Bacakları korkudan titriyordu.His legs were trembling from fear.
Betty bacak bacak üstünde sandalyede oturuyordu.Betty sat in the chair with her legs crossed.
Masanın bacakları sallanıyor.The legs of the table are shaky.
Bir dachshund uzun gövdesi ve kısa bacakları olan bir Alman köpeğidir.A dachshund is a dog from Germany with a very long body and short legs.
Kolların ve bacakların yeterince güçlendi.Your arms and legs have grown strong enough.
Bacaklarım oturmaktan ağlıyor.My legs ache from sitting.
Bu genç insanlardan bazıları benimkinin iki katı kadar uzun bacaklara sahipler.Some of these young people have legs twice as long as mine.
Bacaklarım hâlâ ağrıyor.My legs still hurt.
Minderde oturmaktan bacaklarım ağrıyor.My legs ache from sitting on tatami.
Yüzme bacaklarını güçlendirir.Swimming makes your legs strong.
Bacaklarımı ağır hissediyorum.My legs feel heavy.
Bacaklarım sertleşinceye kadar yürüdüm.I walked till my legs got stiff.
Bacaklarım günden güne daha da iyileşiyor.My legs are getting better day by day.
Uzun yürüyüşten sonra bacaklarım ağrıdı.My legs ached after the long walk.
Onun uzun bacakları vardır.He has long legs.
Kanepeye oturdu ve bacak bacak üstüne attı.He sat on the bench and crossed his legs.
Bacakları ayrık durdu.He stood with his legs wide apart.
O, bacakları onu taşıyabildiği kadar hızlı koştu.He ran as fast as his legs could carry him.
Bacak bacak üstüne atmış şekilde orada oturdu.He sat there with his legs crossed.
Bacak bacak üstüne atarak sessizce oturdu.He sat silently with his legs crossed.
O bacakları sarkık bir şekilde bir sandalyeye oturdu.He sat on a chair with his legs dangling.
Onlar tutuklunun kollarını ve bacaklarını bağladılar.They bound the prisoner's arms and legs.
Onun uzun kolları ve bacakları var.She has long arms and legs.
Babam bacaklarını kanepeye uzattı.Dad extended his legs on the sofa.
Kız kardeşimin uzun bacakları var.My sister has long legs.
Ertesi gün bacaklarım acıyordu.I had sore legs the next day.
Onun bacakları uzun.His legs are long.
Molada bacaklarımı germek için kalktım.During the intermission I got up to stretch my legs.
Çok seksi bacakların var.You have very sexy legs.
Onun bacakları uzundur.Her legs are long.
Yatakta kaldığı yedi ay boyunca bacak kasları köreldi.The muscles in his legs had atrophied during the seven months he was bedridden.
O, bacaklarının kontrolünü kaybetti.He lost control of his legs.
Sırtında ve bacaklarında şiddetli ağrı hissetti.He felt severe pain in his back and legs.
O, uzun kol ve bacaklarıyla, çok uzun boylu ve inceydi.He was very tall and thin, with long arms and legs.
Birçok insan kollarını ya da bacaklarını kaybetmiş.Many had lost their arms or legs.
Dört bacak iyi, iki bacak kötü.Four legs good, two legs bad.
Bacaklarım acıyor çünkü bugün çok yürüdüm.My legs hurt because I walked a lot today.
Arabaki herkes arabadan çıkmak ve bacaklarını germek istediğini söyledi.Everybody in the car said they wanted to get out and stretch their legs.
Burada kısa süre dinlenelim. Bacaklarım yorgun ve ben daha fazla yürüyemiyorum.Let's take a short rest here. My legs are tired and I can't walk any more.
Bazı erkekler bacaklarını tıraş ederler.Some men shave their legs.
Bacaklarım kurşun gibi ağır.My legs are as heavy as lead.
Bu kadar uzağa yürüyebildiği için, o güçlü bacaklara sahip olmalı.Since he was able to walk so far, he must have strong legs.
Bacaklarım zayıftır.My legs are weak.
İki bacaklı bir eşek general olabilir ve bir eşek kalabilir.A two-legged donkey can become general and remain a donkey.
Tom'un sıska bacakları var.Tom has skinny legs.
Tom kürdan bacaklı.Tom has skinny legs.
Uzun kolları ve bacakları olan, çok uzun boylu ve ince idi.He was very tall and slim, with long arms and legs.
Onun güzel bacakları var.She has nice legs.
Sandalye çok yüksekti ve kendimi havada asılı bacaklarım ile buldum.The chair was too high, and I found myself with my legs hanging in the air.
Bu ahtapotun daha az bacakları olmasını ister misin?Do you want this octopus to have fewer legs?
Bazı kadınlar bacaklarını tıraş etmezler.Some women don't shave their legs.
Alice çok güzel bacaklara sahip.Alice has stunning legs.
Mary'nin güzel bacakları var.Mary has nice legs.
Sen ayak parmaklarına bacaklarını eğmeden dokunabilir misin?Can you touch your toes without bending your legs?
Tahta bacaklı ve cam gözlü bir anne geliyor.A mother with a wooden leg and glass eye is coming.
Haşereler eklem bacaklıdır.Insects are arthropods.
Fransızlar kurbağa bacakları yemeyi severler.The French like to eat frog legs.
Sen hiç bu merhemle bacaklarına masaj yaptın mı?Have you ever massaged your legs with this ointment?
Bir bilgisayar, bacaklar için bir bisiklet gibi, beyin içindir.A computer is to the brain like a bike is to the legs.
Bacaklarımı uzatmam gerekiyor.I need to stretch my legs.