Lütfen babanın kim olduğunu bana tekrar söyler misin?Could you please tell me again who your father is?
Baban nasıl?How is your dad?
Baban gelinceye kadar seninle birlikte kalacağıma sana söz veriyorum.I promise you I'll stay with you until your father arrives.
Baban gelinceye kadar seninle kalacağıma söz veriyorum.I promise you I'll stay with you until your father arrives.
Sonunda anlaşıldı ki o sık sık babasının restoranında yemek yiyor.It turns out that he often eats at his father's restaurant.
Annenle mi veya babanla mı şarap içmeyi tercih edersin?Would you rather drink wine with your mother or your father?
Babam bana büyük bir miras bıraktı.My father left me a large inheritance.
Senin babanın arkadaşları onun tek destekçileri değil.Your father's friends aren't his only supporters.
Onun babasını tanıyor musun?Do you know her father?
Anne ve babaya telefon etmek istiyorum.I'd like to phone the parents.
Annem babamdan iki yaş daha gençtir.My mother is two years younger than my father.
Babamın alışkanlığı kahvaltıdan önce gazete okumakdır.My father is in the habit of reading the newspaper before breakfast.
Babam yetenekli bir balıkçı.My father is a skilled fisherman.
Anne babam tarafından sevildim.I'm loved by my parents.
Baba oğlu ile birlikte, ne kadar rahat!The father is together with his son, how cozy it is!
Tom, babasının ona vermiş olduğu golf kulübüne çok bağlı idi.Tom was very attached to the golf clubs that his father had given him.
Tom, babası tarafından istismar edildi.Tom was abused by his father.
Tom bana babasını hatırlatıyor.Tom reminds me of his father.
Tom o huyu babasından aldı.Tom picked up that habit from his father.
Tom mükemmel bir baba.Tom is the perfect father.
Tom üç çocuk babasıdır.Tom is the father of three children.
Tom gelinin babasıdır.Tom is the father of the bride.
Tom hâlâ anne ve babasına bağlıdırTom is still dependent on his parents.
Tom babacan.Tom is easygoing.
Tom'a henüz babasının ölümünden bahsedilmedi.Tom has not yet been told of his father's death.
Tom'un babası astronot olan bir arkadaşı var.Tom has a friend whose father is an astronaut.
Tom aynı babası, büyükbabaları ve kardeşleri gibi bir sakala sahip.Tom has a beard just like his father, grandfathers and brothers do.
Tom, babalığın gerektirdiği anlayışa sahip değildi.Tom had no conception of what fatherhood entailed.
Tom gitmek istemiyordu, ama babası onu gönderdi.Tom didn't want to go, but his father made him go.
Tom, annesi yerine babası ile yaşamayı seçti.Tom chose to live with his father instead of his mother.
Tom, Mary'nin babasının tüfeğiyle onu vuracağından korkuyordu.Tom was scared Mary would shoot him with her father's rifle.
Tom Mary'nin babasıyla golf oynamak istiyor.Tom wants to play golf with Mary's father.
Tom zaman zaman Mary'yi anne babasının evinde ziyaret eder.Tom occasionally visited Mary at her parents' house.
Tom Mary'nin babası olmalı.Tom must be Mary's father.
Tom Mary'nin babasını tanıyor.Tom knows Mary's father.
Tom Mary'nin babası değildir fakat onun amcası.Tom isn't Mary's father, but her uncle.
Tom Mary'nin tanıdığı babası Amerika'da doğmamış tek Amerikalı.Tom is the only American Mary knows whose father wasn't born in America.
Tom Mary'nin erkek kardeşidir, babası değil.Tom is Mary's brother, not her father.
Tom tüm parasını Mary ve babasının idare ettiği şirkete yatırdı.Tom invested all his money in the company that Mary and her father managed.
Tom onun Mary'nin babası olduğunu henüz anladı.Tom has just found out that he's Mary's father.
Tom, babasının Stradivariusını sattığında Mary'nin büyük bir hata yaptığına inanıyor.Tom believes that Mary made a big mistake when she sold her father's Stradivarius.
Tom Mary'ye babasının geçimini sağlamak için ne yaptığını sordu.Tom asked Mary what her father did for a living.
Tom Mary'nin babasından ona bir bilet almasını rica etti.Tom asked Mary's father to buy him a ticket.
Tom ve Marry hayat sigortası için Tom'un babasını öldürmek amacıyla kumpas kuruyorlardı.Tom and Mary were plotting to kill Tom's father for the life insurance.
O, büyük babanın canlı görüntüsüdür.It's the living image of your grandfather.
O üç yaşında iken babasını kaybetti.He lost his father when he was three years old.
O üç yaşında iken babası vefat etti.When she was three years old, her father died.
O üç yaşındayken babası öldüHer father died when she was three.
Babanın kayıp olduğunu bildirdin mi?Have you reported that your father is missing?
Tom'un hatırlayabildiği kadarıyla, anne ve babası kiloluydu.For as long as Tom could remember, his parents had been overweight.
O babası ile çatışma içinde.She is in conflict with her father.
Anne babam dışarı çıktı.My parents have gone out.
Arkadaşımın babası ünlü bir romancı.My friend's father is a famous novelist.
Sen babamı öldürdün.You killed my father.
Babam sabahçı bir kuş; o her gün 5.30'da kalkar.My father is an early bird; he gets up at 5:30 every day.
Annem ve babam yaşlıdırlar.My parents are aged.
O 38 yaşında olmasına rağmen, hâlâ anne ve babasına bağlıdır.Even though he is 38, he still depends on his parents.
Béla oğlunu her gün okula götürür, çünkü o dikkatli bir baba.Béla takes his son to school every day, because he is a mindful father.
O tam olarak babasına benziyor.He is exactly like his father.
Onun babası mı? O yaklaşık kırk yaşında.His father? He is about forty years old.