Lütfen adresini bana söyle.Please tell me your address.
Lütfen rahatına bak.Please help yourself.
Rahatına bak.Make yourself comfortable.
Lütfen bana yolculuğundan bahset.Please tell me about your trip.
Lütfen söyle bana.Please, tell me.
Bir bardak bira daha al, lütfen.Have another glass of beer, please.
Lütfen bana kendinizden söz edin Bay Anthony.Tell me about yourself, please, Sir Anthony.
Nancy ile bir randevu almada nasıl başarılı olabilirim?How can I succeed in getting a date with Nancy?
Bana onu neden sevdiğini söyleyecek misin?Will you tell me why you like her?
Neden giriş sınavında başarısız oldun?Why did you fail in the entrance examination?
İnsanların bana niçin baktıklarını merak ettim.I wondered why people were staring at me.
İnsanların neden bana dik dik baktığını merak ettim.I wondered why people were staring at me.
İnsanların neden bana gözlerini diktiğini merak ettim.I wondered why people were staring at me.
Neden bana kimsenin söylemediğini merak ediyorum.I wonder why nobody told me.
Başım hakkı için onun adını hatırlayamadım.For the life of me, I couldn't remember his name.
Neden bankı kırmızıya boyadın?Why did you paint the bench red?
Clara bana niçin o kadar çok çalıştığımı sordu.Clara asked me why I worked so hard.
Bana seni öyle depresif yapan şeyi söyle.Tell me what makes you so depressed.
Buradan hayvanat bahçesine nasıl gidebilirim?How can I get to the zoo from here?
Bana ne olduğunu sordu.He asked me what was the matter with me.
Bir bardak su getiriniz lütfen.Bring me a glass of water, please.
Bana bir bardak su getir lütfen.Bring me a glass of water, please.
Lütfen bagajımı istasyona getirt.Please have my baggage brought to the station.
Lütfen bana bir kağıt getir.Bring me a sheet of paper, please.
Lütfen bana paltomu bul.Please find me my overcoat.
Lütfen bana gülümse.Smile at me, please.
Bana saati söyleyebilir misiniz, lütfen?Can you tell me the time, please?
Lütfen bana bir parça ekmek ver.Please give me a piece of bread.
Lütfen bana aldırmayın.Please don't mind me.
Lütfen bana mektubu postalamamı hatırlat.Please remind me to post the letter.
Lütfen bana ayrıntılı planınızı gösterin.Please show me your detailed plan.
Lütfen bana hikayeyi bir kez daha anlat.Please tell me the story once more.
Lütfen bana bir şans daha verin.Please give me another chance.
Lütfen onu daha basit kelimelerle söyler misiniz?Will you please put that in simpler words?
Bana kitabı ödünç verir misiniz?Could you lend me the book?
Sukiyakinin nasıl pişirileceğini lütfen bana anlat.Please tell me how to cook sukiyaki.
Lütfen bana bir iyilik yapar mısın?Would you please do me a favor?
Lütfen bana sorunundan bahset.Please tell me about your problem.
Lütfen bana bir resminizi gönderin.Please send me a picture of yourself.
Lütfen bana bir fotoğrafını gönder.Please send me a picture of yourself.
Neden her şey benim başıma geliyor?Why does everything happen to me?
Her nedense o kızdan hoşlanmaya başladım.Somehow I have taken a fancy to that girl.
Her nedense bana karşı öfkeliydi.She was somehow incensed against me.
Onun nasıl çalıştığını bana göster.Show me how it works.
Tuvalet dışardaydı, bahçede.The toilet was outside, in the yard.
Ben kapıyı kapar kapamaz biri onu çalmaya başladı.I had no sooner closed the door than somebody started knocking on it.
Bazı TV programları ilginçtir, diğerleri değildir.Some TV programs are interesting, and others are not.
Bazı insanlar televizyon izlerken gazete okurlar.Some people read the newspaper while watching television.
TV aklınızı pasif durumda tutması bakımından zararlıdır.TV is harmful in that it keeps your mind in a passive state.
Televizyonun da bazı dezavantajları olduğu doğrudur.It is true that television also has some disadvantages.
Lütfen bana TV rehberini göster.Please show me the TV Guide.
Fakat babam bundan hoşlanmayacak.But Dad won't like it.
Ama babamın yapmamı istediğini sanmıyorum.But I don't think Dad would like me to.
Toplantıyı şimdi başlatalım mı?Shall we start the meeting now?
Mağazanın üzerinde uçan bir reklam balonu var.There is an advertising balloon flying above the department store.
O zaman kedinize kim bakacak?Who will take care of your cat then?
Bir bakalım iyi anlamış mıyım.Let's see if I've got that right.
Bazı delikanlılar tenis oynar diğerleri futbol.Some boys play tennis and others play soccer.
Ted amca, pandaları göstermek için bizi hayvanat bahçesine götürdü.Uncle Ted took us to the zoo in order to show us the pandas.
Senin bizimle geleceğine kesin gözüyle baktım.I took it for granted that you would come with us.