Ana içeriğe geç
Sözlük

başlat ile cümle

başlat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onların bir yangın başlatmak için planı polis tarafından keşfedildi.Their plot to start a fire was discovered by the police.
Brian onunla bir ilişki başlattığına pişman ve ondan kaçmak istiyor.Brian regrets starting a relationship with her and wants to escape from her.
Transistör'ün icadı yeni bir çağ başlattı.The invention of the transistor introduced a new era.
O söylentiyi kimin başlattığını merak ediyorum.I wonder who started that rumor.
Toplantıyı şimdi başlatalım mı?Shall we start the meeting now?
Disneyland'i kim başlattı?Who started Disneyland?
Umarım bu görevi gelecek ay başlatabiliriz.I hope we can start this task next month.
Bir grup yağmur ormanlarını korumak için bir kampanya başlattı.A group started a campaign to preserve rain forests.
Ölü bir adamın anısına bir anıt kurmak için bir fon başlatıldı.A fund was launched to set up a monument in memory of the dead man.
Son zamanlarda yeni bir iş başlattı.Recently he launched a new business.
Sigaraya karşı bir kampanya başlattık.We started a campaign against smoking.
Başlatmaya hazır mısın?Are you ready to set off?
Hükümet, sanayinin gelişmesine yardımcı olmak için yeni bir program başlattı.The government started a program to promote industry.
General düşman kampına karşı bir saldırı başlatmaya karar verdi.The general decided to launch an offensive against the enemy camp.
Düşman bize bir saldırı başlattı.The enemy launched an attack on us.
Konu hakkında bir tartışma başlattılar.They entered into a discussion about the issue.
O, isyan başlattı.He instigated the riot.
Haydi partiyi başlatalım.Let's start the party.
Hemen başlatmamızı söyledi.He told us to set off at once.
Oyunu ilk kez başlattığınızda oyun yapılandırma seçeneklerini ayarlayabilirsiniz.You can adjust game configuration options when starting the game for the first time.
Hemen başlatmalısın.You must set off at once.
Yakında sınıfı başlatmak için çalışacağız.We'll attempt to start the class soon.
Kim Kardashian Türkiye karşıtı bir kampanya başlattı, bundan dolayı onu asla beğenmiyorum.Kim Kardashian started a campaign against Turkey, so I never like her.
Büyük bir saldırı başlatmaya karar verdiler.They decided to launch a major attack.
Onlar bir dizi büyük ekonomik programlar başlattı.They launched a series of major economic programs.
Onlar artık bir iç savaş başlatmanın zamanı olmadığını hissettiler.They felt that now was not the time to start a civil war.
Japonya, 1937 Temmuz ayında yeni bir Çin işgali başlattı.Japan launched a new invasion of China in July, 1937.
Koministler büyük bir askeri kampanya başlattı.The Communists launched a major military campaign.
Kaba kuvvet kullanırsan savaş başlatırsın.Act too forcefully and you'll start a war.
Bilgisayarınız kurulum sırasında birkaç kez yeniden başlatılacaktır.Your computer will restart several times during installation.
Pasaportunuzdaki fotoğrafa benzemeye başlattığınızda, tatile gitme zamanıdır.When you start to look like the photo in your passport, it's time to go on vacation.
Tom bir çim biçme makinesini bile nasıl başlatacağını bilmiyor.Tom doesn't even know how to start a lawn mower.
Tom uzun süre kalamaz bu yüzden toplantıyı başlatalım.Tom can't stay for long so let's get the meeting started.
Tom bugün bir kavga başlatmak için buraya geldi.Tom came here today looking to start a fight.
Tom yangını nasıl başlattı?How did Tom start the fire?
Tom ailesini öldüren yangını onun başlattığını öğrendiği için Mary'yi öldürdü.Tom killed Mary because he found out she had started the fire that had killed his family.
Küçük bir kartopu, bir çığı başlatabilir.A small snowball is capable of starting an avalanche.
Tom bir ateşi kibritsiz olarak nasıl başlatacağını bilen tek kişiydi.Tom was the only one who knew how to start a fire without matches.
Tom kavgayı başlatan kişiydi.Tom was the one who started the fight.
Tom kesinlikle bir döğüşü başlatmak istiyor gibi görünüyor.Tom certainly looks like he wants to start a fight.
Tom bilgisayarını başlatamıyor.Tom can't get his computer to start up.
Tom'la bir döğüş başlatmak çok iyi bir fikir değildi.Starting a fight with Tom wasn't such a good idea.
O, Outonic şövalyeleri tarafından kuşatılmış Ostyn kalesinin savunmasını başlattı.He led the defense of Ostyn castle, besieged by the Teutonic knights.
"Ben elimden geleni yapacağım" sık sık "Ben bir şey başlatmayacağım" anlamına gelir."I'll do my best" often means "I won't initiate anything".
Bu harika bir konuşma başlatıcısı.It's a great conversation starter.
Onun işi 2.000 dolarlık sermaye ile başlatıldı.Her business was started with capital of $2,000.
Tom yangını başlattı.Tom started the fire.
Bilgisayarı yeniden başlatmayı denedin mi?Did you try restarting the computer?
Bilgisayarı yenide başlatmayı denediniz mi?Did you try restarting the computer?
Andre bir işi başlatmak için parasını tasarruf ediyor.Andre is saving his money up to start a business.
Beni başlatmayın.Don't get me started.
Başlatma şimdi.Don't get me started.
Bilgisayarını yeniden başlatman gerekiyor.You need to reboot your computer.
Tom'un evini yakıp kül eden yangını kimin başlattığını bulmak zorundayız.We have to figure out who started the fire that burned down Tom's house.
Toplantıyı başlatmak istiyorum.I'd like to get the meeting started.
Tom bazen çok saldırgandır ve tartışmaları başlatmayı sever.Tom sometimes is very aggressive and likes to start arguments.
Bu toplantıyı başlatalım.Let's get this meeting started.
Bunu başlatanı bilmek istiyorum.I want to know who started it.
Bunu kimin başlattığını bilmek istiyorum.I want to know who started it.
Tom, işleri başlatmamı istedi.Tom wanted me to get things started.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod