İletişimden bahsetmektedirler.كلمتى الاخبارى.
Türk Ceza Kanunu'nun 237. maddesi de cezai yaptırımdan bahsetmektedir.كما قد يُستشهد بالفقرة رقم 377 من قانون العقوبات الهندي.
2008 yılında New York Magazin ondan "plastik cerrahinin kralı" olarak bahsetmektedir.Em 2008, New York Magazine se referiu a ele como "o rei da cirurgia plástica".
Bu şarkı grubun eroin bağımlılığından bahsetmekte.A canção fala sobre a vício da heroína.
Doktor, ayrıca rejenerasyondan bahsetmek üzereyken konuyu hemen değiştirmiştir.O Doutor igualmente menciona inadvertidamente a regeneração, mas então muda rapidamente o assunto.
Eserlerinde kendisinden daima "Ali Ufkî Bey" olarak bahsetmektedir.No restante de sua vida, ela sempre se referia a ele como "Mr. Griffith".
Günümüze gelindiğinde Brian, psikiyatristine bu deneyiminden bahsetmektedir.De volta ao presente, o cão conta ao seu psiquiatra sobre tal experiência.
(O döneme ait yabancı kaynaklar da benzer rakamlardan bahsetmektedirler).De bronnen spreken daar verschillend over).
Son olarak Sigmund Freud'dan bahsetmek gerekir.Over dit geval is ook gepubliceerd door Sigmund Freud.
Alabama ve Clarence uyuşturucunun satışından kazanıkları parayla Cancún’a taşınmaktan bahsetmektedirler.Clarence en Alabama rijden nietsvermoedend naar Californië om de drugs te verkopen.
Şarkıda Madonna siyasi ve dini görüşlerden bahsetmektedir.In "American Life" bezingt Madonna haar kijk op religie en de politiek.
Eiríks saga Rauða ve Grænlendinga saga bu genişlemelerden bahsetmektedir.In de IJslandse saga van Erik de Rode en de saga van de Groenlanders wordt hier uitgebreid over verhaald.
Başka atomlarla etkileşmeyen bir atomun büyüklüğünden bahsetmek anlamsızdır.Een maat die geen atomen bevat wordt niet-atomair genoemd.
Tom okuldan bahsetmek istemediğini söylüyor.Tom zegt dat hij niet over school wil praten.
Mektubun yazarı böbreğin diğer kısmını kızartıp yediğinden bahsetmektedir.Autor listu twierdził, że drugą połowę nerki usmażył i zjadł.
Ancak, Hipokrat pnömoniden "eski uygarlıkların adlandırdığı" bir hastalık olarak bahsetmektedir.Jednak według Hipokratesa zapalenie płuc to choroba „określona przez przodków.”
Öklit toplam 13 kitaptan oluşan Elementler'in ilk kitabında 10 tane aksiyomdan bahsetmektedir.Po trzecie: dwanaście artykułów zebranych z mojego pierwszego komentarza do Księgi Rodzaju.
Skeçlerden oluşan bu program günlük olaylardan bahsetmektedir.Program pokazuje proces produkcji przedmiotów, z którymi mamy do czynienia na co dzień.
M.S. 140 civarında Eblana Civitas adlı bir yerleşim yerinden bahsetmektedir.Omkring 140 e.Kr. refererade han till en boplats han kallade Eblana Civitas.
Ancak, Hipokrat pnömoniden "eski uygarlıkların adlandırdığı" bir hastalık olarak bahsetmektedir.Emellertid refererade Hippokrates till lunginflammation som en sjukdom "namngiven av antikens folk".
Tara, "gerçek yüzü"nden bahsetmektedir.Mot detta satte Kantor ”verkligheten”.
Son olarak Sigmund Freud'dan bahsetmek gerekir.Idén föreslogs först av Sigmund Freud.
Skeçlerden oluşan bu program günlük olaylardan bahsetmektedir.På videobloggen följer man hans dagliga händelser.
Ayrıca yeni Inventing ve Sculpting hobilerinden de bahsetmek gerekli.Här finns därmed också utförliga skapelseberättelser och eskatologiska föreställningar.
Ancak, Hipokrat pnömoniden "eski uygarlıkların adlandırdığı" bir hastalık olarak bahsetmektedir.Однак Гіппократ називає пневмонію хворобою, «названою стародавніми жителями.»
Birçok ümmî şairden bahsetmek mümkündür.Чимало поезій присвячує відомим поетам.
Bu grafikler X boson ve Higgs bosonlarından bahsetmektedir.Ці графіки відносяться до бозонів Х і Бозонів Хігса.
Ancak, Hipokrat pnömoniden "eski uygarlıkların adlandırdığı" bir hastalık olarak bahsetmektedir.Hippocrate se referea însă la pneumonie ca la o boală „cunoscută de strămoși”.
I Did It Again" şarkısından bahsetmektedir.Detalii referitoare la structura muzicală a cântecului „Did It Again”.
