Ama bugün bahsetmek istediğim bu değil.Dar nu despre asta vreau să vorbesc astăzi.
Ama bugün bahsetmek istediğim bu değil.이런 이야기를 하러 온 건 아닙니다.
Ama bugün bahsetmek istediğim bu değil.Mais ce n'est pas de cela dont je veux parler aujourd'hui.
Ama bugün bahsetmek istediğim bu değil.Ma non è ciò di cui voglio parlare oggi.
Ama bugün bahsetmek istediğim bu değil.Mas não é disso que quero falar hoje.
Ama bugün bahsetmek istediğim bu değil.Mutta tänään en aio puhua siitä.
Ama bugün bahsetmek istediğim bu değil.Но не е това, за което искам да говоря днес.
Ama bugün bahsetmek istediğim bu değil.Но сегодня я хочу поговорить о другом.
Ama bugün bahsetmek istediğim bu değil.Та це не те, про що я б хотів поговорити сьогодні.
Ama bugün bahsetmek istediğim bu değil.אבל זה לא הנושא שאני מעוניין לדבר עליו היום.
Ama bugün bahsetmek istediğim bu değil.لكن هذا ليس ما أريد أن أتحدث عنه اليوم.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.Dnes nechcem hovoriť ani o jednom z týchto, aj keď je to veľmi dôležité.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.Dnes však nechci mluvit ani o jedné z těchto věcí -- i přestože jsou všechny opravdu důležité.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.Én ezekről nem fogok ma beszélni -- habár mindez valóban fontos.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.Hoje, não quero falar de nada disso, apesar de tudo isso ser bastante importante.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.Hoy no quiero hablar de nada de eso aunque todo eso sea realmente importante.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.Ich möchte über nichts von alldem heute sprechen -- obwohl das alles sehr wichtig ist.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.Ik wil daar vandaag niet over praten -- hoewel dat allemaal erg belangrijk is.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.Jag ska inte prata om det idag -- fastän det absolut är viktigt.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.Jeg ønsker ikke at snakke om den slags i dag - selvom det altsammen er vigtigt.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.Je ne veux pas parler de tout ça aujourd'hui -- bien que ce soit vraiment important.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.오늘 저는 여기서 그런 것들은 이야기 하지 않고 싶습니다. 물론 그런것들이 중요하지 않다는 것은 아닙니다.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.Ma non voglio parlare di questo oggi, anche se si tratta di un argomento molto importante.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.Nu vreau să vorbesc despre niciuna din ele azi -- chiar dacă toate sunt foarte importante.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.Saya tidak akan berbicara mengenainya, walaupun itu semua penting.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.Tôi không muốn nói về những thứ đó ngày hôm nay -- mặc dùng chúng rất quan trọng.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.Δε θέλω να μιλήσω για τίποτα από αυτά σήμερα -- αν και όλα είναι πράγματι σημαντικά.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.Но сегодня я хочу говорить не об этом, даже несмотря на то, что всё это так важно.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.Няма да говоря за нищо от това днес -- въпреки че това са наистина важни неща.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.- Сьогодні я не хочу говорити ні про що з того, хоча це дуже важливо.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.לא אדבר על שום דבר מזה היום, אף על פי שזה מאוד חשוב,
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.لا اريد ان اتحدث عن شيء من هذا القبيل -- رغم اهمية هذا الامر.
Ama bugün, her ne kadar çok önemli olsalar da -- bunlardan bahsetmek istemiyorum.今日はそれらについて話すのではありません 一個人としてできることについて話したいと思います
Ama daha önemlisi, ciddi bir sorundan bahsetmek istiyorum.Αλλά πιο σημαντικό, ήθελα να μιλήσουμε για ένα σοβαρό πρόβλημα.
Ama daha önemlisi, ciddi bir sorundan bahsetmek istiyorum.لكن الاهم انه يجب علي التحدث حول مشاكل جدية
Ama diğerleri onun suçlu geçmişinden bahsetmekte bir sıkıntı görmedi:Pero otros no tuvieron escrúpulos en Twitter sobre recordar su pasado criminal:
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Ale ak budeme hovoriť o ľudskom blahu, budeme nevyhnutne hovoriť o ľudskom mozgu.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Ale budeme-li hovořit o blahobytu lidstva, musíme nutně hovořit o lidském mozku.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Ale jeśli mamy zamiar rozmawiać o ludzkim szczęściu powinniśmy rozmawiać o ludzkim umyśle.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.De ha az emberi jólétről akarunk beszélni, akkor óhatatlanul is az emberi agyról beszélünk.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.하지만 만약 우리가 인간의 행복에 대해 이야기하려 한다면 우리는, 반드시 인간 두뇌에 관해 이야기 해야 합니다.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Maar wanneer we spreken over een mensenleven hebben we het natuurlijk over het menselijk brein.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Ma se vogliamo parlare del benessere umano dobbiamo necessariamente parlare del cervello umano.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Mas se vamos falar sobre o bem-estar humano vamos, necessariamente, falar sobre o cérebro humano.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Mutta jos aiomme puhua ihmisen hyvinvoinnista, emme voi välttää puhumista ihmisaivoista.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Nhưng khi nói về hạnh phúc của loài người là chúng ta đang nói về não bộ của con người.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Pero si vamos a hablar de bienestar humano estamos, por fuerza, hablando del cerebro humano.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Αλλά εάν θα μιλήσουμε για την ανθρώπινη ευημερία είναι απαραίτητο να μιλήσουμε για τον ανθρώπινο εγκέφαλο.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Но ако говорим за човешкото благосъстояние, сме принудени да говорим за човешкия мозък.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.אך אם בכוונתנו לדון ברווחת האדם הרינו בהכרח דנים במוח האנושי.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.ولكن ان كنا نريد التحدث عن معيشة الانسان فانه يتوجب علينا التحدث حتما عن دماغ الانسان
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.人間の脳は切り離せません なぜなら我々がこの世で経験することは
Ama yine de bu durumda, daha geniş bir kavram olarak refahtan bahsetmek gerekir.Aber dann müssen wir wieder über Wohlbefinden in einem größeren Kontext reden.
Ama yine de bu durumda, daha geniş bir kavram olarak refahtan bahsetmek gerekir.Ale musimy mówić o szczęściu ludzkości w szerszym kontekście.
Ama yine de bu durumda, daha geniş bir kavram olarak refahtan bahsetmek gerekir.Ale pak musíme mluvit o blahobytu v širším kontextu.
Ama yine de bu durumda, daha geniş bir kavram olarak refahtan bahsetmek gerekir.De, ismétlem, a jólétről nagyobb összefüggésben kell beszélnünk.
Ama yine de bu durumda, daha geniş bir kavram olarak refahtan bahsetmek gerekir.Însă, din nou, trebuie să ne gândim la bunăstare într-un context mai larg.
Ama yine de bu durumda, daha geniş bir kavram olarak refahtan bahsetmek gerekir.하지만 , 그렇다면 우리는 더욱 넓은 의미에서의 복지에 대해 이야기해야만 합니다.
Ama yine de bu durumda, daha geniş bir kavram olarak refahtan bahsetmek gerekir.Maar we moeten het dan hebben over welzijn in een grotere context.
Ama yine de bu durumda, daha geniş bir kavram olarak refahtan bahsetmek gerekir.Ma di nuovo, dobbiamo parlare del benessere in un contesto più grande.