Tom'un kur yapma girişimleri genellikle başarısız olur.Tom's attempts to woo usually fail.
Başarısızlık geçici bir durumdur.Failure is a temporary condition.
Başarısız olmaktan korkmamalıyız.We must not be afraid to fail.
Tom başarısızlıkla baş edemedi.Tom couldn't cope with failure.
Tom yalan makinası testinde başarısız oldu.Tom failed the polygraph test.
Tom giriş sınavında başarısız oldu.Tom failed the entrance exam.
Tom üç kez başarısız oldu.Tom struck out three times.
Baraj başarısız olursa binlerce insan öldürülmüş olabilir.Thousands of people could be killed if the dam fails.
Onların başarısı yoktu.They had no success.
Tüm girişimler başarısız oldu.All attempts failed.
Tom başarısız olma eğiliminde.Tom is apt to fail.
Şimdi başarısız olamayız.We can't fail now.
Puro içen bir eşeği fotoğraflamak için yapılan tüm girişimler başarısız oldu.All attempts to photograph a donkey smoking a cigar failed.
Terapi başarısızdı.The therapy was unsuccessful.
Tedavi başarısızdı.The therapy was unsuccessful.
Tom dün gelmekte başarısız oldu.Tom failed to come yesterday.
Fadil başarısız olmamı istiyor.Fadil wants me to fail.
Üç kez başarısız oldum.I failed three times.
Bu derste başarısız olursanız mezun olamazsınız.If you fail this class, you won't be able to graduate.
Bu derste başarısız olursanız gelecek yıl onu tekrar almanız gerekecek.If you fail this class, you'll have to take it again next year.
Tom'un başarısı beni özendirdi.Tom's success motivated me.
Ben fena halde başarısız oldum.I failed horribly.
Ben sınavda başarısız oldum.I failed the test.
Tom kendi başarısızlığı için Mary'yi suçladı.Tom blamed his failure on Mary.
Tom başarısız olmamı istiyor gibi görünüyor.Tom seems to want me to fail.
Tom yalan dedektör testinde başarısız oldu.Tom failed the lie detector test.
Başarısızlığa müsamaha göstermediğimizin farkında olman gerekir.You should be aware that we do not tolerate failure.
Başarısızlığa hoşgörü göstermiyoruz.We do not tolerate failure.
Başarısızlığa müsamaha göstermiyoruz.We don't tolerate failure.
Başarısız olmaktan nefret ediyorum.I hate to fail.
Tom test için çok çalışmıştı, ama yine de başarısız oldu.Tom studied hard for the test, but he failed it anyway.
Leyla'nın sözlüğünde başarısızlık sözcüğü yoktur.The word failure doesn't appear in Layla's dictionary.
Tom başarısızlıkla iyi başa çıkıyor mu?Does Tom cope well with failure?
Sanatı kritik anda başarısız oldu.His art failed at the critical moment.
Başarısızlığının farkına varmalısın.You must recognize your failure.
Ayaklanma, hedeflerine ulaşmakta başarısız oldu.The uprising failed to achieve its objectives.
Leyla babalarının başarısızlığı için kızları cezalandırdı.Layla punished the girls for their father's failure.
Hazırlık eksikliği yüzünden sınavda başarısız oldu.He failed the exam due to a lack of preparation.
Planım başarısız oldu.My plan failed.
O, başarısından emin.He is sure of his success.
Tom başarısını anne-babasına borçlu.Tom owes his success to his parents.
Tom başarısı için çok çalıştı.Tom has worked hard for his success.
Tom'un çabaları başarısızdı.Tom's efforts were unsuccessful.
Tom'un biraz başarısı vardı.Tom had some success.
Fransızca testinde başarısız olacağını biliyordum.I knew you'd fail your French test.
Tom başarısız olmaktan korkmuyordu.Tom wasn't afraid to fail.
Tom muhtemelen başarısız olacak.Tom is probably going to fail.
Tom Fransızca testinde başarısız oldu.Tom failed his French test.
Tom'un yardımı olmadan başarısız olurdun.You would've failed without Tom's help.
Yardımın olmasaydı, Tom başarısız olurdu.Without your help, Tom would have failed.
Tom'un yardımı olmadan başarısız olurdum.I would've failed without Tom's help.
Tom'un yardımı olmasaydı, başarısız olurdum.Without Tom's help, I would've failed.
Sami başarısızlıktan korkuyordu.Sami was afraid of failure.
Sami pek çok başarısız ilişkiden sıkıntı yaşadı.Sami suffered from many failed relationships.
Sami'nin iş başarısızlıkları vardı.Sami had business failures.
Sami kendini bir başarısızlık olarak görüyor.Sami considers himself a failure.
Sami'nin temyizleri şu ana kadar başarısız oldu.Sami's appeals have so far been unsuccessful.
Tom başarısız olacak, değil mi?Tom is going to fail, isn't he?
Tom iki seferdir başarısızlığa uğruyor.Tom is a two-time loser.
Tom, Mary'nin başarısını kıskanıyordu.Tom was jealous of Mary's success.