başladılar ile cümle
başladılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Beşi de geri dönüp yürümeye başladılar ve o dönüş yolunda beşi de öldü.כל החמישה פנו לאחור והחלו לצעוד בחזרה לעבר החוף וכל החמישה מתו במסע חזרה.
Beşi de geri dönüp yürümeye başladılar ve o dönüş yolunda beşi de öldü.الخمسة جميعهم التفوا وعادوا إلى الساحل ومات الخمسة جميعهم وهم في طريق العودة.
Bir anda, aynı miktarda parayla daha öncekine oranla yedi kat fazla hayat kurtarmaya başladılar.그리고 갑자기 사람들은 똑같은 양의 돈으로 7배의 생명을 구할 수 있었습니다.
Bir anda, aynı miktarda parayla daha öncekine oranla yedi kat fazla hayat kurtarmaya başladılar.A tak mohlo být najednou za stejné peníze zachráněno sedmkrát více životů
Bir anda, aynı miktarda parayla daha öncekine oranla yedi kat fazla hayat kurtarmaya başladılar.Dalam sekejap, mereka dapat menyelamatkan 7 kali lipat lebih banyak jiwa dengan jumlah uang yang sama.
Bir anda, aynı miktarda parayla daha öncekine oranla yedi kat fazla hayat kurtarmaya başladılar.D'un tratto, potevano salvare sette volte il numero di vite con la stessa quantità di denaro.
Bir anda, aynı miktarda parayla daha öncekine oranla yedi kat fazla hayat kurtarmaya başladılar.En plotseling kon men zeven keer zoveel levens redden voor hetzelfde geld.
Bir anda, aynı miktarda parayla daha öncekine oranla yedi kat fazla hayat kurtarmaya başladılar.Et tout d'un coup, ils pouvaient sauver sept fois plus de vies pour la même somme d'argent.
Bir anda, aynı miktarda parayla daha öncekine oranla yedi kat fazla hayat kurtarmaya başladılar.I nagle za tę samą sumę pieniędzy można było uratować życie siedmiokrotnie większej liczbie ludzi.
Bir anda, aynı miktarda parayla daha öncekine oranla yedi kat fazla hayat kurtarmaya başladılar.Und plötzlich konnten sie sieben Mal so viele Leben für den gleichen Geldbetrag retten.
Bir anda, aynı miktarda parayla daha öncekine oranla yedi kat fazla hayat kurtarmaya başladılar.Và đột nhiên, đã cứu sống được nhiều gấp 7 lần số mạng sống với cùng số tiền đó.
Bir anda, aynı miktarda parayla daha öncekine oranla yedi kat fazla hayat kurtarmaya başladılar.Y de repente, se podían salvar siete veces más vidas por la misma cantidad de dinero.
Bir anda, aynı miktarda parayla daha öncekine oranla yedi kat fazla hayat kurtarmaya başladılar.Και έτσι ξαφνικά, μπορούσαν να σώσουν επταπλάσιες ζωές με τα ίδια χρήματα.
Bir anda, aynı miktarda parayla daha öncekine oranla yedi kat fazla hayat kurtarmaya başladılar.И така изведнъж, те вече можеха да спасяват седем пъти повече човешки живота за същите пари.
Bir anda, aynı miktarda parayla daha öncekine oranla yedi kat fazla hayat kurtarmaya başladılar.І раптово вони могли зекономити в сім разів, так само як і врятувати більше життів за ту ж суму грошей.
Bir anda, aynı miktarda parayla daha öncekine oranla yedi kat fazla hayat kurtarmaya başladılar.Таким образом, они внезапно получили возможность спасти в семь раз больше жизней за те же деньги.
Bir anda, aynı miktarda parayla daha öncekine oranla yedi kat fazla hayat kurtarmaya başladılar.פתאום, הם יכלו להציל פי 7 נפשות בעבור אותו סכום של כסף.
Bir anda, aynı miktarda parayla daha öncekine oranla yedi kat fazla hayat kurtarmaya başladılar.وفجأة، أمكنهم الحفاظ على حياة سبعة أشخاص بنفس مبلغ المال.
