Koca, badem şekilli, kırpmayan gözler?Ochi uriași neclipitori și migdalați?
Koca, badem şekilli, kırpmayan gözler?¿Ojos gigantes en forma de almendra que no parpadean?
Koca, badem şekilli, kırpmayan gözler?Olhos gigantes, sem pupilas e em forma de amêndoa?
Koca, badem şekilli, kırpmayan gözler?Óriási, mandula formájú, rezzenéstelen szemek?
Koca, badem şekilli, kırpmayan gözler?Reusachtige amandelvormige ogen?
Koca, badem şekilli, kırpmayan gözler?Riesige mandelförmige, nicht-blinzelnde Augen?
Koca, badem şekilli, kırpmayan gözler?Stora, mandelformade, oblinkande ögon?
Koca, badem şekilli, kırpmayan gözler?Velké oči tvaru mandlí, které nemrkají?
Koca, badem şekilli, kırpmayan gözler?Wielkie oczy bez powiek?
Koca, badem şekilli, kırpmayan gözler?Τεράστια αμυγδαλωτά μάτια που δεν ανοιγοκλείνουν;
Koca, badem şekilli, kırpmayan gözler?Гигантски немигащи очи във формата на бадеми?
Koca, badem şekilli, kırpmayan gözler?Огромные, миндалевидные, немигающие глаза?
Koca, badem şekilli, kırpmayan gözler?עיניים ענקיות בצורת שקד, שלא ממצמצות?
Koca, badem şekilli, kırpmayan gözler?عيون لوزية لاترف ؟
Koca, badem şekilli, kırpmayan gözler?小さな口だろうか?
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.Cuvîntul Domnului mi -a vorbit astfel: ,Ce vezi, Ieremio?` Eu am răspuns: ,Văd un veghetor.`
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.E veio a mim a palavra do Senhor, dizendo: Que é que vês, Jeremias? Eu respondi: Vejo uma vara de amendoeira.
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.여호와의 말씀이 또 내게 임하니라 이르시되 예레미야야 네가 무엇을 보느냐 대답하되 내가 살구나무 가지를 보나이다
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.Mi fu rivolta questa parola del Signore: «Che cosa vedi, Geremia?». Risposi: «Vedo un ramo di mandorlo»
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.Minulle tuli tämä Herran sana: "Mitä sinä näet, Jeremia?" Minä vastasin: "Minä näen mantelipuun oksan".
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.Potem stało się słowo Pańskie do mnie, mówiąc:Co widzisz Jeremijaszu? I rzekłem: Widzę rózgę migdałową.
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.Potom se stalo slovo Hospodinovo ke mně, řkoucí: Co vidíš, Jeremiáši? I řekl jsem: Prut mandlový vidím.
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.Siden kom HERRENs Ord til mig således: "Hvad ser du, Jeremias?" Jeg svarede: "Jeg ser en Mandelgren."
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.Szóla továbbá nékem az Úr, mondván: Mit látsz te, Jeremiás? És mondék: Mandulavesszõt látok én.
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.Toen zei de HERE tegen mij: "Jeremia! Wat ziet u daar?" Ik antwoordde: "Ik zie de tak van een amandelboom."
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.TUHAN bertanya kepadaku, "Apa yang kaulihat, Yeremia?" Aku menjawab, "Dahan pohon badam, TUHAN.
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.Λογος Κυριου εγεινεν ετι προς εμε λεγων, Τι βλεπεις συ, Ιερεμια; Και ειπα, Βλεπω βακτηριαν αμυγδαλινην.
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.И было слово Господне ко мне: что видишь ты, Иеремия? Я сказал: вижу жезл миндального дерева.
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.При това, Господното слово дойде към мене и рече: Що виждаш, Еремие? И рекох: Виждам бадемова пръчка*.
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.ויהי דבר יהוה אלי לאמר מה אתה ראה ירמיהו ואמר מקל שקד אני ראה׃
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.ثم صارت كلمة الرب اليّ قائلا. ماذا انت راء يا ارميا. فقلت انا راء قضيب لوز.
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.耶 和 華 的 話 、 又 臨 到 我 說 、 耶 利 米 你 看 見 甚 麼 . 我 說 、 我 看 見 一 根 杏 樹 枝
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.耶和華 的話 、 又 臨到 我說 、 耶利米 你 看見甚麼 . 我 說 、 我看見 一 根 杏樹枝
Ve tavandaki boyalar, mesela İsa'yı meleklerle bir badem içinde görüyoruz.Na stropě je spousta maleb, např.
Ve tavandaki boyalar, mesela İsa'yı meleklerle bir badem içinde görüyoruz.Який багатий розпис стелі.
Yakup aselbent, badem, çınar ağaçlarından taze dallar kesti. Dalları soyarak beyaz çentikler açtı.Ðoạn, Gia-cốp lấy nhành bạch dương, nhành bồ đào và nhành bá-tiên tươi, lột vỏ để bày lằn da trắng ở trong ra.
Yakup aselbent, badem, çınar ağaçlarından taze dallar kesti. Dalları soyarak beyaz çentikler açtı.야곱이 버드나무와 살구나무와 신풍나무의 푸른 가지를 취하여 그것들의 껍질을 벗겨 흰 무늬를 내고
Yakup aselbent, badem, çınar ağaçlarından taze dallar kesti. Dalları soyarak beyaz çentikler açtı.ויקח לו יעקב מקל לבנה לח ולוז וערמון ויפצל בהן פצלות לבנות מחשף הלבן אשר על המקלות׃
Yakup aselbent, badem, çınar ağaçlarından taze dallar kesti. Dalları soyarak beyaz çentikler açtı.فأخذ يعقوب لنفسه قضبانا خضرا من لبنى ولوز ودلب وقشر فيها خطوطا بيضا كاشطا عن البياض الذي على القضبان.
Yakup aselbent, badem, çınar ağaçlarından taze dallar kesti. Dalları soyarak beyaz çentikler açtı.雅 各 拿 楊 樹 、 杏 樹 、 楓 樹 的 嫩 枝 、 將 皮 剝 成 白 紋 、 使 枝 子 露 出 白 的 來
Yakup aselbent, badem, çınar ağaçlarından taze dallar kesti. Dalları soyarak beyaz çentikler açtı.雅各 拿 楊樹 、 杏樹 、 楓樹 的 嫩枝 、 將皮剝 成 白紋 、 使 枝子 露出 白的來