başladık ile cümle

başladık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Bu bizim ilk girişimimiz; Phi X 174 genomunun dijital bilgisiyle işe başladık.Tässä on ensimmäinen yrityksemme, lähtökohtana Phi X 174:n perimä digitaalisessa muodossa.
Bu bizim ilk girişimimiz; Phi X 174 genomunun dijital bilgisiyle işe başladık.Y este fue nuestro primer intento: empezamos con la información digital del genoma de Phi X 174.
Bu bizim ilk girişimimiz; Phi X 174 genomunun dijital bilgisiyle işe başladık.Και αυτή ήταν η πρώτη μας προσπάθεια, ξεκινώντας με την ψηφιακή πληροφορία του γονιδιώματος του Phi X 174.
Bu bizim ilk girişimimiz; Phi X 174 genomunun dijital bilgisiyle işe başladık.И това беше първият ни опит, започвайки с дигиталната информация на генома на Phi X 174.
Bu bizim ilk girişimimiz; Phi X 174 genomunun dijital bilgisiyle işe başladık.И это была наша первая попытка, начавшаяся с оцифровывания информации генома Phi X 174.
Bu bizim ilk girişimimiz; Phi X 174 genomunun dijital bilgisiyle işe başladık.וזה היה הנסיון הראשון שלנו, כשהתחלנו עם המידע הדיגיטלי של הגנום של Phi X 174
Bu bizim ilk girişimimiz; Phi X 174 genomunun dijital bilgisiyle işe başladık.وهذه كانت محاولتنا الأولى، بداية بالمعلومات الرقمية لجينوم Phi X 174.
Bu bizim ilk girişimimiz; Phi X 174 genomunun dijital bilgisiyle işe başladık.私たちの初めての取り組みです これは、細菌を殺す小さなウイルスです
Bu çalışmalar 5-6 ay kadar sürdü. Sonra yeni grafikleri hazırlamaya başladık.Dieser Prozess dauerte ungefähr 5-6 Monate, danach sind wir zu den Zeichnungen der neuen Objekten geschritten.
Bu çok derin, çok güçlü, çok temel bir fikir ve bunun etkilerini yeni görmeye başladık.Đó là một ý tưởng căn bản sâu sắc và đầy quyền năng mà chúng ta mới chỉ bắt đầu thấy được tác dụng của nó.
Bu çok derin, çok güçlü, çok temel bir fikir ve bunun etkilerini yeni görmeye başladık.E de fapt o idee profundă, foarte puternică, fundamentală, ale cărei efecte abia am început să le vedem.
Bu çok derin, çok güçlü, çok temel bir fikir ve bunun etkilerini yeni görmeye başladık.Egy igazán nagyon mély, nagy hatású, és nagyon alapvető gondolat, hatásait még csak most kezdjük látni.
Bu çok derin, çok güçlü, çok temel bir fikir ve bunun etkilerini yeni görmeye başladık.È in realtà un'idea veramente basilare, profonda e potente I cui effetti si cominciano appena a vedere
Bu çok derin, çok güçlü, çok temel bir fikir ve bunun etkilerini yeni görmeye başladık.Es una idea muy profunda, muy poderosa, muy fundamental, cuyos efectos estamos justo empezando a vislumbrar
Bu çok derin, çok güçlü, çok temel bir fikir ve bunun etkilerini yeni görmeye başladık.Het is een erg diep, erg krachtig, erg fundamenteel idee, waarvan we het effect pas nu beginnen te zien.
Bu çok derin, çok güçlü, çok temel bir fikir ve bunun etkilerini yeni görmeye başladık.Ini merupakan sebuah ide yang sangat dalam, sangat kuat, sangat mendasar di mana efek-efeknya baru kita lihat.
Bu çok derin, çok güçlü, çok temel bir fikir ve bunun etkilerini yeni görmeye başladık.이것은 아주 심도 있고, 아주 강력하고, 매우 근본적인 아이디어로서 그 효과를 이제 겨우 보기 시작하고 있죠.
Bu çok derin, çok güçlü, çok temel bir fikir ve bunun etkilerini yeni görmeye başladık.Tak naprawdę jest to bardzo głęboka, potężna i fundamentalna idea, której efekty dopiero zaczeliśmy poznawać.
Bu çok derin, çok güçlü, çok temel bir fikir ve bunun etkilerini yeni görmeye başladık.Это действительно глубокая, очень мощная и фундаментальная идея, и мы только начинаем осознавать её влияние.
