babasının ile cümle
babasının kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ertesi yıl babasının ölümü üzerine tahta çıktı.Nascido no ano da morte de seu pai.
Theon ardından Robb Stark'a babasının Kuzeye saldıracağı planını yazar fakat mektubu sonra ateşe atar.Ele escreve uma carta para Robb avisando sobre os planos de seu pai, porém a queima antes de enviá-la.
Babasının işi gereği bir süre Kadıköy Sağlık Ocağının Lojmanlarında ikamet ettiler.No seminário, por motivos de saúde é autorizado a pernoitar na casa dos pais.
Babasının ölümü üzerine Caracalla ve kardeşi Geta birlikte ortak imparator olarak ilan edildiler.Depois da morte do seu pai, Caracala foi proclamado coimperador com o seu irmão Geta.
Trapani o gün babasının intikamını almaya yemin etti.Ao chegar Martín, jura um dia vingar a morte de sua esposa.
Saltanatının ilk dönemlerinden başlayarak babasının devrinde kaybedilen toprakları geri aldı.Não é enquanto ele chega na Terra onde sofre sua primeira derrota.
Babasının savaş sırasında Vietnam'da bulunurken annesi ile tanışmıştır.Seus pais se conheceram enquanto seu pai estava no Vietnã durante a guerra.
Hükmü zamanında imparatorluğun genel durumu babasının devrine göre sakindi.Bem colocado desde muito cedo na corte real pela influência de seu pai.
1945 yılında Şah babasının helal et misyonunun sekreteri olarak babasına Uruguay’a gittiğinde eşlik etti.Em 1945, ele acompanhou seu pai ao Uruguai como secretário numa missão relacionada à produção de carne halal.
Erkek kardeşiyle ilişkisi, babasıyla ve babasının kardeşiyle olan ilişkisine göre daha iyidir.Ela conta sobre o trato dela com Ben, sobre sua irmã.
1307–1322): Babasının 13672'de İskoçya Seferi'ne iştirak etti.1307 – 1322), que o acompanhou em campanhas pela Escócia em 1322 e morreu pouco depois.
Müziğe çok küçük yaşlarda babasının çaldığı saz ezgilerine eşlik ederek başladı.Começou a cantar em uma idade muito precoce utilizando instrumentos de seu pai.
Ev kirasını ödemek için en son babasının yadigarı olan altın saati bile satar.Até hoje, é o único ministro do TCU aposentado que tem o aluguel de sua residência pago pela Casa.
1849 30 Temmuz: Babasının ölümü.Em junho de 1830, sua mãe morreu.
Karısı Matilda 1125 yılında babasının unvanına varis olarak Bolougne Kontes'i oldu.Em 1112, ela herdou o condado da Provença de sua mãe.
1490'da ilk yağlı boya eseri olan babasının portresini yaptı.Em 1902, pintou seu primeiro retrato fauvista.
Şam'da babasının ölüm haberini aldı.Em Santiago, ele soube da morte do sucessor de seu pai.
Fakat 1104 yılında babasının düşmanları tarafından isyana teşvik edildi.Em 1250 seu pai foi assassinado por seus adversários políticos.
Oğluna babasının ismi koyuldu.Será mesmo que o filho tinha exatamente o nome do pai?
Junior'un annesinden aldığı belirgin özellik, babasının karakteristik peltek konuşma yeteneğiydi.Mas, tão novo, percebeu o tamanho do gesto de sua mãe.
Kocası, babasının Part seferinde ölünce Cornelia MÖ 52 yılında Pompey'in beşinci karısı olmuştur.Depois da morte de Crasso na Batalha de Carras, Cornélia tornou-se a quinta esposa de Pompeu em 52 a.C..
Kral'ın babasının ondan başka 45 oğlu ve 50 tane de kızı vardı.O amor dos dois foi lindo e eles tiveram mais de 50 filhos!
Mahir artık bundan sonra babasının suçsuz olduğunu kanıtlamak için uğraşacaktır.Ele agora precisa contar com a ajuda dela para poder provar a sua inocência.
Ace Ventura Jr, babasının izini takip etmektedir.O seu filho , Gil Azevedo Marques, está a seguir os traços do pai .
Babasının adı Eugene Edward Roddenberry, annesinin adı Caroline Glen Roddenberry’dir.Os pais de Gene foram Eugene Edward Roddenberry, policial, e Caroline Roddenberry.
Babasının kız kardeşi Yaşlı Faustina Roma İmparatoru Antoninus Pius'la evli bir İmparatoriçedir.A irmão de Vero, Faustina Maior, era a imperatriz, casada com o imperador Antonino Pio.
Dodi'nin babasının otelinde kalmak istediler.Foram alojados na casa do pai e irmão de Dudu.
Havaalanında Jack'e babasının tabutunun kaybedildiği bildirilir.Ficamos sabendo que Jack colocou o caixão de seu pai no avião para voltar à Califórnia.
1549'da babasının mülklerini devraldı.Em 1594 encarregou-se do negócio familiar.
