bahşetmiş ile cümle

bahşetmiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ailenin çocuk doktoru da, aileye salgından bahsetmişti.E o seu pediatra.
Ailenin çocuk doktoru da, aileye salgından bahsetmişti.I od ich pediatry.
Ailenin çocuk doktoru da, aileye salgından bahsetmişti.Y por su pediatra.
Amortismana ilişkin olan videomuzda, fabrika için makine alması gereken bir şirketten bahsetmiştik.例えば、2007年の初頭に その支払いをした場合、
Ancak Tanrı Amerika'ya büyük miktarda kömür, benzin ve doğal gaz bahşetmiştir.Pero Dios también bendició a los EEUU con abundante carbón y gas natural.
Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonlarından da bahsetmiştik. 450 mi olmalı? 400 mü?Também se disse que as concentrações de dióxido de carbono na atmosfera. deviam ser de 450 ou de 400.
Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonlarından da bahsetmiştik.Abbiamo anche parlato della concentrazione di anidride carbonica nell'atmosfera.
Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonlarından da bahsetmiştik.Am vorbit și despre concentrațiile de dioxid de carbon din atmosferă.
Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonlarından da bahsetmiştik.Chúng ta cũng đã nói về những sự tập trung của khí axít cácbon trong bầu khí quyển
Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonlarından da bahsetmiştik.Kita juga berbicara tentang kadar karbon dioksida di atmosfer.
Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonlarından da bahsetmiştik.또 많이 거론되는 것이 대기 중의 이산화탄소 농도입니다.
Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonlarından da bahsetmiştik.Nous avons aussi beaucoup parlé des concentrations de dioxyde de carbone dans l'atmosphère.
Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonlarından da bahsetmiştik.Rozmawialiśmy również o stężeniu dwutlenku węgla w atmosferze.
Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonlarından da bahsetmiştik.Szó volt még például a légkör szén-dioxid koncentrációjáról is.
Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonlarından da bahsetmiştik.También hemos hablado de concentraciones de dióxido de carbono en la atmósfera.
Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonlarından da bahsetmiştik.We hebben ook gesproken over concentraties van koolstofdioxide in de atmosfeer.
Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonlarından da bahsetmiştik.Wir haben auch über die Konzentration von CO2 in der Atmosphäre geredet.
Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonlarından da bahsetmiştik.Μιλήσαμε επίσης για την τιμή του διοξειδίου του άνθρακα στην ατμόσφαιρα.
Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonlarından da bahsetmiştik.Мы также обсуждаем, какой должна быть концентрация углекислого газа в атмосфере.
Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonlarından da bahsetmiştik.Също така говорихме за концентрации на въглероден диоксид в атмосферата.
Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonlarından da bahsetmiştik.אנחנו דיברנו גם על ריכוזים של פחמן דו-חמצני באטמוספירה.
Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonlarından da bahsetmiştik.وتحدثنا كذلك عن تركيز ثاني أكسيد الكربون في الجو.
Atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonlarından da bahsetmiştik.大気中の二酸化炭素濃度 450にすべき? 400?
Ayrıca daha önce yaptığımız şu inanılmaz keşiften -- hayatta bir kez yapılabilecek bir keşiften bahsetmiştim.En ik heb ook gerapporteerd dat we ongelofelijke ontdekkingen hebben gedaan --
Ayrıca daha önce yaptığımız şu inanılmaz keşiften -- hayatta bir kez yapılabilecek bir keşiften bahsetmiştim.Hírt adtam róla, hogy megtettük ezt az észvesztő felfedezést
Ayrıca daha önce yaptığımız şu inanılmaz keşiften -- hayatta bir kez yapılabilecek bir keşiften bahsetmiştim.또, 아주 놀라운 발견도 함께 발표했었는데요. 일생에 한 번 볼까말까한 발견이었습니다.
Ayrıca daha önce yaptığımız şu inanılmaz keşiften -- hayatta bir kez yapılabilecek bir keşiften bahsetmiştim.Також я доповіла про те, що ми зробили приголомшливе відкриття - таке, що трапляється раз на життя
Ayrıca daha önce yaptığımız şu inanılmaz keşiften -- hayatta bir kez yapılabilecek bir keşiften bahsetmiştim.Я так же сообщила, что мы совершили ошеломляющее открытие - открытие всей жизни.
Ayrıca daha önce yaptığımız şu inanılmaz keşiften -- hayatta bir kez yapılabilecek bir keşiften bahsetmiştim.ודיווחתי גם על כך שגילנו תגלית מדהימה -- תגלית של פעם בחיים
Ayrıca daha önce yaptığımız şu inanılmaz keşiften -- hayatta bir kez yapılabilecek bir keşiften bahsetmiştim.كما أعلنت أننا اكتشفنا هذا الأمرالمذهل هذا الاكتشاف النادر
Ayrıca daha önce yaptığımız şu inanılmaz keşiften -- hayatta bir kez yapılabilecek bir keşiften bahsetmiştim.まさに一生に一度の大発見です 高々と噴き上がるジェットは
Az önce sizinle grip virüsünün üstündeki H ve M çıkıntılarından bahsetmiştik.Abbiamo già parlato delle punte H e M sulla superficie del virus dell'influenza.
