Babam her sabah koşuya gider.My father goes jogging every morning.
Babam her sabah yürüyüş yapar.My father takes a walk every morning.
Babam her gün yürüyüşe çıkıyor.Father takes a walk every day.
Babam her yıl çalışmak için Detroit'e gitti.Father went to Detroit to work every year.
Babam içkiyi bedava aldı.Father got the drink for nothing.
Babam otuz yıldır Nagoya'da yaşamaktadır.My father has lived in Nagoya for 30 years.
Babam on beş yıldan daha fazla bir süre Nagoya'da yaşadı.My father has lived in Nagoya for more than fifteen years.
Babam; onu yarın aramanı bekliyor.My father is expecting you to phone him tomorrow.
Babam nadiren, kırk yılda bir, Pazar günleri dışarı çıkar.My father rarely, if ever, goes out on Sundays.
Babam ağaca karşı bir merdiven koydu.My father put a ladder against the tree.
Babam Bay Kimura ile aynı arabaya sahip.My father has the same car as Mr Kimura's.
Yaklaşık on dakika önce babam eve geldi.Father came home about ten minutes ago.
Babam arkadaşları ile iyi geçinir.My father gets along with his friends.
Babam posta kutusunu kırmızıya boyadı.My father painted the mailbox red.
Babam akşam gazetesini okurken oturuyordu.My father sat reading the evening paper.
Babam akşam yemeğinden sonra gerindi.Dad stretched after dinner.
Babam akşam yemeği sırasında tek kelime söylemedi.My father didn't say a word during dinner.
Babam akşam yemeğinden önce bir duş alır.My father takes a bath before supper.
Babam iş için yılda iki kez Sydney'e gider.My father goes to Sydney twice a year on business.
Babam gelecek ayın başında dönecek.My father will be back at the beginning of next month.
Babam önümüzdeki hafta yurt dışına gitmek niyetinde.Father intends to go to abroad next week.
Babam gelecek hafta yurt dışına gidecek.My father is going to go abroad next week.
Babam gelecek yıl yurt dışına gidecek.My father will travel abroad next year.
Babam seyahat etmeye alışkın.My father is used to travelling.
Babam için bir hediye arıyorum.I'm looking for a gift for my father.
Hem babam hem de ben ilk defa müzeye gittik.Both my father and I went to the museum for the first time.
Duvarı boyayan adam babamdır.The man painting the wall is my father.
Babam bana, bir yanıt yazıp hemen postalamamı söyledi.My father told me to write an answer and post it at once.
Annem, babamın bana neden çok kızgın olduğunu bana anlattı.My mother told me why my father was so angry with me.
Annem, babam tarafından seviliyor.My mother is loved by my father.
Babam, tabiri caizse, bir yürüyen sözlük.My father is, so to speak, a walking dictionary.
Babam eve gelmeden önce uykuya daldım.I fell asleep before my father came home.
Bir köpek kulübesi yapmak için babamın çekicini ödünç aldım.I borrowed Father's hammer to build a dog house.
Babam yemekten sonra koşuya gitti.My father went jogging after dinner.
Lütfen haftaya babama gitmeyi unutma.Please remember to see my father next week.
Lütfen önümüzdeki hafta babamı ziyaret etmeyi unutma.Please remember to see my father next week.
Dün akşam, annemle babamın fısıldaştıklarını duydum.I heard my parents whispering last night.
Anne babam planımı kabul etmediler.My parents didn't disagree with my plan.
Hem annem hem de babam beni uğurlamak için havaalanına geldiler.Both my parents came to see me off at the airport.
Ne annem ne de babam golf oynar.Both of my parents do not play golf.
Anne ve babamın ikisi de hayatta değil.Both my parents are not alive.
Anne babam Kyoto'da yaşıyorlar.My parents live in Kyoto.
Annem ve babam yaşlı.My parents are old.
Annem ve babam benim Mary ile evlenmemi onayladı.My parents approved of my marrying Mary.
Anne babam, görüşüme karşı çıkıyorlar.My parents object to my opinion.
Babam gerçekten de öldü mü?Did my father really die?
Babam bu öğleden sonra sinemaya gitmemizi önerdi.My father suggested that we go to the movies this afternoon.
Babam seyahat ederdi.My father used to travel.
Babam gazeteyi genelde yemek esnasında okur.My father often reads the newspaper during meals.
Onunla her karşılaşmamda, babam aklıma geliyor.Every time I meet him, I think of my father.
Babam tüm maaşını anneme veriyor.My father gives my mother all of his salary.
Babam bana lezzetli bir öğle yemeği yaptı.My father made me a delicious lunch.
Bu benim babamın.This is my father's.
Babam bana kitaplar satın aldı.My dad bought me books.
Babam bir sonraki ayın başında dönecek.My father will return at the beginning of next month.
"Annem Amerikan ve babam Uygur'dur." "Gerçekten mi?" "Hayır! Ben şaka yapıyordum!""My mother's American, and my father is Uighur." "Really?" "No! I was joking!"
Babam futbolu sevmez.My father doesn't like soccer.
Babam nasıl?How's my dad doing?
Babam o kadar meyve yemez.My father doesn't eat fruit that much.
Babamın bana verdiği saati kaybettim.I lost the watch that my father gave me.