Tara, "gerçek yüzü"nden bahsetmektedir.Patriciu rămâne cu "Adevărul"”.
Tom'un amacı Mary'ye partiden bahsetmekti.Scopul lui Tom a fost să-i spună Mariei despre petrecere.
Tom telefonda ondan bahsetmek istemedi.Tom nu a vrut să vorbească despre asta la telefon.
Tom'a kitaptan bahsetmek istiyorum.Vreau să îi spun Tom despre carte.
Okuldan bahsetmek istemiyorum.Nu vreau să vorbesc despre școală.
Kendimden bahsetmek istemiyorum.Nu vreau să vorbesc despre mine.
Bana ondan bahsetmek ister misin?Vrei să-mi zici despre asta?
Onlara kendimden bahsetmek zorundaydım.A trebuit să le spun despre mine.
Günümüze gelindiğinde Brian, psikiyatristine bu deneyiminden bahsetmektedir.A történet a jelenben folytatódik, ahol kiderül, hogy a történetet Brian meséli el a pszichológusának.
Paganların sayısı hakkında kesin bir figürden bahsetmek oldukça zordur.A gyakorló buddhisták pontos számát országonként meghatározni nagyon nehéz.
Bu şarkı grubun eroin bağımlılığından bahsetmekte.A dal a kokain használatról szólt.
Başka atomlarla etkileşmeyen bir atomun büyüklüğünden bahsetmek anlamsızdır.Niissä ei ole typpiatomiin sitoutunutta vetyatomia.
Doktor, ayrıca rejenerasyondan bahsetmek üzereyken konuyu hemen değiştirmiştir.Valtakunnan rajojen muuttuessa myös teemajakoa muutettiin.
Ancak, Hipokrat pnömoniden "eski uygarlıkların adlandırdığı" bir hastalık olarak bahsetmektedir.Ωστόσο, ο Ιπποκράτης αναφέρθηκε στην πνευμονία ως ασθένεια «που πήρε το όνομά της από τους αρχαίους».
Mektubun yazarı böbreğin diğer kısmını kızartıp yediğinden bahsetmektedir.Αυτός που έγραψε το γράμμα ισχυρίζεται πως είχε τηγανίσει και φάει το άλλο νεφρό.
Şiirlerinde meleklerden değişik şekillerde bahsetmektedir.Μέσα στο ποίημα περιγράφεται με διάφορους όρους.
İletişimden bahsetmektedirler.Σπούδασε Επικοινωνίες.
Ayrıca yeni Inventing ve Sculpting hobilerinden de bahsetmek gerekli.Σποραδικά επίσης εξεδίδοντο βιβλία περί πνευματισμού και υπνωτισμού.
Victor çocukluğundan bahsetmekle başlar.Patrick snakker om hans barndom.
Ancak, Hipokrat pnömoniden "eski uygarlıkların adlandırdığı" bir hastalık olarak bahsetmektedir.Hippokrates henviste dog til lungebetændelse som en sygdom, der var "navngivet af forfædrene".
Çok eski bir Japon efsanesi de kıyıya vuran kürek balıklarının deprem habercisi olduğundan bahsetmektedir.Gamle historier fortæller om at der skulle være en pirat skat skjult på øen.
İletişimden bahsetmektedirler.Faget handler om kommunikasjon.
Ancak, Hipokrat pnömoniden "eski uygarlıkların adlandırdığı" bir hastalık olarak bahsetmektedir.Namun, Hippocrates menyebut pneumonia sebagai penyakit "dinamai di zaman kuno."
Son olarak Sigmund Freud'dan bahsetmek gerekir.Konsep ini dirumuskan oleh Sigmund Freud.
30 Rock adlı dizi, Fey'in Saturday Night Live adlı programdaki tecrübelerinden bahsetmektedir.Komedi situasi 30 Rock diciptakannya berdasarkan pengalamannya di Saturday Night Live.
Mektubun yazarı böbreğin diğer kısmını kızartıp yediğinden bahsetmektedir.Penulis surat tersebut menyatakan bahwa ia telah "menggoreng dan memakan" separo ginjal yang hilang.
Film Robert Kennedy'nin ölümünden bahsetmektedir.Film ini disutradarai oleh Robert Ronny.
I Did It Again" şarkısından bahsetmektedir.Tiêu đề của bài hát được cho là "Once Again".
Yine de anksiyeteden sadece patolojik bir durummuş gibi bahsetmek yanlış olur.Tuy nhiên, nó không phải là nhầm lẫn như một sự xuất hiện của bệnh bạch tạng.
Ayrıca yeni Inventing ve Sculpting hobilerinden de bahsetmek gerekli.Các công trình mới về các chủ đề tâm linh và sách giáo khoa cũng được lưu hành.
(O döneme ait yabancı kaynaklar da benzer rakamlardan bahsetmektedirler).せつらの口添えがある場合は健診などとして受けることもある)。