Bir gün Raif, babasının öldüğünü öğrenir.Mais tarde, descobre que seus pais morreram.
Bundan ötürü John, babasının ev bakımı gibi günlük işlerle ilgilenmesi için uğraşır.Por seu lado, o filho John aceita mal a ideia de cuidar do pai.
Daha sonra babasının biyografisini yazdı.Além do holograma do avô.
Babasının yönettiği iki filmde rol almıştır.Fiz somente dois filmes dirigidos por ele.
Bana babasının bir doktor olduğunu söyledi.Ele me disse que seu pai era médico.
Jeongjo, babasının adını temize çıkarmak için uzun süre saltanatta kalmıştır.Tijdens zijn regering investeerde Jeongjo veel tijd in het zuiveren van de naam van zijn vader.
1993 yılında, Gagarina'nın babasının ölmesiyle beraber annesi Rusya'ya taşınmaya karar vermiştir.In 1993 stierf Gagarina's vader, waarna haar moeder besloot met haar gezin terug te keren naar Rusland.
Babasının adı Ammonius'tur.Zijn vaders naam was Ammonius.
Babasınını Masalın Aslı adlı kitabının rejisi yapılmış seri okumalarını yaptı.Tevens leest hij hem voor uit een boek van zijn stiefvader.
Ağustos 2006'da, Elle magazine babasının ünlü, kahverengi örme hırkası ve pijamalarıyla poz vermiştir.In augustus 2006 werd ze gefotografeerd voor ELLE Magazine in haar vaders beroemde bruine vest en pyjamabroek.
1705 yılında babasının yerine imparator olarak geçti.In 1735 volde hij zijn vader op als keizer.
Erkek kardeşiyle ilişkisi, babasıyla ve babasının kardeşiyle olan ilişkisine göre daha iyidir.Hij is ook beter bij zijn verstand dan zijn vader en broer.
Çocukluğunda babasının işi yüzünden sürekli seyahat etmiştir.In zijn kinderjaren verhuisde hij voortdurend vanwege zijn vaders werk.
7 yaşında anne ve babasının gezilerinden birinde ilk kez sahneye çıktı.Als zevenjarige stond hij voor het eerst met zijn ouders op het toneel.
Yıllar sonra Anna, çocuğuna babasının yani Artyom'un efsanesini anlatır.Later wordt Anna getoond om hun zoon over Artyom's dapperheid te vertellen.
Babasının soyadı Jaff’tır .De achternaam van haar vader is Jaff.
1270'te babasının Tunus'a düzenlediği Sekizinci Haçlı Seferine katıldı.In 1270 begeleidde hij zijn vader bij de Achtste Kruistocht naar Tunis.
Kendisine babasının eşyalarının bulunduğu sandığın anahtarı verilir.Daarin is de kluis verborgen met de aandelen die zijn vader hem naliet.
Babasının ölümünden sonra onun yerine hükümdar olmuştur.Hij werd daarna in de plaats van zijn vader heerser.
Anna, babasının son hastalığında onu tedavi etmiştir.Barry verzorgde haar gedurende de laatste fase van haar ziekte.
Babasının baba adıdır.Dat is de naam van hun vader.
Annesinin adı Efide, babasının adı Recep’tir."Hoe heet je moeder?", vroeg Reve.
Babasının güvenini kazanmak için elinden geleni yapıyor.Hij wil zo de trouw van haar vader afdwingen.
Babasının ölümünden sonra Krupskaya ve annesi geçimlerini sağlayabilmek için özel dersler verdi .Na de dood van haar vader, gaven Kroepskaja en haar moeder les als een bron van inkomsten.
Babasının işi nedeniyle sık sık taşınmak zorunda kalmışlardır.Hij moest vaak verhuizen vanwege zijn vaders werk.
Babasının izinden gidip bir cerrah olan kardeşi Mursal ise genç yaşta hayatını yitirdi.Mursal, zijn jongere broer was een veelbelovend chirurg, maar overleed op jonge leeftijd.
Carl, babasının geri dönmüş olmasından memnun bir şekilde ona sarılır.Tom is dolgelukkig dat zijn gezin terug compleet is.
Maria Anna'nın annesinin, Ferdinad'ın babasının kız kardeşi olmasından dolayı onlar ilk kuzendi.Zij waren volle neef en nicht, aangezien Maria's moeder een zus was van Ferdinands vader.
Haziran 1854’te Charlotte Brontë, babasının yardımcısı Arthur Bell Nichollsla evlendi.Charlotte trouwde in juni 1854 met de hulppredikant van haar vader, Arthur Bell Nichols.
İvan Ivanoviç'in ölümü ile küçük kardeşi Fyodor babasının Çarlık tahtına veliaht oldu.Na de dood van Ivan Ivanovitsj werd diens verstandelijk gehandicapte broer Fjodor de troonopvolger.
Öteki ona anne babasının evine dönmesini öğütler.Hij belooft haar terug te brengen naar haar ouders.