Şaşırmak, merak etmek, anlamaya başlamaktır.To be surprised, to wonder, is to begin to understand.
Çok uzun bir tatil birini tekrar işe başlamak için isteksiz yapar.Too long a holiday makes one reluctant to start work again.
Öğrenci merkezi konuşmalara başlamak için iyi bir yer.The student center is a good place to strike up conversations.
Biz erken başlamak için anlaştık.We agreed to start early.
İşimize sıfırdan başlamak zorunda kaldık.We had to start our business from zero.
Ne yaparsan yap,doğru adımla başlamak kaçınılmazdır.Whatever you're doing, starting off on the right foot is essential.
Konser başlamak üzeredir.The concert is about to start.
Zayıflamak için en iyisi biraz spor aktivitesine başlamak.In order to lose weight, it is best to take up some sport.
Aslında hemen şu an başlamak iyi bir fikir olabilir.Actually it might be a good idea to start right now.
Başlamak üzereydim.I was about to start.
Sanırım ev ödevimle ilgili çalışmaya başlamak zorundayım.I think I have to begin working on my homework.
Birlikte başlamak için buraya gelmemeliydin.You shouldn't have come here to begin with.
Derhal başlamak zorunda kalacaksın.You'll have to start at once.
Derhal başlamak için sabırsızlanıyorlar.They are champing to start at once.
Bu, analize başlamak için iyi bir yerdir.This is a good place to start the analysis.
Odanın ortasındaki dansçı başlamak için hazır.The dancer in the middle of the room is ready to begin.
Bir yetim olan babam on yaşında para kazanmaya başlamak zorunda kalmıştı.Being an orphan, my father had to start earning money at ten.
Yağmur yağmaya başladığında biz başlamak üzereydik.We were about to start, when it began to rain.
Erken başlamak daha iyi olur muydu?Would it be better to start early?
Maziye sünger çekip yeniden başlamak için işimi bıraktım ve taşındım.I quit my job and moved so I could start off with a clean slate.
Onun planı pazartesi günü başlamaktı.His plan was to start on Monday.
O başlamak üzereydi.He was about to start.
O, bize başlamak için sinyal verdi.He gave us the signal to begin.
Yeni bir işe başlamak için sermayeye ihtiyacı vardı.He needed capital to start a new business.
Onlar başlamak üzereler.They are about to start.
Onlar erken başlamak için aynı fikirdeler.They agreed to start early.
O, başlamak üzereydi.She was about to start.
Onlar sıfırdan başlamak zorunda kaldı.They had to start from scratch.
İlerlemenin sırrı başlamaktır.The secret of getting ahead is getting started.
Film başlamak üzeredir.The movie's about to start.
Bir mektuba başlamak her zaman zordur.It's always difficult to start a letter.
Geri gidebilsen ve hayatına tekrar başlayabilsen, hangi yaştan başlamak istersin?If you could go back and start your life again, from what age would you like to start?
Eğer o geç kalırsa toplantıya onsuz başlamak sorun değil.If he's late, it's OK to start the meeting without him.
Ben başlamak için hazırım.I'm ready to start.
Deney başlamak zorunda.The experiment has to begin.
Tom bir an önce başlamak istiyor.Tom can't wait to get started.
Tom başlamak için sabırsızlanıyor.Tom can't wait to get started.
Mümkün olduğu kadar çabuk başlamak zorundasın.You have to begin as soon as possible.
Şimdi yemeye başlamak üzereydik.We were just about to start eating.
Başlamak için asla çok geç değildir.It's never too late to start.
Benim yazdığım bir şarkıyla başlamak istiyorum.I'd like to start with a song that I wrote.
Başlamak istiyorum.I'd like to get started.
Şimdi başlamak istiyorum.I want to start now.
Baştan başlamak istiyorum.I want to start over.
Tom iş aramaya başlamak istiyor.Tom wants to go job hunting.
Ne zaman başlamak istiyorsun?When do you want to start?
Nerede başlamak istiyorsun?Where do you want to start?
Planlar yapmaya başlamak istiyorum.I want to start making plans.
Seninle görüşmeye başlamak istiyorum.I'd like to start seeing you.
Biz sensiz başlamak istemedik.We didn't want to begin without you.
Doğruyu söylemeye başlamak isteyebilirsin.You might want to start telling the truth.
Madem ki projende bir hata yaptın, sıfırdan başlamak zorundasın.Since you made a mistake in your project, you have to start over from scratch.
Bitiremeyeceğim bir şeye başlamak istemiyorum.I don't want to start anything I can't finish.
Söylentilere başlamak istemiyorum.I don't want to start rumors.
Ne zaman başlamak istersin?When would you like to begin?
O, kesinlikle bir kavgaya başlamak istiyordu.He definitely wanted to start a fight.
Baştan başlamak zorunda kaldım ve ben bundan hiç hoşlanmadım.I had to start from the beginning, and I didn't like that at all.
O gelmese bile, biz başlamak zorunda kalacağız.Even if he doesn't come, we'll have to begin.
Üçüncü sahne başlamak üzere.The third act is about to begin.
Başlamak zorundasın.You have to start.