Seyirci konserin başlamasını güçlükle bekleyebildi.The audience could hardly wait for the concert to begin.
Acı şimdi hafiflemeye başladı.The pain has started to ease now.
Düşman bize bir saldırı başlattı.The enemy launched an attack on us.
Hava iyi olursa, gezimize yarın başlayacağız.Weather permitting, we'll start on our trip tomorrow.
Hava kötü olmadaydı, seyahatime başlayacaktım.If the weather hadn't been bad, I would have started my journey.
Hava iyi olursa yarın başlayacağız.We will start tomorrow, weather permitting.
Hava tahmini bu gece yağmur yağmaya başlayacağını söylüyor.The forecast says it will begin to rain tonight.
Hava tahmini göre, yağışlı mevsim çok geçmeden başlayacak.According to the weather forecast, the rainy season will set in before long.
Hava tahmini göre, yağışlı mevsim önümüzdeki hafta başlayacak.According to the weather forecast, the rainy season will set in next week.
Hava güzel olursa başlayacağım.I will start, weather permitting.
Hava güzel olursa, yarın başlayacağım.Weather permitting, I'll start tomorrow.
Hava yarışın başlamasını geciktirecek.The weather will delay the start of the race.
Hava öğleden sonra kötüleşmeye başladı.The weather began to take a turn for the worse in the afternoon.
Maziye sünger çekip yeniden başlamak için işimi bıraktım ve taşındım.I quit my job and moved so I could start off with a clean slate.
Elektronik ticaret hızla yayılmaya başladı.Electronic commerce began to spread rapidly.
Telefon çalmaya başladığında, Anne evden ayrılmak üzere idi.Anne was just about to leave the house when the phone began ringing.
Ben kapatır kapatmaz telefon yine çalmaya başladı.No sooner had I hung up than the phone started ringing again.
Tokyo'da soğuk mevsim kasım ortasında başlar.In Tokyo, the cold season starts in the middle of November.
Tokyo'da yeni bir tür araba satmaya başladılar.They started to sell a new type of car in Tokyo.
Başlarına monte edilmiş mıknatıslarla evlerine giden yolu bulamadılar.With the magnets mounted on their heads, they were unable to find their way home.
Bunun için onların başlarındaki mıknatıslar sorumluydu.The magnets on their heads were responsible for that.
Yol oldukça çamurluydu ve daha kötüsü, yağmur yağmaya başlamıştı.The road was quite muddy, and, what is worse, it began to rain.
Birden şiddetli yağmur başladı.All at once it began to rain heavily.
Aniden, yağmur yağmaya başladı.Suddenly, it began to rain.
Birdenbire yangın alarmı çalmaya başladı.All of a sudden, the fire alarm went off.
Aniden gökyüzü karardı ve yağmur başladı.All at once the sky became dark and it started to rain.
Birden bire bir köpek havlamaya başladı.All of a sudden, a dog began barking.
Onlar hepsi birden gülmeye başladılar.All at once they began to laugh.
İç Savaşın ne zaman başladığını merak ediyorum.I wonder when the Civil War started.
İkinci gösteri yakında başlayacak.The second showing will start soon.
Japonya'da okul nisanda başlar.In Japan, school starts in April.
Japonya'da okul sezonu nisanda başlar.In Japan the school year begins in April.
Japonya'da yeni dönem nisan ayında başlar.The new term starts in April in Japan.
Japonya'da yeni bir okul yılı nisan ayında başlar.In Japan a new school year starts in April.
Japonya'da biriyle karşılaştığında başla selamlamak uygundur.In Japan, it is proper to bow when you meet someone.
Japonya'da yağışlı mevsim genellikle haziran ayında başlar.In Japan, the rainy season usually begins in June.
Japonya'da yağmur sezonu ne zaman başlar?When does the rainy season in Japan begin?
Japonya'da yağışlı sezon ne zaman başlar?When does the rainy season in Japan begin?
Japonya, Amerika'dan pirinç ithal etmeye başladı.Japan began to import rice from the United States.
Kedi halıyı tırmalamaya başladı.The cat started to scratch the carpet.
Kedi yakaladığı fareyi hırpalamaya başladı.The cat began to tear at the mouse it caught.
Yaşlandıkça sağlığın her şey olduğunu anlamaya başlarsın.As you get older you start to feel that health is everything.
İşe tersinden başlamayın.Don't put the cart before the horse.
Program saat dokuzda başlar.The program starts at nine o'clock.
O geldiğinde, partiye başlayacağız.We will begin the party when he comes.
O geldikten sonra başlayacağım.I will start after he comes.
O geldikten sonra tartışmaya başlayalım.Let's begin the discussion after he comes.
O, otobüse biner binmez, otobüs hareket etmeye başladı.As soon as he got on the bus, it began to move.
O, istasyona vardığı anda yağmur yağmaya başladı.The moment he arrived at the station, it began to rain.
Evden ayrılır ayrılmaz yağmur yağmaya başladı.He had hardly left home when it began to rain.
O, evden çıkar çıkmaz yağmur yağmaya başladı.As soon as he went out of the house, it began to rain.
O, eve geldikten sonra başlayalım.Let's start after he comes home.
Gittikten sonra, huzursuz hissetmeye başladı.After he left, she started feeling uneasy.
Onun benden nefret etme nedenini anlamaya başladım.I began to understand the reason why he hated me.
O, dışarı çıkar çıkmaz, yağmur yağmaya başladı.As soon as he went out, it began to rain.
O dışarı çıktığında yağmur yağmaya başladı.It began to rain when he went out.
O gelir gelmez başlayalım.Let's start as soon as he comes.
O gelse de gelmese de, partiye zamanında başlayacağız.Whether he comes or not, we'll begin the party on time.
Onun ayakta durması herkesin odadan çıkmaya başlama işaretiydi.His standing up was the signal for everybody to start leaving the room.
Onsuz başlayabiliriz.We may as well begin without him.