babalarının ile cümle
babalarının kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Ne zaman babalarının projelerinden sıkılsalar, olağanüstü bir uçak icat ettiler.Cuando se aburrieron del proyecto de su padre, inventaron un extraordinario avión ellos solos.
Ne zaman babalarının projelerinden sıkılsalar, olağanüstü bir uçak icat ettiler.Kiedy znudzili się już projektami swojego ojca, sami skonstruowali mały, nadzwyczajny samolot.
Ne zaman babalarının projelerinden sıkılsalar, olağanüstü bir uçak icat ettiler.Quand ils se sont ennuyés avec le projet de leur père, ils ont inventé leur propre avion extraordinaire.
Ne zaman babalarının projelerinden sıkılsalar, olağanüstü bir uçak icat ettiler.Quando si sono stancati dei progetti del padre, hanno inventato un aereo straordinario da soli.
Ne zaman babalarının projelerinden sıkılsalar, olağanüstü bir uçak icat ettiler.Toen hun vaders project hen verveelde, hebben ze zelf een buitengewoon vliegtuigje uitgevonden.
Ne zaman babalarının projelerinden sıkılsalar, olağanüstü bir uçak icat ettiler.Когато се отегчили от проекта на баща си, те изобретили свой собствен изключителен самолет:
Ne zaman babalarının projelerinden sıkılsalar, olağanüstü bir uçak icat ettiler.Когда им стал скучен папин проект, они изобрели свой собственный удивительный мини-самолёт.
Rabi, New York'ta büyürken arkadaşlarının anne babalarının onlara günün sonundaA Nobel-díjas I.
Rabi, New York'ta büyürken arkadaşlarının anne babalarının onlara günün sonunda노벨상 수장자인 I.I. 라비는 뉴욕에서 자랄 때 친구들의 부모들은 모두
Rabi, New York'ta büyürken arkadaşlarının anne babalarının onlara günün sonundaI. I. Rabi, en nobelprismodtager, sagde at da han voksede op i New York, spurgte alle hans venner forældre dem
Rabi, New York'ta büyürken arkadaşlarının anne babalarının onlara günün sonundaI.I Rabi, người đoạt giải Nobel, đã nói trong thời niên thiếu của ông rằng tất cả cha mẹ của bạn ông hỏi họ
Rabi, New York'ta büyürken arkadaşlarının anne babalarının onlara günün sonundaΡάμπι που έχει βραβευτεί με Νόμπελ, είπε πως μεγαλώνοντας στη Νέα Υόρκη, όλοι οι γονείς των φίλων του ρωτούσαν
Rabi, New York'ta büyürken arkadaşlarının anne babalarının onlara günün sonundaא. א. רבי, חתן פרס נובל, אמר שכשגדל בניו יורק, כל הורי חבריו נהגו לשאול אותם
Rabi, New York'ta büyürken arkadaşlarının anne babalarının onlara günün sonundaالحائز على جائزة نوبل أي أي رابي قال أنه عندما كان صغيراً في نيويورك، كل أباء وأمهات أصدقائهم يسألونهم
Rabi, New York'ta büyürken arkadaşlarının anne babalarının onlara günün sonunda友達の親は学校から 帰宅した友達に 「今日は何を習ったの?」と毎日 聞いたそうです
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.A jeho synovia mu vykonali tak, ako im prikázal,
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Assim os filhos de Jacó lhe fizeram como ele lhes ordenara;
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Astfel au împlinit fiii lui Iacov poruncile tatălui lor.
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.C`est ainsi que les fils de Jacob exécutèrent les ordres de leur père.
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Demikianlah anak-anak Yakub melakukan apa yang dipesankan Yakub kepada mereka
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.épen cselekedének azért [Jákóbbal] az õ fiai, a miképen megparancsolta vala nékik.
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Hicieron, pues, sus hijos con él, según les había mandado Jacob
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Ja hänen poikansa tekivät hänelle, niinkuin hän oli määrännyt heille:
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.야곱의 아들들이 부명을 좇아 행하여
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Och hans söner gjorde med honom såsom han hade bjudit dem:
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Og hans sønner gjorde med ham således som han hadde pålagt dem;
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Og hans Sønner gjorde, som han havde pålagt dem;
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Poi i suoi figli fecero per lui così come aveva loro comandato
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Storili so mu tedaj sinovi njegovi natanko, kakor jim je bil zapovedal,
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Učinili tedy s ním synové jeho tak, jakž jim byl poručil.
