babasının ile cümle
babasının kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Babasının anlattığı hikâyelerden hala etkilenmeyen Will gerçeği öğrenmek istediğini söyler.Molesto por las historias de su padre, Will pide que le cuente la verdad.
Babasının ailesi Yeni Zelanda'nın en büyük içki perakendecisi Neill ve Co'nun sahibiydi.Su familia fue propietaria de Neill and Co., la mayor distribuidora de licores de Nueva Zelanda.
Havayolları Jack'in babasının tabutunu uçağa almak istememektedir, çünkü gerekli evrakları bulunmamaktadır.La línea aérea rechaza poner el cuerpo de su padre en el avión porque no tiene la documentación apropiada.
Babasının ölümünün ardından 1758 ile 1760 yılları arasında rahip James Maury'nun okuluna devam etti.Después de la muerte de su padre, estudió con el reverendo James Maury de 1758 a 1760.
Babasının iktidar hırsı yüzünden kocası Guilford Dudley ile birlikte idam edildi.Aquel mismo día fue ejecutado también su esposo lord Guilford Dudley.
Karşılığında babasının eczanesinde çalışacaktı.Trabaja con su padre en su farmacia.
Babasının kim olduğu tam olarak bilinmemektedir.Se desconoce quien es su padre.
Bu mektupta babasının neden öldürüldüğü anlatılmaktadır.Nunca olvides decirles por qué mataron a su papá.
1270'te babasının Tunus'a düzenlediği Sekizinci Haçlı Seferine katıldı.Acompañó a su padre en la Octava Cruzada contra Túnez en 1270, en la que murió su padre.
Babasının Mel lakabını miras almıştır.Hereda una mina de su tío.
Babasının emekliliği üzerine İstanbul'a tekrar taşındılar ve Bakırköy'e yerleştiler.Seguida a la jubilación de su padre, la familia se trasladó a Estambul y se establecieron en Bakırköy.
Jayavarman III, Khmer İmparatorluğu'nun hükümdarı olarak babasının (Jayavarman II) yerine geçer.Jayavarman III sucede a Jayavarman II como emperador jemer.
İnge Meysel'in babasının mallarına el konulur ve 1945 yılına kadar bir bodrumda saklanarak yaşar.El padre de Meysel sobrevivió en 1945 escondido en un sótano.
Scriptores Historiae Augustae ye göre, Diadumenian babasının zorbalığına özenmişti.De acuerdo con la Scriptores Historiae Augustae, Diadumeniano igualó a su padre en tiranía.
Muhammed Abdurrahman ilk adlarıdır; Abdurrauf babasının adı, Arafat da büyükbabasının adıdır.Su primer nombre era Mohammed Abdel Rahman; Abdel Raouf era el nombre de su padre y Arafat el de su abuelo.
Robert, babasının yakın danışmanı Ranulf Flambard'ı kendisine de yakın danışman yaptı.Roberto designó como nuevo asesor suyo a Ranulf Flambard, que había sido previamente asesor de su padre.
Cuci, babasının yanında birçok sefere katıldı.Estévez ha actuado junto a su padre en varias ocasiones.
Küçük bir çocukken babasının ünü sayesinde tiyatronun birçok parlak yıldızıyla tanıştı.De pequeña, conoció a muchos actores de teatro destacados, gracias a la celebridad de su padre.
Tyrion babasının emirlerine karşı çıkarak fahişesi Shae'yi (Sibel Kekilli) de başkente götürür.Contra las órdenes de su padre, Tyrion lleva a la prostituta Shae (Sibel Kekilli) a la capital.
Jack çılgın gibi ormanda tökezleyerek babasının peşinden gider.Jack delirantemente tropieza por la selva buscando a su padre.
Babası He Yun'un aktardığına göre, He Pingping doğduğunda babasının avucuna sığacak kadar küçüktü.De acuerdo a su padre, He Yun, al nacer era tan pequeño que cabía perfectamente en la palma de la mano.
1454 yılında babasının ölümünden sonra beyliğin başına geçti.En 1354 sucedió a su padre después del asesinato de este último.
Kısa bir süre sonra bir hizmetçi, babasının az önce öldüğünü bildirdi.Mientras mantenía relaciones sexuales entró un sirviente que le avisó que su padre acababa de morir.
Martin babasının öldüğünü hemen öğrenemedi.No se sabe cuando murió su marido John.
Kendisi de koruma oldu ve 363 yılında bir zamanlar babasının geldiği mevkiye o da geldi.Tras integrarse en dicho cuerpo, ascendió en 363 al puesto que había ocupado su padre.
Annesinin adı Flori, babasının adı José'dir.Afirma que su apellido no es Maurín (el apellido de su padre) sino José.
Sürekli babasının baskısının altındadır.Aparentemente siempre a la sombra de su hermano.
Sifares de ölmek istemektedir ve onun için babasının yanında Romalılara karşı savaşa katılır.Sifares también quiere morir y une a su padre en la batalla.
Mezarlıktan çıktıktan sonra Üstat Luwin (Donald Sumpter), Bran'i babasının idamı için bilgilendirir.Posteriormente, el maestre Luwin (Donald Sumpter) les informa de la ejecución de su padre Ned.
