başkası ile cümle
başkası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Başkasının yüzünü korkunç bir fotoğrafla satıp, nasıl buraya gelecek kadar utanmaz olabiliyorsun?Όταν πουλάς με το πρόσωπο ενός άλλου σε μια οικτρή φωτογραφία, που νομίζεις πως έρχεσαι έτσι ξεδιάντροπα; Ααχ!
Başkasının yüzünü korkunç bir fotoğrafla satıp, nasıl buraya gelecek kadar utanmaz olabiliyorsun?عند بيعك لـوجه أحدهم من خلال صورة بائسة أين تتصورين هذا المكان لتـأتي إلى هنا دون حياء؟ آايش!
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.A férfiú, a ki hizelkedik barátjának, hálót vet annak lábai elé.
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.Cine linguşeşte pe aproapele său, îi întinde un laţ supt paşii lui. -
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.Člověk, kterýž pochlebuje příteli svému, rozprostírá sít před nohama jeho.
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.Človek, ktorý pochlebuje svojmu blížnemu, rozprestiera jeho krokom sieť.
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.Człowiek, który pochlebia przyjacielowi swemu, rozciąga sieć przed nogami jego.
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.Den man som smickrar sin nästa han breder ut ett nät för han fötter.
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.Een man, die zijn naaste stroop om de mond smeert, misleidt hem.
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.El hombre que lisonjea a su prójimo le tiende red ante sus pasos
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.En mann som smigrer for sin næste, setter op et garn for hans fot.
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.이웃에게 아첨하는 것은 그의 발 앞에 그물을 치는 것이니라
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.L'uomo che adula il suo prossimo gli tende una rete per i suoi passi
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.Mand, der smigrer sin Næste, breder et Net for hans Fod.
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.Mies, joka lähimmäistään liehakoitsee, virittää verkon hänen askeleilleen.
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.Mož, ki se prilizuje prijatelju svojemu, razpenja mrežo nogam njegovim.
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.Người nào dua nịnh kẻ lân cận mình, Giăng lưới trước bước người.
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.Người nào dua nịnh kẻ lân_cận mình , Giăng lưới trước bước người .
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.O homem que lisonjeia a seu próximo arma-lhe uma rede aos passos.
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.Siapa menyanjung sesamanya, memasang jerat untuk dirinya
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.Un homme qui flatte son prochain Tend un filet sous ses pas.
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.Wer mit seinem Nächsten heuchelt, der breitet ein Netz aus für seine Tritte.
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.Ο ανθρωπος οστις κολακευει τον πλησιον αυτου, εκτεινει δικτυον εμπροσθεν των βηματων αυτου.
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.Человек, льстящий другу своему, расстилает сеть ногам его.
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.Човек, който ласкае ближния си, Простира мрежа пред стъпките му.
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.גבר מחליק על רעהו רשת פורש על פעמיו׃
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.الرجل الذي يطري صاحبه يبسط شبكة لرجليه.
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.諂 媚 鄰 舍 的 、 就 是 設 網 羅 絆 他 的 腳
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.諂媚鄰舍 的 、 就是 設網羅絆 他 的 腳
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız."Älkää tuomitko, ettei teitä tuomittaisi;
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.Các ngươi đừng đoán xét ai , để mình khỏi bị đoán xét .
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.Các ngươi đừng đoán xét ai, để mình khỏi bị đoán xét.
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.»Dömen icke, på det att I icke mån bliva dömda;
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.Døm ikke, forat I ikke skal dømmes! for med den samme dom som I dømmer med, skal I dømmes,
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.Dømmer ikke,for at I ikke skulle dømmes; thi med hvad Dom I dømme, skulle I dømmes,
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız."Janganlah menghakimi orang lain, supaya kalian sendiri juga jangan dihakimi oleh Allah
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.비판을 받지 아니하려거든 비판하지 말라
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.Não julgueis, para que não sejais julgados.
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.Ne ítéljetek, hogy ne ítéltessetek.
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.Ne jugez point, afin que vous ne soyez point jugés.
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.Ne sodite, da ne boste sojeni.
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.Nesúďte, aby ste neboli súdení;
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.Nesuďtež, abyste nebyli souzeni.
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.Nie sądźcie, abyście nie byli sądzeni;
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız."No juzguéis, para que no seáis juzgados
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.Non giudicate, per non essere giudicati
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.Nu judecaţi, ca să nu fiţi judecaţi.
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.Richtet nicht, auf daß ihr nicht gerichtet werdet.
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız."Spreek geen oordeel uit over andere mensen; dan zullen die ook over u geen oordeel uitspreken.
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.Μη κρινετε, δια να μη κριθητε
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.Не судите, да не судимы будете,
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.Не судїть, щоб вас не суджено.
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.Не съдете, за да не бъдете съдени.
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.אל תשפטו למען לא תשפטו׃
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.لا تدينوا لكي لا تدانوا.
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.你 們 不 要 論 斷 人 、 免 得 你 們 被 論 斷
‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.你 們 不 要 論斷 人 、 免得 你 們被論斷
Başkası olduğunu sanmıyorum.Mást már nem, azt hiszem.
Başkası olduğunu sanmıyorum.Δεν πρέπει να κάλεσα άλλον...
Başkası olduğunu sanmıyorum.لم يبقى احد