Finli babaların ve annelerin bir çoğunluğu bu hazırlık eğitimlerine katılmaktadır.Suurin osa suomalaisista isistä ja äideistä osallistuu tähän valmennukseen.
Finli babaların ve annelerin bir çoğunluğu bu hazırlık eğitimlerine katılmaktadır.Большая часть финских отцов и матерей принимает участие в такой подготовке.
Finli babaların ve annelerin bir çoğunluğu bu hazırlık eğitimlerine katılmaktadır.معظم الآباء الفنلنديين والأمهات يشاركوا في هذه التدريبات.
Finli babaların ve annelerin bir çoğunluğu bu hazırlık eğitimlerine katılmaktadır.孕妇咨询处同时为准父母提供分娩准备培训及家庭培训。大多数芬兰父母都会参加这样的培训课程。
Generaller babalarının kim olduğuna bakılmadan, generalleme yeteneklerine göre seçiliyorlardı.Generalerne blev ikke valgt alt efter hvem deres far var, de blev valgt efter om de var gode at generalle.
Generaller babalarının kim olduğuna bakılmadan, generalleme yeteneklerine göre seçiliyorlardı.또 다른 사실은, 그들의 군대는 실력주의에 따랐습니다. 장군은 그들의 아버지가 누구냐에 따라 선택된 것이 아니라, 그들이 장군의 임무를 잘 하느냐에 따라 선택되었습니다.
Generaller babalarının kim olduğuna bakılmadan, generalleme yeteneklerine göre seçiliyorlardı.В войске царила меритократия: полководцев выбирали не по родословной, а, собственно, по умению "водить полки".
Generaller babalarının kim olduğuna bakılmadan, generalleme yeteneklerine göre seçiliyorlardı.למשל, הצבא היה מריטוקרטיה. הגנרלים לא נבחרו בהתבסס על מי היה אביהם, אלא בהתבסס על כמה הם היו טובים בגנרליות.
Giysiyi babalarına götürerek, ‹‹Bunu bulduk›› dediler, ‹‹Bak, bakalım, oğlunun mu, değil mi?››그 채색 옷을 보내어 그 아비에게로 가져다가 이르기를 우리가 이것을 얻었으니 아버지의 아들의 옷인가 아닌가 보소서 하매
Giysiyi babalarına götürerek, ‹‹Bunu bulduk›› dediler, ‹‹Bak, bakalım, oğlunun mu, değil mi?››וישלחו את כתנת הפסים ויביאו אל אביהם ויאמרו זאת מצאנו הכר נא הכתנת בנך הוא אם לא׃
Giysiyi babalarına götürerek, ‹‹Bunu bulduk›› dediler, ‹‹Bak, bakalım, oğlunun mu, değil mi?››وارسلوا القميص الملّون واحضروه الى ابيهم. وقالوا وجدنا هذا. حقق أقميص ابنك هو ام لا.
Giysiyi babalarına götürerek, ‹‹Bunu bulduk›› dediler, ‹‹Bak, bakalım, oğlunun mu, değil mi?››打 發 人 送 到 他 們 的 父 親 那 裡 說 、 我 們 撿 了 這 個 、 請 認 一 認 、 是 你 兒 子 的 外 衣 不 是
Giysiyi babalarına götürerek, ‹‹Bunu bulduk›› dediler, ‹‹Bak, bakalım, oğlunun mu, değil mi?››打發人 送到 他 們的 父親 那 裡說 、 我們撿 了 這個 、 請認 一 認 、 是 你 兒子 的 外衣 不是
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.Alsbald verließen sie das Schiff und ihren Vater und folgten ihm nach.
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.A oni hneď opustili loďku i svojho otca a išli za ním.
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.A oni hned opustivše lodí a otce svého, šli za ním.
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.A oni wnetże opuściwszy łódź i ojca swego, poszli za nim.
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.Azok pedig azonnal otthagyván a hajót és atyjukat, követék õt.
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.dan mereka langsung meninggalkan perahu dan ayah mereka, lalu mengikuti Yesus
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.Ed essi subito, lasciata la barca e il padre, lo seguirono
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.Estes, deixando imediatamente o barco e seu pai, seguiram- no.
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.Il les appela, et aussitôt ils laissèrent la barque et leur père, et le suivirent.
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.저희가 곧 배와 부친을 버려두고 예수를 좇으니라
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.Niin he jättivät kohta venheen ja isänsä ja seurasivat häntä.
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.Och strax lämnade de båten och sin fader och följde honom.
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.Og de forlode straks Skibet og deres Fader og fulgte ham.
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.Og de forlot straks båten og sin far og fulgte ham.
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.Ona pa precej popustita ladjo in očeta svojega in gresta za njim.
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.Şi îndată, ei au lăsat corabia şi pe tatăl lor, şi au mers după El.
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.Tức thì hai người đó bỏ thuyền và cha mình mà theo Ngài.
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.Tức_thì hai người đó bỏ thuyền và cha mình mà theo Ngài .
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.y en seguida ellos dejaron la barca y a su padre, y le siguieron
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.Zij stapten uit de boot, lieten hun vader alleen achter en gingen met Jezus mee.
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.Οι δε αφησαντες ευθυς το πλοιον και τον πατερα αυτων, ηκολουθησαν αυτον.
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.Вони ж зараз, покинувши човен і батька свого, пійшли слїдом за Ним.
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.И они тотчас, оставив лодку и отца своего, последовали за Ним.
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.И те на часа оставиха ладията и баща си, и отидоха след Него.
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.ויעזבו מיד את האניה ואת אביהם וילכו אחריו׃
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.فللوقت تركا السفينة واباهما وتبعاه
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.他 們 立 刻 捨 了 船 、 別 了 父 親 、 跟 從 了 耶 穌
Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsanın ardından gittiler.他 們立刻 捨 了 船 、 別 了 父親 、 跟從 了 耶穌
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.As pessoas estavam a ficar mais pobres do que os seus progenitores.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Az emberek tehát szegénnyebbek lettek mint a saját szüleik.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Folk blev fattigare än sina föräldrar.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.이 곳 사람들은 부모 세대보다 더 가난해지고 있었습니다.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.La gente che diventata più povera dei propri genitori.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Les gens devenaient rééllement plus pauvres que leurs parents.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Ludzie stawali się biedniejsi niż ich rodzice.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Mensen werden zelfs armer dan hun ouders.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Nová generace je ještě chudší než ta předchozí.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Oamenii au devenit de fapt mai săraci decât părinţii lor.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Orang-orang sebenarnya menjadi lebih miskin dibandingkan orang tua mereka.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Οι άνθρωποι ήταν στην πραγματικότητα πιο φτωχοί από τους γονείς τους.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Люди ставали біднішими від власних батьків.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Люди, фактически, становились беднее, чем их родители.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Хората всъщност са ставали по-бедни от родителите си.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.אנשים היו, למעשה, עניים יותר מההורים שלהם.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.كان الناس في الواقع يزدادون فقرا أكثر من آبائهم.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.そして時には自分たちの祖父母よりも
"İsrailliler, babalarının İsrail'deki evlerinde olmadığı duygularından bahsettiklerinde, o duyguyu tanımıştım."Cuando la israelí dijo cómo se sentía su padre al no estar en casa, en Israel, me sentí identificada.