Kurduğu hanedana babasının ismine atfen da Lagidan hanedanı ismi de verilmiştir.Toma su nombre del pueblo de Ojców, donde se encuentrsa también su sede.
Annesi babasınınsevdiği lezzetli bir yemek yaptı.Respondería a ¿qué comió tu padre?
7 Eylül 1971 tarihinde babasının ölümünden kısa bir süre sonra intihar ederek yaşamına son vermiştir.En septiembre de 1971 murió su padre y pudo al fin suicidarse.
Votini: Babasının zenginliği yüzünden kendisini başkalarından üstün gören, kibirli bir çocuk.Él declaró: "Un niño hereda en parte de sus padres, en parte de sus antepasados.
Ai, 1993'te babasının hastalığı sebebiyle Çin'e geri döndü.Regresó a Colombia en 1957 con motivo de la enfermedad de su padre.
Erken yaşlarda babasının kütüphanesinde Hegel, Schopenhauer ve Kant okudu.Con apenas catorce años leía a Hegel, Schopenhauer y Kant.
Babasının adı dolayısıyla Zekeriyâzâde Yahyâ Efendi olarak da bilinmektedir.Su nombre proviene del Yorùbá Yèwá (Yeyé: madre - Awá: nuestra).
Çocukluğu ve gençliği otoriter babasının ezici kişiliğinin gölgesinde geçti.Su infancia y su juventud transcurrieron en el ambiente honesto y piadoso de sus padres.
Galifianakis babasının ait olduğu Yunan Ortodoks inancıyla yetiştirildi .Fue criado en la fe ortodoxa griega.
Babasının bir önceki evliliğinden beş çocuğu vardı.Tuvo cinco hijos párvulos de su primer matrimonio.
Annesine babasının kötü biri olduğunu anlatmaya çalışır fakat anlatamaz.Es amable con su padre, pero no le dice quién es.
Giselda babasının çadırlı kampının etrafında gezinmeye çıkmıştır.Entre ellos se encuentra Giselda, que ha escapado de la tienda de campaña de su padre.
Babası, Abdurrauf el-Kudva el-Hüseyni, Gazzeliydi; babasının annesi Mısırlıydı.Su padre, Abdel Raouf al-Qudwa al-Huseini, era de Gaza; y su abuela paterna era egipcia.
Oğlu bu gün babasının yolunu devam etdiriyor.Su hijo continuó el trabajo de su padre.
Aniston'nın vaftiz babası, kendi babasının en yakın arkadaşı olan Telly Savalas'tır.El padrino de su hija Jennifer, es Telly Savalas, uno de los mejores amigos de su padre. Aniston
Babasının vasiyeti üzerine vaftiz babasının yanında kaldı.Sucedió a su padre junto a su hermano Cristián.
Anne ve babasının sürekli ziyaretçileri arasında şarkı sözü yazarları ve müzik prodüktörleri bulunmaktaydı.Escritores y músicos amigos de su padre visitaban recurrentemente la casa.
Tyrion, kalenin altındaki tünellerden geçip babasının odasına gider, Shae ve babasının yattığını görür.Tyrion huye hasta los aposentos de la Mano donde encuentra a Shae en la cama de su padre.
Babasının yerel sicil memurluğu ofisinde çalıştı ve sadece sekiz yaşında iken babası öldü.Su padre era cirujano y murió cuando solo tenía ocho años de edad.
Babasının ölümünden sonra da bu işe devam eder.Ni siquiera la muerte de su padre lo hace regresar.
İki tane kardeşi babasının ilk evliliğindendi.Ella fue la segunda de cuatro hijos del primer matrimonio de su padre.
Öteki ona anne babasının evine dönmesini öğütler.La chica les advierte que corran porque su madre viene.
Chris'in adı ise Leo'nun babasının ismi.Sólo consta el nombre de su hermano Antonio.
Francesco Petrarca (1304–1374) ile de arkadaşlık yapan Dondi, babasının izini takip etti.Francisco Petrarca (1304-1374), es conocido como el padre del humanismo.
Kardeşi Andreas babasının şirketinden ayrılıp mesleğini değiştirmiştir.Su hermano James retomó la empresa.
Babasının ölüm haberini burada aldı.Recibe la noticia de la muerte de su familia.
Pyotr, babasının ikinci evliliğinden olan altı çocuğunun ikincisiydi.Pedro fue el segundo de los seis hijos del matrimonio.
Babasının ilk tayin yeri olan Diyarbakır'da doğmuştur.Jardín nació en la finca de su padre.
Babasının naaşı da on yıl sonra onun mezarının yanında yakılacaktı.Cinco años más tarde, el cuerpo de éste sería sepultado junto al de su víctima.
Matt'in annesinin ismi Lynne Smith,babasının ismi Dave Smith'tir.El padre de Stan se llama Jack Smith.
Babasının ölümü ile taht kavgası başladı ve kazanarak tahta geçti.A la muerte de su padre, alcanzó el trono sin disputa alguna.