Like nothing bad ever happened.Ca nimic rau, vreodată sa întâmplat.
Like nothing bad ever happened.Como si nada malo hubiera pasado.
Like nothing bad ever happened.Δεν πρόκειται να ξεφύγει από it.They πρόκειται να σας βρει.
Like nothing bad ever happened.. כאילו שום דבר רע לא קרה.
Merhaba, bayanlar ve baylar. Ben Taj Mahal BadalandabadPozdravljene dame in gospodje, moje ime je Taj Badalandabad...
Merhaba, bayanlar ve baylar. Ben Taj Mahal BadalandabadΓεια σας, κυρίες και κύριοι, είμαι ο Ταζ Μαχάλ Μπανταλανταμπάντ.
Millet, hadi, bu badminton.Con trai, đi vào, nó là cầu lông.
Millet, hadi, bu badminton.Dajte no, saj je le badminton.
Millet, hadi, bu badminton.Kerels, kom op, het is badminton.
Millet, hadi, bu badminton.No tak lidi, je to badminton.
Millet, hadi, bu badminton.Prieteni, haideţi, e badminton.
Millet, hadi, bu badminton.Vamos, chicos, es bádminton.
Millet, hadi, bu badminton.Ελάτε παιδιά, είναι μπάντμιντον.
Neyse, ne kadar zaman bizimle kalacaksın daha iyi eve taşınmadan önce, bay Badalandabad?Cât timp planificaţi să staţi cu noi până vă mutaţi la altă frăţie mai bună, d-le Badalandabad?
Neyse, ne kadar zaman bizimle kalacaksın daha iyi eve taşınmadan önce, bay Badalandabad?Kako dolgo boste ostali tukaj, preden greste na boljše, g. Badalandabad?
Neyse, ne kadar zaman bizimle kalacaksın daha iyi eve taşınmadan önce, bay Badalandabad?Tak, jak dlouho s námi pobudete, než se pøestìhujete na lepší místo, pane Badalandabade?
Neyse, ne kadar zaman bizimle kalacaksın daha iyi eve taşınmadan önce, bay Badalandabad?Zo, hoelang wenst u te verblijven voor u naar een beter huis gaat, Mr. Badalandabad?
Neyse, ne kadar zaman bizimle kalacaksın daha iyi eve taşınmadan önce, bay Badalandabad?Πόσο καιρό θα μείνετε μαζί μας πριν μετακομίσετε σε καλύτερο σπίτι, κύριε Μπανταλανταμπάντ?
No, she didn't. But I was scared she might do something bad.- Πού είσαι; - Πες τα μου όλα από την αρχή.
Not bad, two birds with one stone. I can easily convince him, marking him closely.. לא רע, שתי ציפורים במכה אחת. אוכל בקלות לשכנע אותו, מסמנים אותו מקרוב.
Not bad, two birds with one stone.Όχι κι άσχημα, δύο πουλιά με μια πέτρα.
Oh, gel şimdi, bay Badalandabad.Ah, g.
Oh, gel şimdi, bay Badalandabad.Haideţi, domnule Badalandabad.
Oh, gel şimdi, bay Badalandabad.Oh, đến bây giờ, ông Badalandabad.
Oh, gel şimdi, bay Badalandabad.Oh, kom nu, Mr. Badalandabad.
Oh, gel şimdi, bay Badalandabad.Prosimvás pane Badalandabad.
Oh, gel şimdi, bay Badalandabad.Vamos, Sr. Badalandabad.
Oh, gel şimdi, bay Badalandabad.Ελάτε τώρα, κύριε Μπανταλανταμπάντ.
Onu gelip bade .--, kuzu! uğur - Allah korusun - bu kız?Én azt mondtam neki jöjjön .-- Mi, bárány! mi katicabogár! - Isten ments! - hol van ez a lány? - mit, Júlia!
Onu gelip bade .--, kuzu! uğur - Allah korusun - bu kız?I πρόσταξε να έρθει .-- Τι, αρνί! τι πασχαλίτσα! - Θεός φυλάξοι! - όπου είναι αυτό το κορίτσι -; τι, Ιουλιέτα!
Onu gelip bade .--, kuzu! uğur - Allah korusun - bu kız?Jeg bad hende komme .-- Hvad, lam! hvad mariehøne -! Gud forbyde det -! Hvor er denne pige? - hvad, Julie!
Onu gelip bade .--, kuzu! uğur - Allah korusun - bu kız? Juliet!Aj prikázal jej prišiel .-- Co, jahňacie mäso! to, čo lienky - Bože chráň - Kde je tá dievča? - čo, Julie!
Onu gelip bade .--, kuzu! uğur - Allah korusun - bu kız? Juliet!Aku menyuruh dia datang .-- Apa, domba! apa yang kepik - Allah melarang -!! mana 's gadis ini -? apa, Juliet!
Onu gelip bade .--, kuzu! uğur - Allah korusun - bu kız? Juliet!Ich bat sie zu kommen .-- Was, Lamm! was Marienkäfer - Gott bewahre - wo ist das Mädchen - was, Juliet!