Az önce sizinle grip virüsünün üstündeki H ve M çıkıntılarından bahsetmiştik.Am vorbit mai devreme de vârfurile H și M de pe suprafața virusului gripei.
Az önce sizinle grip virüsünün üstündeki H ve M çıkıntılarından bahsetmiştik.Hablamos antes de los picos H y M en la superficie del virus de la influenza.
Az önce sizinle grip virüsünün üstündeki H ve M çıkıntılarından bahsetmiştik.Kita berbicara sebelumnya duri-duri H dan M pada permukaan virus flu.
Az önce sizinle grip virüsünün üstündeki H ve M çıkıntılarından bahsetmiştik.Mówiłem przed chwilą o wypustkach H i M tworzące otoczkę białkową na powierzchni wirusa grypy.
Az önce sizinle grip virüsünün üstündeki H ve M çıkıntılarından bahsetmiştik.Nous avons parlé précédemment des pointes H et M à la surface du virus de la grippe.
Az önce sizinle grip virüsünün üstündeki H ve M çıkıntılarından bahsetmiştik.Prej smo govorili o vrhovih H in M, ki se nahajata na površini virusa gripe.
Az önce sizinle grip virüsünün üstündeki H ve M çıkıntılarından bahsetmiştik.We hadden het al eerder over de H- en M-pinnen op het oppervlak van het griepvirus.
Az önce sizinle grip virüsünün üstündeki H ve M çıkıntılarından bahsetmiştik.Wir haben bereits über die H- und M-Spikes auf der Oberfläche des Grippevirus gesprochen.
Az önce sizinle grip virüsünün üstündeki H ve M çıkıntılarından bahsetmiştik.Μιλήσαμε νωρίτερα για τις ακίδες Η και Μ επάνω στην επιφάνεια του ιού της γρίπης.
Az önce sizinle grip virüsünün üstündeki H ve M çıkıntılarından bahsetmiştik.Ми говорили про шипи Н і М на поверхні вірусу грипу.
Az önce sizinle grip virüsünün üstündeki H ve M çıkıntılarından bahsetmiştik.Мы говорили о шипах Н и М на поверхности вируса гриппа.
Az önce sizinle grip virüsünün üstündeki H ve M çıkıntılarından bahsetmiştik.Преди говорихме за шиповете Н и М по повърхността на грипния вирус.
Bakteriler hakkındaki videoda her bir insan hücresi için 20 tane bakteri hücresi olduğundan bahsetmiştim. .1 つのひと細胞 20 の細菌細胞があります。 私たちと一緒に暮らす彼らは役に立つと彼らは
Bakteriler hakkındaki videoda her bir insan hücresi için 20 tane bakteri hücresi olduğundan bahsetmiştim. .A když jsem videa na bakterie jsem řekl, hej pro každý jeden člověk buňky máme dvacet bakterie buňky.
Bakteriler hakkındaki videoda her bir insan hücresi için 20 tane bakteri hücresi olduğundan bahsetmiştim. .У попередньому відео про бактерії, я розповідав, що на кожну людську клітину є по двадцять бактеріальних.
Bakteriler hakkındaki videoda her bir insan hücresi için 20 tane bakteri hücresi olduğundan bahsetmiştim. .وعندما قمت بعمل الفيديو عن البكتريا ذكرت انه لكل خلية بشرية، يوجد لدينا 20 خلية بكتيرية
Başta kısaca bahsetmiştim.Ich habe es zu Anfang kurz erwähnt:
Başta kısaca bahsetmiştim.Je l'ai vite mentionné dans l'introduction :
Başta kısaca bahsetmiştim.처음에 짧게 설명했죠;
Başta kısaca bahsetmiştim.L'ho accennato all'inizio;
Başta kısaca bahsetmiştim.Lo mencioné brevemente al comienzo;
Başta kısaca bahsetmiştim.Mencionei a principal causa, no início.
Başta kısaca bahsetmiştim. Protein ayrıştırılabilir ve dokuya zarar vermez.Am menționat acest lucru pe scurt la început; proteina este biodegradabilă și biocompatibilă.
Başta kısaca bahsetmiştim. Protein ayrıştırılabilir ve dokuya zarar vermez.Ik vermeldde het al even: proteïne is biologisch afbreekbaar en biocompatibel.
Başta kısaca bahsetmiştim. Protein ayrıştırılabilir ve dokuya zarar vermez.Krátko som to spomenul na začiatku - proteíny sú biologicky rozložiteľné a kompatibilné.
Başta kısaca bahsetmiştim. Protein ayrıştırılabilir ve dokuya zarar vermez.Már említettem, röviden az elején, a fehérje biológiailag lebontható és biokompatibilis.
Başta kısaca bahsetmiştim. Protein ayrıştırılabilir ve dokuya zarar vermez.Na začetku sem omenil razlog: beljakovine so biološko razgradljive in združljive.
Başta kısaca bahsetmiştim. Protein ayrıştırılabilir ve dokuya zarar vermez.Saya menyinggungnya sedikit di awal; protein itu biodegradabel dan biokompatibel.

İlgili Sayfalar