Bir anda, aynı miktarda parayla daha öncekine oranla yedi kat fazla hayat kurtarmaya başladılar.救うことができるようになりました 次に エイズ薬の製造業者に働きかけました
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.A ľudia sa začali sťahovať z mestečiek do miest.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.Aşa că deodată oamenii se mută de la oraşe mici în oraşe mari.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.Dan tiba-tiba orang berpindah dari kota kecil ke kota besar.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.De repente, as pessoas estão a mudar-se de vilas pequenas para cidades.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.E improvvisamente la gente si sposta dalle piccole alle grandi città.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.És így hirtelen az emberek elkezdtek a kis településekről a nagy városokba költözni.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.Et alors soudain les gens se déplacent des petites villes vers les grandes.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.In kar naenkrat so se ljudje začeli seliti iz majhnih krajev v mesta.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.그래서 사람들이 갑자기 작은 마을에서 도시로 이동하고 있습니다.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.Lidé se najednou stěhují z malých městeček do měst.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.Nagle ludzie przenoszą się z małych osad do dużych miast.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.Och helt plötsligt flyttar folk från små städer till stora städer.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.Plots verhuizen mensen van kleine steden naar de grootsteden.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.Pludselig bevæger folk sig fra små landsbyer til byerne.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.Und so ziehen plötzlich Leute aus kleinen Orten in die Städte.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.Và đột nhiên người ta di cư từ những thị trấn nhỏ lên những thành phố.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.Y así repentinamente las personas migran de los pueblos a las ciudades.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.Yhtäkkiä ihmiset muuttivat pienistä kylistä kaupunkeihin.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.Και ξαφνικά οι άνθρωποι μετακινούνται από τις κωμοπόλεις στις πόλεις.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.И изведнъж хората започват да се местят от малките градчета в големите градове.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.Людям внезапно пришлось переезжать из маленьких городов в большие.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.Унаслідок цього люди раптово почали переїжджати з маленьких містечок до мегаполісів.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.וכך לפתע אנשים עוברים מהעיר הקטנה אל הכרך.
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.وفجأة وجد الناس أنفسهم ينتقلون من القرى الصغيرة إلى المدن
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.都市へと移り住むようになり 子どもの頃からよく知っている人たちと一緒に働く暮らしを捨て
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.A stalo sa, že išiel raz v sobotu pomimo cez siatiny, a jeho učeníci začali konať cestu trhajúc klasy.
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.In zgodi se, da je šel v soboto skozi setve, in učenci njegovi začno po poti grede trgati klasje.
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.I stalo se, že šel Ježíš v sobotu skrze obilí, i počali učedlníci jeho jdouce vymínati klasy.
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.I stało się, że szedł Jezus w sabat przez zboża, i poczęli uczniowie jego idąc rwać kłosy.
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.안식일에 예수께서 밀밭 사이로 지나가실쌔 그 제자들이 길을 열며 이삭을 자르니
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.Nhằm ngày Sa-bát , Ðức_Chúa_Jêsus đi qua đồng lúa_mì ; đang đi đường , môn_đồ Ngài bứt bông lúa_mì .
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.Nhằm ngày Sa-bát, Ðức Chúa Jêsus đi qua đồng lúa mì; đang đi đường, môn đồ Ngài bứt bông lúa mì.
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.Pada suatu hari Sabat, ketika Yesus lewat sebuah ladang gandum, pengikut-pengikut-Nya mulai memetik gandum
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.Και οτε διεβαινεν εν σαββατω δια των σπαρτων, οι μαθηται αυτου, ενω ωδευον, ηρχισαν να ανασπωσι τα ασταχυα.
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.И в една събота, когато минаваше през посевите, учениците Му, вървейки из пътя, почнаха да късат класове.
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.И случилось Ему в субботу проходить засеянными полями , и ученики Его дорогою начали срывать колосья.
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.І довелось переходити Йому в суботу через засіви; й почали ученики Його дорогу верстати, рвучи колоссє.
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.ויהי כעברו בשבת בין הקמה ויחלו תלמידיו לקטף מלילת בלכתם׃
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.واجتاز في السبت بين الزروع. فابتدأ تلاميذه يقطفون السنابل وهم سائرون.
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.耶 穌 當 安 息 日 、 從 麥 地 經 過 . 他 門 徒 行 路 的 時 候 、 掐 了 麥 穗
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.耶穌當 安息日 、 從麥 地 經過 . 他 門徒 行路 的 時候 、 掐 了 麥穗