başladı ile cümle
başladı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Pasaportundaki fotoğrafa benzemeye başladığında bir tatile gitmelisin.When you're beginning to look like the photo in your passport, you should go on a holiday.
Bugün plaja gitmeyi planlıyordum fakat sonra yağmur yağmaya başladı.I was planning on going to the beach today, but then it started to rain.
Ben geçen hafta Çince öğrenmeye başladım.I started learning Chinese last week.
Film saat 2'de başladı.The film started at 2 o'clock.
İngilizce çalışmaya ne zaman başladınız?When did you begin studying English?
Bir kez başladın mı, devam etmelisin.Once you begin, you must continue.
Ne zaman Almanca öğrenmeye başladın?When did you begin learning German?
Ayı çadırı yırtmaya başladı.The bear began tearing at the tent.
Dün semtte bir yangın başladı.A fire broke out in the neighborhood yesterday.
Bütün kilise çanları beraber çalmaya başladı.All the church bells started ringing together.
O, geçen yıl o şirket için çalışmaya başladı.He began to work for that company last year.
Aniden kilo almaya başladım.I've suddenly started to gain weight.
Aniden yağmur yağmaya başladı.Suddenly rain began to fall.
Ansızın büyük yağmur damlaları karanlık gökyüzünden düşmeye başladı.All of a sudden, large drops of rain began falling from the dark sky.
Birdenbire, o güzel ve sıcak görünmeye başladı.Suddenly, it started to look almost nice and warm.
Tören onun konuşmasıyla başladı.The ceremony began with his speech.
Samanda kendiliğinden yangın başladı.A spontaneous fire started in the hay.
Okuldan eve döndüğünde mutfakta annesine yardım etmeye başladı.When she returned home from school, she began to help her mother in the kitchen.
Dışarı çıkar çıkmaz yağmur yağmaya başladı.No sooner had I gone out than it began to rain.
Toplantı öğleden sonra saat beşte başladı.The meeting began at five in the afternoon.
Toplantısı öğleden sonra beşte başladı.His meeting began at five in the afternoon.
Toplantı tam dokuzda başladı.The meeting began at nine o'clock sharp.
Toplantı sırasında karnım guruldamaya başladı. Bu utanç vericiydi.My stomach started growling right there in the meeting. It was embarrassing.
Konsey 9.00'da başladı ve 10.45'e kadar bitirilmeli.The council began at 9:00 and should be finished by 10:45.
Toplantı saat onda başladı.The meeting started at ten.
Biz yeni bir proje üzerinde başladık.We began on a new project.
Liman yönünde gitmeye başladık.We began to sail in the direction of the port.
Çiçekleri sulamama gerek yoktu. Bitirdikten hemen sonra yağmur yağmaya başladı.I needn't have watered the flowers. Just after I finished, it started raining.
Yangın hamamda başladı.The fire started in the bathhouse.
Yangın başladığında annem tesadüfen oradaydı.My mother happened to be there when the fire broke out.
Yangın mutfakta başladı.The fire started in the kitchen.
Bilimciler bu soruların yanıtlarını bulmaya başladılar.Scientists began to find answers to these questions.
Evden ayrılır ayrılmaz çok yağmur yağmaya başladı.I had no sooner left the house than it began to rain hard.
Evden çıkar çıkmaz yağmur yağmaya başladı.I had hardly left home when it began raining.
Evden ayrılır ayrılmaz şiddetli şekilde yağmur yağmaya başladı.I had hardly left home when it began to rain heavily.
O eve gelir gelmez bir bilgisayar oyunu oynamaya başladı.As soon as he got home, he began to play a computer game.
Biz eve varır varmaz yağmur yağmaya başladı.As soon as I got home, it began to rain.
Konser bir solo piyano ile başladı.The concert began with a piano solo.
İngilizce çalışmaya başladın mı?Have you begun studying English?
Film henüz başladı mı?Has the movie started yet?
Şoförler kaza için kimin suçlanacağını tartışmaya başladı.The drivers began arguing about who was to blame for the accident.
Yağmur mevsimi başladı.The rainy season has set in.
Ne zaman yağmur başladı?When did it begin to rain?
Yağmura rağmen başladı.He started in spite of the rain.
Bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başladı.It began to rain cats and dogs.
Şiddetli bir yağmur yağmaya başladı.It began to rain cats and dogs.
Yağmur kara dönüşmeye başladı.The rain began to turn into snow.
Hava açıldığında çocuklar tekrar beyzbol oynamaya başladı.When the weather had cleared, the children began to play baseball again.
O yağmur yağmaya başladığında çamaşırları yıkadı.She took in the washing when it started to rain.
Yağmur yağmaya başladığında, o, oğlunun çamaşırı içeriye almasını söyledi.When it began to rain, she told her son to take in the washing.
Yağmur yağmaya başladı.The rain began to fall.
Yağmur yağmaya başladı ve o ıslandı.It began to rain and she got wet.
Şiddetli yağmur yağmaya başladı.A heavy rain began to fall.
Çok yağmur yağmaya başladı.It began to rain in earnest.
Yağmur çiselemeye başladı.It began to sprinkle.
Ben çok içtikten sonra oda dönmeye başladı.The room started to spin after I drank too much.
Tek başıma yaşamaya başladım.I began living by myself.
Yalnız bırakıldığında bebek ağlamaya başladı.Left alone, the baby began to cry.
Parti o geldikten kısa bir süre sonra başladı.The party started soon after his arrival.
Komite kahveden sonra işe başladı.The committee got down to business after coffee.