babalarının ile cümle
babalarının kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
10 veya 20 yıl içinde, Amerikan çocukların çoğu babalarının olmadığı evlerde doğacaklar.Σε μία με δύο δεκαετίες, τα περισσότερα παιδιά των Αμερικανών δεν θα έχουν πατέρα στο σπίτι.
10 veya 20 yıl içinde, Amerikan çocukların çoğu babalarının olmadığı evlerde doğacaklar.Через несколько десятков лет большинство американских детей будут расти в семьях без отца.
10 veya 20 yıl içinde, Amerikan çocukların çoğu babalarının olmadığı evlerde doğacaklar.עליה בלידות מחוץ לנישואין. זהו גרף שמראה את העלייה היציבה בלידות מחוץ לנישואין
10 veya 20 yıl içinde, Amerikan çocukların çoğu babalarının olmadığı evlerde doğacaklar.في غضون عقد او اثنين، معظم الاطفال الاميركيين سيولدون في بيوت من غير أب
10 veya 20 yıl içinde, Amerikan çocukların çoğu babalarının olmadığı evlerde doğacaklar.父親のいない家庭に生まれることでしょう これは家庭の収入が少なくなることを意味します
AA: Ne zaman babalarının projelerinden sıkılsalar, olağanüstü bir uçak icat ettiler.Când s-au plictisit de proiectul tatălui lor, au inventat ei singuri un avion deosebit.
AA: Ne zaman babalarının projelerinden sıkılsalar, olağanüstü bir uçak icat ettiler.(아버지의 프로젝트에 싫증이 나자,
AA: Ne zaman babalarının projelerinden sıkılsalar, olağanüstü bir uçak icat ettiler.אלן: כשסיימו עם הפרויקט של אביהם,
AA: Ne zaman babalarının projelerinden sıkılsalar, olağanüstü bir uçak icat ettiler.أ أ : عندما شعروا بالملل من مشاريع والدهم ،
AA: Ne zaman babalarının projelerinden sıkılsalar, olağanüstü bir uçak icat ettiler.突拍子もない飛行機を発明しました
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Die Vorstellung, dass ihr Vater in der Öffentlichkeit singt, reichte, damit sie sich benahmen.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Het idee alleen al dat hun vader in het openbaar zou zingen, was voldoende om zich te gedragen.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Khái niệm về việc cha của chúng sẽ hát ở nơi công cộng cũng đủ làm chúng hành xử tốt trở lại
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.사람들 앞에서 아빠가 노래를 한다는 개념 자체로 아이들이 말을 잘 듣게 할 수 있다는 것입니다.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.La idea misma de su papá cantando en público era suficiente para hacer que se comportaran bien.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.La notion même de leur papa chantant en public était suffisante pour qu'elles se tiennent bien.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Pouhá představa, že jejich táta bude zpívat na veřejnosti zajistila, že se začaly chovat slušně.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Sama ideja, da njun oče poje v javnosti, je bila dovolj, da sta se lepo obnašali.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Samo wyobrażenie ich taty śpiewającego publicznie wystarczało, aby zachowywały się dobrze.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Simpla idee ca tatăl lor să cânte în public era destul să le cumințească.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Själva tanken att deras pappa skulle sjunga offentligt var tillräckligt för att få dem att uppträda väl.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Solo l'idea del loro padre che cantava in pubblico era abbastanza per farle comportare bene.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Η ιδέα και μόνο να τραγουδάει δημοσίως ο μπαμπάς τους ήταν αρκετό για να συμμαζευτούν.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Одна мысль о том, что их папа сейчас запоёт во всеуслышание, заставляла их вести себя прилично".
