Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››A povedal svojim dcéram: A kdeže je? Prečo ste tam nechaly človeka? Zavolajte ho, a bude jesť chlieb.
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››A svolil Mojžíš k tomu, aby bydlil s mužem tím. Kterýžto dal Zeforu, dceru svou, Mojžíšovi.
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››Cha lại hỏi rằng : Người đó bây_giờ ở đâu ? Sao các con bỏ người đi ? Hãy mời đến đặng ăn bánh .
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››Cha lại hỏi rằng: Người đó bây giờ ở đâu? Sao các con bỏ người đi? Hãy mời đến đặng ăn bánh.
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››E ele perguntou a suas filhas: Onde está ele; por que deixastes lá o homem? chamai-o para que coma pão.
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››아비가 딸들에게 이르되 그 사람이 어디 있느냐 너희가 어찌하여 그 사람을 버리고 왔느냐 그를 청하여 음식으로 대접하라 하였더라
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››On pa reče hčeram svojim: In kje je on? zakaj ste popustile tistega moža? Pokličite ga, da jé z nami kruh!
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››Quegli disse alle figlie: «Dov'è? Perché avete lasciato là quell'uomo? Chiamatelo a mangiare il nostro cibo!»
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››Şi el a zis fetelor: ,,Unde este? Pentruce aţi lăsat acolo pe omul acela! Chemaţi -l să mănînce pîne!``
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››S monda leányainak: És hol van õ? miért hagytátok ott azt a férfit? hívjátok el, hogy egyék kenyeret.
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››И той рече на дъщерите си: А где е той? защо оставихте човека? повикайте го да яде хляб.
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››Он сказал дочерям своим: где же он? зачем вы его оставили? позовитеего, и пусть он ест хлеб.
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››ויאמר אל בנתיו ואיו למה זה עזבתן את האיש קראן לו ויאכל לחם׃
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››فقال لبناته واين هو. لماذا تركتنّ الرجل. ادعونه لياكل طعاما.
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››他 對 女 兒 們 說 、 那 個 人 在 那 裡 、 你 們 為 甚 麼 撇 下 他 呢 、 你 們 去 請 他 來 喫 飯
Babaları, ‹‹Nerede o?›› diye sordu, ‹‹Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.››他 對女兒 們說 、 那 個 人 在 那裡 、 你 們為 甚 麼 撇下 他 呢 、 你 們去請 他 來喫飯
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Die Vorstellung, dass ihr Vater in der Öffentlichkeit singt, reichte, damit sie sich benahmen.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Het idee alleen al dat hun vader in het openbaar zou zingen, was voldoende om zich te gedragen.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Khái niệm về việc cha của chúng sẽ hát ở nơi công cộng cũng đủ làm chúng hành xử tốt trở lại
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.사람들 앞에서 아빠가 노래를 한다는 개념 자체로 아이들이 말을 잘 듣게 할 수 있다는 것입니다.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.La idea misma de su papá cantando en público era suficiente para hacer que se comportaran bien.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.La notion même de leur papa chantant en public était suffisante pour qu'elles se tiennent bien.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Pouhá představa, že jejich táta bude zpívat na veřejnosti zajistila, že se začaly chovat slušně.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Sama ideja, da njun oče poje v javnosti, je bila dovolj, da sta se lepo obnašali.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Samo wyobrażenie ich taty śpiewającego publicznie wystarczało, aby zachowywały się dobrze.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Simpla idee ca tatăl lor să cânte în public era destul să le cumințească.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Själva tanken att deras pappa skulle sjunga offentligt var tillräckligt för att få dem att uppträda väl.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Solo l'idea del loro padre che cantava in pubblico era abbastanza per farle comportare bene.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Η ιδέα και μόνο να τραγουδάει δημοσίως ο μπαμπάς τους ήταν αρκετό για να συμμαζευτούν.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Одна мысль о том, что их папа сейчас запоёт во всеуслышание, заставляла их вести себя прилично".
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Само мисълта за баща им, пеещ на публично място била достатъчна за да ги накара да са послушни.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.Сам спомин про те, що їхній батько заспіває на публіці, змушував їх поводитись як слід.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.רק הרעיון של אבא שלהן שר בפומבי הספיק בכדי לגרום להם להתנהג יפה.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.مجرّد فكرة غناء والدهما في مكان عام كان كافياً لتهذيبهما.
Babalarının ortalıkta şarkı söyleyeceği düşüncesi davranışlarını değiştirmek için yeterliydi.おりこうにする気になったのです こう疑問を持つ人もいます
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Chị giải thích rằng người bố mà chị có sẽ nói với anh chị là ông sẽ đến đón vào ngày Chủ nhật để dắt đi bộ.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Elmondta, hogy neki olyan apja volt, aki azt mondta, eljön értük vasárnap, hogy sétálni vigye őket.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.언니가 말하기를, 아버지는 말하자면, 일요일 날 와서 너희들을 데리고 같이 산책 가자고 약속하고는,
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.leur disait qu'il viendrait les chercher le dimanche pour les emmener se promener.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.lhes dizia que os vinha buscar no domingo para os levar a passear.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Me explicó que ese padre que ella había tenido, les decía que vendría a verlos el domingo para dar un paseo.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Mi-a spus că tatăl pe care l-a avut ea, le spunea că vine duminica să îi ia la o plimbare.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Wyjaśniła mi, że ojciec którego miała mówił im, że przyjdzie i zabierze ich w niedzielę na spacer.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Μου εξήγησε ότι ο πατέρας που είχε τους έλεγε ότι θα ερχόταν να τους πάρει την Κυριακή για μια βόλτα.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Вона пояснила, що батько, якого мала вона, говорив їм, що прийде в неділю для прогулянки.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Она рассказала, что отец, каким она его знала, говорил им, что придёт и заберёт их в воскресенье на прогулку.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Тя обясни, че бащата, който тя е имала, е обещавал, че ще дойде и ще ги заведе в неделя на разходка.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.היא הסבירה לי שהאב שהיה לה היה אומר להם שהוא יבוא לאסוף אותם ביום ראשון כדי ללכת לטייל.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.فقالت لي .. انه كان يعدهم ان يأتي يوم الاحد لكي يأخذهم من أجل نزهة سير
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.一緒に散歩に行こう」と言って 家族がお洒落をして待っていると
Babaları öfkeden deliye dönecek.Bố hẳn là sắp phát điên lên.
Babaları öfkeden deliye dönecek.Il Papà andrà su tutte le furie.
Babaları öfkeden deliye dönecek.아버지는 미치려합니다.
Babaları öfkeden deliye dönecek.O Pai vai ficar furioso.
Babaları öfkeden deliye dönecek.Papá se pondrá loco.
Babaları öfkeden deliye dönecek.Papa va devenir fou.
Babaları öfkeden deliye dönecek.Papa wird ausrasten.
Babaları öfkeden deliye dönecek.Pa wordt vast boos.
Babaları öfkeden deliye dönecek.Tata się wścieknie.
Babaları öfkeden deliye dönecek.Он будет вне себя от ярости.