Bu çok derin, çok güçlü, çok temel bir fikir ve bunun etkilerini yeni görmeye başladık.זה באמת רעיון עמוק מאד, רב עוצמה, ובסיסי מאד, שאת השפעתו אנו רק מתחילים לראות.
Bu çok derin, çok güçlü, çok temel bir fikir ve bunun etkilerini yeni görmeye başladık.إنها في الحقيقة فكرة عميقة جدًا، قوية جدًا، وأساسية جدًا، والتي بدأنا للتو ملاحظة تأثيراتها.
Bu çok derin, çok güçlü, çok temel bir fikir ve bunun etkilerini yeni görmeye başladık.私たちはその力を まだ目にし始めたばかりです 私は過去30年を この計算というアイデアに
Bu devam ettikçe, tek bir topluluk olmaya başladık; doğayla olan bağımızı biliyorduk.A keď sa táto vec začala rozbiehať, stali sme sa jednou komunitou; spoznali sme naše spojenie s prírodou.
Bu devam ettikçe, tek bir topluluk olmaya başladık; doğayla olan bağımızı biliyorduk.A kiedy tak się zaczęło dziać, staliśmy się bardziej zżyci i poczuliśmy naszą więź z naturą.
Bu devam ettikçe, tek bir topluluk olmaya başladık; doğayla olan bağımızı biliyorduk.이 일을 시작하고서는 우리 모두 한 사회의 일원이 되었고, 우리는 모두 자연과 맞닿아 있음을 안거죠.
Bu devam ettikçe, tek bir topluluk olmaya başladık; doğayla olan bağımızı biliyorduk.Und als das begann, fingen wir an eine Gemeinschaft zu werden; Wir kannten unsere Verbindung zur Natur.
Bu devam ettikçe, tek bir topluluk olmaya başladık; doğayla olan bağımızı biliyorduk.Và mọi thứ bắt đầu, chúng tôi dần trở thành một cộng đồng, kết nối chặt chẽ với thiên nhiên.
Bu devam ettikçe, tek bir topluluk olmaya başladık; doğayla olan bağımızı biliyorduk.Y cuando esto empezó a avanzar, comenzamos a ser una comunidad; conocimos nuestra conexión con la Naturaleza.
Bu devam ettikçe, tek bir topluluk olmaya başladık; doğayla olan bağımızı biliyorduk.Когато започна това, започнахме да ставаме една общност; познавахме връзката си с природата.
Bu devam ettikçe, tek bir topluluk olmaya başladık; doğayla olan bağımızı biliyorduk.היו אחראים לעזור לאחרים להפסיק לצוד ללא רישיון. וכשהדבר הזה החל להתגלגל נהפכנו לקהילה אחת;
Bu devam ettikçe, tek bir topluluk olmaya başladık; doğayla olan bağımızı biliyorduk.وحينما بدأ هذا الشئ، بدأنا نصبح مجتمعاً موحداً. عرفنا تواصلنا مع الطبيعة.
Bu devam ettikçe, tek bir topluluk olmaya başladık; doğayla olan bağımızı biliyorduk.ナミビアではそれはとても強力なことなのです 最後の要素は これらのことを実現する手助けとなるのは パートナーシップだということです
Bu düzen '74 yılında kuruldu. Bir günde 25.000 yolcuyla başladık, şuan, günde 2.200.000 yolcu.그리고 이 시스템은 74년에 시작되었습니다. 하루에 2만5천명의 승객들로 시작하였지요.
Bu düzen '74 yılında kuruldu. Bir günde 25.000 yolcuyla başladık, şuan, günde 2.200.000 yolcu.Ce système a démarré en 1974 avec 25 000 passagers par jour, aujourd'hui, il y a 2 200 000 passagers par jour.
Bu düzen '74 yılında kuruldu. Bir günde 25.000 yolcuyla başladık, şuan, günde 2.200.000 yolcu.Tento systém začal fungovat v roce 1974 s 25 000 cestujícími denně, teď je to 2 200 000 cestujících za den.
Bu düzen '74 yılında kuruldu. Bir günde 25.000 yolcuyla başladık, şuan, günde 2.200.000 yolcu.Un sistema che comincio' nel '74 con 25.000 passeggeri al giorno e ora ne ha 2.200.000
Bu düzen '74 yılında kuruldu. Bir günde 25.000 yolcuyla başladık, şuan, günde 2.200.000 yolcu.Тази система започна през 74-та година с 25,000 пасажера на ден, а сега е с 2,200,000 пътници на ден.