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Uczynili tedy z nim synowie jego, jak im był rozkazał.
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Und seine Kinder taten, wie er ihnen befohlen hatte,
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Vậy , các con_trai Gia-cốp làm theo lời cha trối lại ,
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Vậy, các con trai Gia-cốp làm theo lời cha trối lại,
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Και εκαμον εις αυτον οι υιοι αυτου καθως παρηγγειλεν εις αυτους
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.И сделали сыновья Иакова с ним, как он заповедал им;
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Тогава синовете на Израиля му сториха, според както им беше заповядал;
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.ויעשו בניו לו כן כאשר צום׃
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.وفعل له بنوه هكذا كما اوصاهم.
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.雅 各 的 兒 子 們 、 就 遵 著 他 父 親 所 吩 咐 的 辦 了
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.雅各 的 兒子們 、 就 遵著 他 父親所 吩咐 的 辦了
Zaman geçti ve onlar babalarının kendilerini unuttuğunu düşündüler ilk önce.A jak šel čas, říkali si nejdřív, že na ně určitě zapomněl
Zaman geçti ve onlar babalarının kendilerini unuttuğunu düşündüler ilk önce.Az idő múlt, és ők először úgy gondolták, biztosan elfelejtette őket.
Zaman geçti ve onlar babalarının kendilerini unuttuğunu düşündüler ilk önce.Čas je mineval. V začetku sta si govorila, da ju je gotovo pozabil.
Zaman geçti ve onlar babalarının kendilerini unuttuğunu düşündüler ilk önce.Czas mijał, a one myśleli, że na pewno o nich zapomniał, na początku.
Zaman geçti ve onlar babalarının kendilerini unuttuğunu düşündüler ilk önce.De tijd verstreek, en ze dachten dat hij hen zeker vergeten was, in het begin.
Zaman geçti ve onlar babalarının kendilerini unuttuğunu düşündüler ilk önce.E poi il tempo passava, e si sono detti che sicuramente li aveva dimenticati, in un primo tempo.
Zaman geçti ve onlar babalarının kendilerini unuttuğunu düşündüler ilk önce.Et puis le temps passait, et ils se sont dit qu'il les avait sûrement oubliés, dans un premier temps.
Zaman geçti ve onlar babalarının kendilerini unuttuğunu düşündüler ilk önce.시간이 흐르자, 처음엔 아버지가 우리를 정말 잊으신 거구나 라고 생각했고
Zaman geçti ve onlar babalarının kendilerini unuttuğunu düşündüler ilk önce.Pasaba el tiempo, y primero pensaron que los había olvidado, seguramente.
Zaman geçti ve onlar babalarının kendilerini unuttuğunu düşündüler ilk önce.Thời gian trôi qua, lúc đầu họ nghĩ ông hẳn đã quên mất họ rồi.
Zaman geçti ve onlar babalarının kendilerini unuttuğunu düşündüler ilk önce.Timpul trecea și ei și-au spus că sigur i-a uitat - a fost prima reacție.
Zaman geçti ve onlar babalarının kendilerini unuttuğunu düşündüler ilk önce.Waktu terus berlalu, dan mereka mengira dia sudah benar-benar melupakannya, pada awalnya.
Zaman geçti ve onlar babalarının kendilerini unuttuğunu düşündüler ilk önce.Wie die Zeit verging, sagten sie sich, er hätte sie sicherlich in der ersten Zeit vergessen.
Zaman geçti ve onlar babalarının kendilerini unuttuğunu düşündüler ilk önce.Ο καιρός περνούσε, και όλοι πίστευαν ότι σίγουρα τους είχε ξεχάσει, αρχικά.
Zaman geçti ve onlar babalarının kendilerini unuttuğunu düşündüler ilk önce.Минало време и те решили, че той сигурно ги е забравил, от начало.
Zaman geçti ve onlar babalarının kendilerini unuttuğunu düşündüler ilk önce.Час минав, і вони подумали, що він повністю забув про них, спочатку.
Zaman geçti ve onlar babalarının kendilerini unuttuğunu düşündüler ilk önce.Шло время, и сначала они думали, что он забыл о них.
Zaman geçti ve onlar babalarının kendilerini unuttuğunu düşündüler ilk önce.הזמן עבר, והם כבר היו בטוחים שהוא שכח אותם לחלוטין, בתחילה.
Zaman geçti ve onlar babalarının kendilerini unuttuğunu düşündüler ilk önce.ومر وقت طويل فظنوا في البداية انه حقاً كان قد نسيهم حينها