Onu gelip bade .--, kuzu! uğur - Allah korusun - bu kız? Juliet!I kazał jej przyjść .-- Co, baranka! co biedronka - nie daj Boże - gdzie jest ta dziewczyna? - co, Juliet!
Onu gelip bade .--, kuzu! uğur - Allah korusun - bu kız? Juliet!I přikázal jí přišel .-- Co, jehněčí maso! to, co berušky - Bože chraň - Kde je ta dívka? - co, Julie!
Onu gelip bade .--, kuzu! uğur - Allah korusun - bu kız? Juliet!Jag bad henne komma .-- Vad, lamm! vad nyckelpiga - Gud förbjude - var är den här tjejen? - vad, Juliet!
Onu gelip bade .--, kuzu! uğur - Allah korusun - bu kız? Juliet!나는 그녀가 올 하셨고 .-- 뭐, 양고기! 어떤 무당벌레 - 말도 안돼 -! 문제될이 여자 - 왜, 줄리엣!
Onu gelip bade .--, kuzu! uğur - Allah korusun - bu kız? Juliet!Tôi sư thầy cô đến .--, thịt cừu! những gì bọ rùa - Thiên Chúa cấm - nơi 'cô gái này - những gì, Juliet!
Onu gelip bade .--, kuzu! uğur - Allah korusun - bu kız? Juliet!Аз я заръча дойде .-- Какво, агнешко! калинка - не дай Боже - къде е това момиче? - какво, Жулиета!
Onu gelip bade .--, kuzu! uğur - Allah korusun - bu kız? Juliet!אני והפציר בה לבוא .-- מה, כבש! מה פרת משה רבנו - חס וחלילה - איפה הבחורה הזאת - מה, ג'ולייט!
Onu gelip bade .--, kuzu! uğur - Allah korusun - bu kız? Juliet!قلت لها تأتي زايد.-- ما ، خروف! ما الدعسوقة --! لا سمح الله --! أين هذه الفتاة -- ماذا ، جولييت!
Onu gelip bade .--, kuzu! uğur - Allah korusun - bu kız? Juliet![ジュリエットを入力してください。]
Onu gelip bade .--, kuzu! uğur - Allah korusun - bu kız?Pedi-la vir .-- O que, de cordeiro! o que joaninha! - Deus me livre! - onde está essa menina - o que, Juliet!
Onu gelip bade .--, kuzu! uğur - Allah korusun - bu kız?Sem ji ukazal, naj pridejo .-- Kaj, jagnje! kaj Bubamara -! Bog ne daj! - kjer je to dekle? - kaj, Julija!
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.Cuvîntul Domnului mi -a vorbit astfel: ,Ce vezi, Ieremio?` Eu am răspuns: ,Văd un veghetor.`
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.E veio a mim a palavra do Senhor, dizendo: Que é que vês, Jeremias? Eu respondi: Vejo uma vara de amendoeira.
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.여호와의 말씀이 또 내게 임하니라 이르시되 예레미야야 네가 무엇을 보느냐 대답하되 내가 살구나무 가지를 보나이다
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.Mi fu rivolta questa parola del Signore: «Che cosa vedi, Geremia?». Risposi: «Vedo un ramo di mandorlo»
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.Minulle tuli tämä Herran sana: "Mitä sinä näet, Jeremia?" Minä vastasin: "Minä näen mantelipuun oksan".
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.Potem stało się słowo Pańskie do mnie, mówiąc:Co widzisz Jeremijaszu? I rzekłem: Widzę rózgę migdałową.
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.Potom se stalo slovo Hospodinovo ke mně, řkoucí: Co vidíš, Jeremiáši? I řekl jsem: Prut mandlový vidím.
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.Siden kom HERRENs Ord til mig således: "Hvad ser du, Jeremias?" Jeg svarede: "Jeg ser en Mandelgren."
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.Szóla továbbá nékem az Úr, mondván: Mit látsz te, Jeremiás? És mondék: Mandulavesszõt látok én.
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.Toen zei de HERE tegen mij: "Jeremia! Wat ziet u daar?" Ik antwoordde: "Ik zie de tak van een amandelboom."
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.TUHAN bertanya kepadaku, "Apa yang kaulihat, Yeremia?" Aku menjawab, "Dahan pohon badam, TUHAN.
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.Λογος Κυριου εγεινεν ετι προς εμε λεγων, Τι βλεπεις συ, Ιερεμια; Και ειπα, Βλεπω βακτηριαν αμυγδαλινην.
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.И было слово Господне ко мне: что видишь ты, Иеремия? Я сказал: вижу жезл миндального дерева.
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.При това, Господното слово дойде към мене и рече: Що виждаш, Еремие? И рекох: Виждам бадемова пръчка*.
RAB, ‹‹Yeremya, ne görüyorsun?›› diye seslendi. ‹‹Bir badem dalı görüyorum›› diye yanıtladım.ויהי דבר יהוה אלי לאמר מה אתה ראה ירמיהו ואמר מקל שקד אני ראה׃