O bir tartışma başlattı.She started an argument.
Ne zaman başlayabiliriz?When can we start?
Hepsi nerede başladı?Where did it all begin?
İşe başlamamıza ne dersin?What do you say we get to work?
Araba başladı.The car started.
Hasta hissetmeye başladığımı itiraf etmeliyim.I should admit that I started to feel sick.
Her canavar birinin bebeği olarak başlar.Every monster starts off as someone's baby.
Saat çalmaya başladı mı?Did the timer go off?
Bütün bu nasıl başladı?How did all this start?
Bunu başlatalım.Let's get this started.
Başlamamız gerekmiyor mu?Shouldn't we get started?
Toplantı başlamak üzere.The meeting's about to start.
Tom dizüstü bilgisayarını çıkardı ve yazmaya başladı.Tom took out his notebook and started writing.
Bütün bunlar ne zaman başladı?When did all this start?
Ne zaman başlatırız?When do we get started?
Nerede başlardın?Where would you start?
Bunu iyi yapamadı, kendine vurmaya başladı.Unable to do this well, he started hitting himself.
Yaz tatili başlayana kadar kaç günümüz kaldı?How many days do we have left until summer vacation begins?
Film başlamadan önce ne kadar zamanımız var?How much time do we have before the movie starts?
Yağmur yağmaya başlayıncaya kadar ne kadar zaman alacağını düşünüyorsun?How much longer do you think it'll be until it starts raining?
Ellerim terlemeye başladı.My hands began to sweat.
Bu akşam saat 9'da sunucunun yeniden başlatılması planlanıyor.The server reboot is scheduled at 9 o'clock this evening.
Hangi sokaktan başlamalıyım?On which street should I start?
Hangi sokaktan başlamalıyız?Which street should we start with?
O, kapıdan içeri girdiğinde kalbim daha hızlı atmaya başladı.When she walked through the door, my heart began to beat faster.
O eski bir şarkıyı söylemeye başladı.He started singing an old song.
Yaz saati üç nisanda başlar.Daylight Savings Time starts on April third.
Çalışmaya yedide başlar.She starts working at seven.
Ne zaman başlayacağımıza karar vermek zorundayız.We've got to decide when we'll start.
Nisan ayında çalışmaya başladık.In the April we began the work.
Ve sonra o beni tekrar öpmeye başladı.And then he started kissing me again.
Tom buraya gelir gelmez toplantıya başlayacağız.As soon as Tom gets here, we'll start the meeting.
Fransızca çalışmaya ilk başladığında kaç yaşındaydın?How old were you when you first started studying French?
Tom'un eskisi kadar mutlu olmadığını fark etmeye başladım.I began to realize that Tom wasn't as happy as he used to be.
Konserin saat kaçta başladığını Tom'un bildiğinden emin olmak zorundayım.I have to make certain Tom knows what time the concert starts.
Diyete başlamalıyım.I need to go on a diet.
Tom bana yardım etmeye başlayıncaya kadar çok iyi Fransızca konuşmayı öğrenmedim.I never learned to speak French very well until Tom started to help me.
Oyun oynamaya başlamadan önce ev ödevini bitirmeni istiyorum.I want you to finish your homework before you start playing games.
Kayak sezonu başlamadan önce hastaneden çıkacağımı umuyordum.I was hoping I would be out of the hospital before ski season started.
Tom gülmeye başlarsa muhtemelen ben de gülerim.If Tom starts laughing, I probably will, too.
Başlamamızın zamanı.It's time for us to get going.
İşe başlamanızın zamanı.It's time for you to get to work.
Okul için hazırlanmaya başlamanızın zamanı.It's time for you to start getting ready for school.
Acil durum yöntemlerine başlamamız gerekiyor.We need to start emergency procedures.
Tom gelir gelmez kutlamaya başladık.We started celebrating as soon as Tom showed up.
Hemen bir soruşturma başlatacağız.We'll start an investigation immediately.
Konser ne zaman başlar?When does the concert begin?
Herhangi bir zamanda başlayabilirsiniz.You can start anytime.
Bu şeye inanmaya başlamıyorsun, değil mi?You're not starting to believe this stuff, are you?
Kavgayı başlatan sensin.You're the one who started the fight.
Bunu başlatan sensin.You're the one who started this.
Tom ve ben birbirimizin sinirini bozmaya başladık.Tom and I have started to get on each other's nerves.
Tom ve ben aynı anda başladık.Tom and I started at the same time.
Tom ve Mary tek başlarına bütün pastayı yediler.Tom and Mary ate the whole cake by themselves.
Tom bana toplantının saat kaçta başlayacağını bilip bilmediğimi sordu.Tom asked me if I knew what time the meeting was going to start.
Tom bir espri ile konuşmaya başladı.Tom began his speech with a joke.
Tom acı içinde bağırmaya başladı.Tom began screaming in pain.
Tom gömleğini düğmelemeye başladı.Tom began to button up his shirt.
Tom sabah kahvaltısını yemeye başladı.Tom began to eat his breakfast.
Tom korkmaya başladı.Tom began to feel afraid.