Adası olarak da bilinir (Island of Spice).그곳은 아직도 이따금 향신료 섬 (Spice Islands)으로 언급된다.
Arap kahvesi, Türk kahvesine benzer fakat kakule ile baharatlanır ve çoğunlukla şekersizdir.קפה ערבי דומה לקפה טורקי, אך הוא מתובל בהל והוא בדרך כלל לא ממותק.
Aslında köri denilen bir baharat yoktur.במציאות לא קיימים "צלילים חומים".
Baharat günümüzden binlerce yıl önce Doğu ülkelerinde kullanılıyordu.קבוצת כוכבים זו הייתה ידועה במזרח הקדום מלפני אלפי שנים.
1506 yılında Macellan doğu Hindistan'a giderek Baharat Adaları'na keşif gezilerinde bulundu.ב־1506 השתתף במשלחת שהפליגה לאיי הודו המזרחית כדי לחקור את "איי התבלינים" (איי מלוקו שבאינדונזיה של היום).
Anavatanı Endonezya olup, tüm dünya mutfaklarında baharat olarak kullanılır.Неговата родина е Индонезия, а подправката се използва в целия свят.
Sayılan baharatlar ve tuz eklenir.Добавят се подправките и солта.
İnsanlık tarihinin en eski baharatlarından biridir.Той е едно от най-древните човешки изобретения.
Baharatlı Çin yemeği sever.Той обича земната кухня, особено китайска храна.
Baharatlı Meksika yemeğini severim.Обичам пикантна мексиканска храна.
Genelde kök yumruları Baharat olarak dünyanın birçok mutfağında kullanılır.Kadulja se koristi kao začin u mnogim svjetskim kuhinjama.
Günümüzde pek tanınmayan bir baharattır.Danes je vas precej neznana.
Genelde kök yumruları Baharat olarak dünyanın birçok mutfağında kullanılır.Morski ježki veljajo za delikateso v mnogih svetovnih kuhinjah.
Ortadoğu mutfağında öğütülmüş küçük hindistan cevizi lezzetli yemekler için baharat olarak kullanılır.V kulinariki Bližnjega vzhoda se mleti muškatni orešček uporablja kot začimba slanih jedi.
Afrika'daki siyahi adam kendi yemeğini pişirip, baharatlarını koyarmış.Der schwarze Mann in Afrika kochte und würzte sein Essen.
Afrika'daki siyahi adam kendi yemeğini pişirip, baharatlarını koyarmış.아프리카에서 흑인 요리 되었고 그의 음식 조미료.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Alcuni figli dei sacerdoti preparavano le sostanze aromatiche per i profumi
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Algunos de los hijos de los sacerdotes preparaban la mezcla de las especias aromáticas
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Andere priesters bereidden de specerijen voor het reukwerk.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.A niektórzy z synów kapłańskich sprawowali maści z rzeczy wonnych.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.A papok fiai közül valók csinálják vala fûszerekbõl a drágakenetet is.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.C`étaient des fils de sacrificateurs qui composaient les parfums aromatiques.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Có mấy kẻ trong bọn con trai những thầy tế lễ chế các thứ hương hoa.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Có mấy kẻ trong bọn con_trai những thầy tế_lễ chế các thứ hương_hoa .
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Fii de ai preoţilor pregăteau tămîia mirositoare.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.In nekateri sinovi duhovnikov so mešali mazilo iz dišav.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Ja muutamat pappien pojista valmistivat voiteita hajuaineista.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.또 제사장의 아들 중에 어떤 자는 향품으로 향기름을 만들었으며
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Men somliga av prästernas söner beredde salvan av de välluktande kryddorna.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Někteří také synové kněžští strojili masti z těch vonných věcí.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Nogle af Præsternes Sønner lavede Salven af de vellugtende Stoffer.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Og nogen av prestenes sønner laget kryddersalven.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Os que confeccionavam as especiarias eram dos filhos dos sacerdotes.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Potom iní zo synov kňazov pripravovali masť z tých voňavých vecí.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Tetapi yang bertanggung jawab mencampur rempah-rempah itu adalah imam-imam
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Und der Priester Kinder machten etliche das Salböl mit Spezereien.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.Και τινες εκ των υιων των ιερεων κατεσκευαζον το μυρον το αρωματικον.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.А из сыновей священнических некоторые составляли миро из веществ благовонных.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.А някои от свещеническото съсловие приготовляваха благоуханното миро.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.ומן בני הכהנים רקחי המרקחת לבשמים׃
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.والبعض من بني الكهنة كانوا يركّبون دهون الاطياب.
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.祭 司 中 有 人 用 香 料 作 膏 油
Ancak baharatı karıştırıp hazırlama görevi kâhinlerindi.祭司 中 有 人 用 香料 作 膏油
Aşkın ne güzel, kızkardeşim, yavuklum, Şaraptan çok daha tatlı; Esansının kokusu her türlü baharattan güzel!나의 누이 나의 신부야 네 사랑이 어찌 그리 아름다운지 네 사랑은 포도주에 지나고 네 기름의 향기는 각양 향품보다 승하구나
Aşkın ne güzel, kızkardeşim, yavuklum, Şaraptan çok daha tatlı; Esansının kokusu her türlü baharattan güzel!מה יפו דדיך אחתי כלה מה טבו דדיך מיין וריח שמניך מכל בשמים׃
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod