Geri dönüşüm hakkında düşünmeye başlamak zorundayız.We've got to start thinking about recycling.
Sorumluluk bir yerde başlamak zorundadır.Responsibility has to start somewhere.
Düzenlemeler yapmaya başlamalıyız.We need to start making arrangements.
Düzenlemeler yapmaya başlamamız gerekiyor.We need to start making arrangements.
Başlamak için hepimiz çok heyecanlıyız.We're all excited to get started.
O işleme başlamak istiyorum.I want to get that process going.
Gerçekten koşmaya başlamak zorundayız.We really have to start running.
Tom'un yeni bir hayata başlaması gerek.Tom needed to start a new life.
Tom'un davası başlamak üzere.Tom's trial is about to begin.
Değişiklik bir yerde başlamak zorundadır.Change has to start somewhere.
Tom sıfırdan başlamak zorunda kaldı.Tom had to start from scratch.
Belki de oradan başlamamız gerekir.Maybe we should begin there.
Tom flörte başlamaya hazır mı?Is Tom ready to start dating?
Buna şimdi başlamamız gerekiyor.We need to begin this now.
Pazartesiye başlamak için hazırım.I'm ready to start Monday.
Tom başlamam için beni dürttü.Tom nudged me to go ahead.
İçmeye başlamalıyım.I should start drinking.
Yarışların başlamasına izin ver.Let the races begin.
Dövüşün başlamasına izin verin.Let the fight begin.
Sadece bir yerde başlamak zorundayız.We just have to start somewhere.
Tom gelene kadar başlamayacağız.We won't start till Tom comes.
Hemen başlamak zorundayız.We have to start right now.
Henüz tezahürat yapmaya başlama.Don't start cheering yet.
Biz baştan başlamak zorundayız.We've got to start over.
Tom'un kariyeri neredeyse başlamadan sona erdi.Tom's career ended almost before it began.
Tom hemen başlamamı söyledi.Tom told me to start at once.
İçeri gelin. Başlamak üzereyiz.Come on in. We're just about to get started.
Bir işe başlamak zordur.Starting a business is hard.
Tom'un başlamak için bir şansı var.Tom got a chance to start over.
Beyzbol sezonu henüz başlamadı.Baseball season hasn't begun yet.
Öğrenmeye başlamalısınız.You have to start learning.
Öğrenmeye başlamak zorundasın.You have to start learning.
Bu işe başlamadan önce geçiminizi nasıl sağladınız?How did you support yourself before you got this job?
Fadıl yeni bir hayata başlamak istedi.Fadil wanted to start a new life.
Film başlamak üzere.The movie is about to start.
Ders başlamak üzere.The class is about to start.
Onu yapmaya başlamak üzereydim.I was just about to start doing that.
Onu yapmaya başlamak zorundayım.I've got to start doing that.
Lütfen başlama, Leyla.Please don't start, Layla.
Tom yağmur yağmaya başlamadan hemen önce.eve döndü.Tom made it home just before it started raining.
Tom yağmur yağmaya başlamadan önce eve ulaştı.Tom got home just before it started raining.
Sami yağmur başlamadan hemen önce eve geldi.Sami got home just before it started to rain.
On üç yaşındayken kendime destek vermeye başlamak zorundaydım.I had to start supporting myself when I was thirteen.
Her cümleye büyük harfle başlamayı asla unutma.Never forget to begin each sentence with a capital letter.
Başlamak üzereyim.I'm about to begin.
Tom kendi işine başlamak istiyor.Tom wants to start his own business.
Valizimi hazırlamaya başlamalıyım.I must start packing.
Leyla ve Sami yeniden başlamak istediler.Layla and Sami wanted to start over fresh.
Fransızca öğrenmeye başlamamın nedeni odur.That's the reason I started studying French.
Yağmur yağmaya başlamadan önce oraya varabildik.We were able to get there before it started raining.
Çalışmaya başlamaya hazır değil misin?Aren't you ready to start working?
Başlamak için hazır değil misin?Aren't you ready to start?
Başlamaya hazır değil misin?Aren't you ready to start?
Toplantıya başlamak için hazırlanıyoruz.We're getting ready to start the meeting.
Tom'u onu yapmaya başlaması için ikna eden kişi bendim.I was the one who convinced Tom to start doing that.
Tom yağmur yağmaya başlamak üzere olduğunu biliyordu.Tom knew that it was about to start raining.
Tom muhtemelen bunu yapmaya başlamayacak.Tom isn't likely to start doing that.
Tom baştan başlamak istedi.Tom wanted to start over.
Tom onu yapmaya başlamayacak.Tom isn't going to start doing that.
Sami yeni bir hayata başlamak için ortadan kayboldu.Sami disappeared to start a new life.