Bu düzen '74 yılında kuruldu. Bir günde 25.000 yolcuyla başladık, şuan, günde 2.200.000 yolcu.מערכת התחבורה הציבורית הזו התחילה לפעול בשנת 74. בתחילה עם 25,000 נוסעים ביום,
Bu düzen '74 yılında kuruldu. Bir günde 25.000 yolcuyla başladık, şuan, günde 2.200.000 yolcu.وبدأ هذا النظام في عام 74. لقد بدأنا بـ 25,000 راكب في اليوم،
Bu düzen '74 yılında kuruldu. Bir günde 25.000 yolcuyla başladık, şuan, günde 2.200.000 yolcu.それが今では1日に220万人です
Bu gün biraz geç olmaya başladı ve birden birazcık...çıldırmaya başladık.Está a ficar tarde e estou a ficar um pouco... passado.
Bu gün biraz geç olmaya başladı ve birden birazcık...çıldırmaya başladık.Il commence à faire tard et on devient subitement un peu... cinglé.
Bu gün biraz geç olmaya başladı ve birden birazcık...çıldırmaya başladık.Me salí un poco por la tangente... se está haciendo tarde. y de repente nos volvemos un poco ... locos.
Bugün, sınır hakkında konuşarak başladık.Aujourd'hui, nous avons commencé par parler de limite, mais si on supprime cette limite,
Bugün, sınır hakkında konuşarak başladık.오늘날, 우리는 경계를 말하는 것으로 시작했습니다.
Bugün, sınır hakkında konuşarak başladık.La început am vorbit de limite.
Bugün, sınır hakkında konuşarak başladık.Oggi abbiamo iniziato parlando di limiti, ma se rimuoviamo questi limiti,
Bugün, sınır hakkında konuşarak başladık.היום, התחלנו מדיבורים על הגבול שלנו,
Bugün, sınır hakkında konuşarak başladık.اليوم، بدأنا بالحديث عن الحاجز،
Bugün, sınır hakkında konuşarak başladık.この壁を 取り除いてしまえば
Bu, insanların barış ve birlik platformu olarak görmeye başladıkları maratonun dönüm noktasıydı.Das war die Wende für den Marathon, als Menschen anfingen ihn als Plattform für Frieden und Einheit zu sehen.
Bu, insanların barış ve birlik platformu olarak görmeye başladıkları maratonun dönüm noktasıydı.Dat was een keerpunt voor de marathon. Mensen zagen het opeens als een platform voor vrede en eenheid.
Bu, insanların barış ve birlik platformu olarak görmeye başladıkları maratonun dönüm noktasıydı.Det var en vändpunkt för vårt maraton som fick folk att se det som en plattform för fred och enighet.
Bu, insanların barış ve birlik platformu olarak görmeye başladıkları maratonun dönüm noktasıydı.Det var et vendepunkt for maratonløbet, da folk begyndte at se det som en platform for fred og sammenhold.
Bu, insanların barış ve birlik platformu olarak görmeye başladıkları maratonun dönüm noktasıydı.그것이 사람들이 우리의 마라톤을 평화와 통합의 발판으로 보기 시작한 전환점이었습니다.
Bu, insanların barış ve birlik platformu olarak görmeye başladıkları maratonun dönüm noktasıydı.To był punkt zwrotny maratonu, ludzie dostrzegli w nim platformę dla pokoju i jedności.
Bu, insanların barış ve birlik platformu olarak görmeye başladıkları maratonun dönüm noktasıydı.Toto byl ten zlomový bod maratonu, kdy jej lidé začali vnímat jako základnu pro mír a sjednocení.
Bu, insanların barış ve birlik platformu olarak görmeye başladıkları maratonun dönüm noktasıydı.Това беше повратна точка в маратона, на който хората гледаха като място за мир и обеднинение.
Bu, insanların barış ve birlik platformu olarak görmeye başladıkları maratonun dönüm noktasıydı.Це стало поворотним моментом для марафону, який люди почали сприймати як засіб досягнення миру і єдності.
Bu, insanların barış ve birlik platformu olarak görmeye başladıkları maratonun dönüm noktasıydı.Это стало поворотным моментов для марафона, люди стали считать его платформой мира и единства.

İlgili Sayfalar