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Само мисълта за баща им, пеещ на публично място била достатъчна за да ги накара да са послушни.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Сам спомин про те, що їхній батько заспіває на публіці, змушував їх поводитись як слід.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.רק הרעיון של אבא שלהן שר בפומבי הספיק בכדי לגרום להם להתנהג יפה.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.مجرّد فكرة غناء والدهما في مكان عام كان كافياً لتهذيبهما.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.おりこうにする気になったのです こう疑問を持つ人もいます
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Chị giải thích rằng người bố mà chị có sẽ nói với anh chị là ông sẽ đến đón vào ngày Chủ nhật để dắt đi bộ.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Elmondta, hogy neki olyan apja volt, aki azt mondta, eljön értük vasárnap, hogy sétálni vigye őket.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.언니가 말하기를, 아버지는 말하자면, 일요일 날 와서 너희들을 데리고 같이 산책 가자고 약속하고는,
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.leur disait qu'il viendrait les chercher le dimanche pour les emmener se promener.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.lhes dizia que os vinha buscar no domingo para os levar a passear.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Me explicó que ese padre que ella había tenido, les decía que vendría a verlos el domingo para dar un paseo.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Mi-a spus că tatăl pe care l-a avut ea, le spunea că vine duminica să îi ia la o plimbare.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Wyjaśniła mi, że ojciec którego miała mówił im, że przyjdzie i zabierze ich w niedzielę na spacer.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Μου εξήγησε ότι ο πατέρας που είχε τους έλεγε ότι θα ερχόταν να τους πάρει την Κυριακή για μια βόλτα.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Вона пояснила, що батько, якого мала вона, говорив їм, що прийде в неділю для прогулянки.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Она рассказала, что отец, каким она его знала, говорил им, что придёт и заберёт их в воскресенье на прогулку.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Тя обясни, че бащата, който тя е имала, е обещавал, че ще дойде и ще ги заведе в неделя на разходка.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.היא הסבירה לי שהאב שהיה לה היה אומר להם שהוא יבוא לאסוף אותם ביום ראשון כדי ללכת לטייל.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.فقالت لي .. انه كان يعدهم ان يأتي يوم الاحد لكي يأخذهم من أجل نزهة سير
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.一緒に散歩に行こう」と言って 家族がお洒落をして待っていると
Bir gün Yusufun kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekeme gittiler.Các anh chàng đi chăn chiên của cha tại Si-chem.
Bir gün Yusufun kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekeme gittiler.Các anh_chàng đi chăn_chiên của cha tại Si-chem .
Bir gün Yusufun kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekeme gittiler.Da hans Brødre engang var gået hen for at vogte deres Faders Småkvæg ved Sikem,
Bir gün Yusufun kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekeme gittiler.Då nu en gång hans bröder hade gått bort för att vakta sin faders får i Sikem,
Bir gün Yusufun kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekeme gittiler.Da nun seine Brüder hingingen, zu weiden das Vieh ihres Vaters in Sichem,
Bir gün Yusufun kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekeme gittiler.Engang gikk hans brødre avsted for å gjæte sin fars buskap i Sikem.
Bir gün Yusufun kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekeme gittiler.Fraţii lui Iosif se duseseră la Sihem, ca să pască oile tatălui lor.
Bir gün Yusufun kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekeme gittiler.I odeszli bracia jego, aby paśli trzody ojca swego w Sychem.
Bir gün Yusufun kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekeme gittiler.I suoi fratelli andarono a pascolare il gregge del loro padre a Sichem
Bir gün Yusufun kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekeme gittiler.Jozefs broers trokken met de schapen naar Sichem om ze daar te laten grazen.
Bir gün Yusufun kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekeme gittiler.그 형들이 세겜에 가서 아비의 양떼를 칠 때에
Bir gün Yusufun kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekeme gittiler.Ko so pa odšli bratje njegovi past čredo očeta svojega poleg Sihema,
Bir gün Yusufun kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekeme gittiler.Kun hänen veljensä olivat menneet kaitsemaan isänsä lampaita Sikemiin,
Bir gün Yusufun kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekeme gittiler.Les frères de Joseph étant allés à Sichem, pour faire paître le troupeau de leur père,
Bir gün Yusufun kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekeme gittiler.Mikor pedig az õ bátyjai elmenének Sikhembe, hogy az õ atyjok juhait õrizzék;
Bir gün Yusufun kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekeme gittiler.Odešli pak bratří jeho, aby pásli dobytek otce svého v Sichem.