başına ile cümle
başına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Çocukken odamda yalnız başına kitap okuyarak çok fazla zaman geçirdim.When I was a child, I spent many hours reading alone in my room.
Tek başına değişim, sürekli, sonsuz ve ölümsüzdür.Change alone is eternal, perpetual, immortal.
Tom işte tek başına çalıştı.Tom worked on the job alone.
Tek başına mı yoksa bir grupla birlikte mi egzersiz yapmayı seversin?Do you like to exercise alone or with a class?
Oğlum her zaman çok başına buyruktu.My son has always been very independent.
Büyük annem başına buyruk birisidir.My grandma is a very independent person.
Müdür emekli olduktan sonra Tom kuruluşun başına tayin edildi.Tom was named the head of the organization after the director retired.
Tom her gün tek başına oldukça fazla zaman geçirmeyi seviyor.Tom likes to spend quiet time alone every day.
Vahşi hayatta tek başına yaşayabilir misin?Could you survive alone in the wilderness?
Çölde tek başına hayatta kalabilir misin?Could you survive alone in the wilderness?
Ormanda yalnız başına yaşadı.He lived alone in the forest.
Tek başına on kişilik akşam yemeği pişiremezsen, Lucy sana yardımcı olabilir.Lucy might be able to help you, if you can't cook dinner for ten people alone.
Okinawa'daki asgari ücret saat başına 642 yendir.The minimum wage in Okinawa is 642 yen per hour.
Bir felaket, tek başına asla gelmez.A misfortune never comes alone.
O yaşlı kadın yalnız başına yaşıyor.That old woman lives by herself.
O, ona, oraya tek başına gitmemesini tavsiye etti.She advised him not to go there by himself.
Onun tarafından oraya tek başına gitmemesi tavsiye edildi.She was advised by him not to go there by herself.
Bazen büyük babam kendi başına bırakıldığında, kendi kendine konuşur.Sometimes my grandfather talks to himself when left alone.
Senin onu tek başına yapabilmenin pek olası olmadığını düşünüyorum.I think it's highly unlikely that you'll be able to do that by yourself.
Tek başına oraya gitmemeliydin.You shouldn't have gone there by yourself.
O, yalnız başına yürüyüşe çıkmayı sever.She likes to go for solitary walks.
Bu tur kişi başına ne kadar?How much is this tour per person?
Brezilya'ya tek başına gitmesi bizi şaşırttı.It amazed us that she had been to Brazil alone.
Tom tek başına gitmeyecek.Tom won't go alone.
Tom öğle yemeğini genellikle tek başına yer.Tom usually eats his lunch alone.
Tom, bir restoranda tek başına yemek yemenin yürek parçalayıcı olduğunu düşünmektedir.Tom thinks that eating at a restaurant by himself is pathetic.
Tom ev ödevini tek başına yaptığını söyledi.Tom said that he did his homework by himself.
Tom tek başına o kadar çok yemeği yiyemeyeceğini söyledi.Tom said he can't eat that much food by himself.
Tom hiçbir yere tek başına gitmez.Tom never goes anywhere by himself.
Tom tek başına yürüyüş yapmayı sever.Tom likes taking walks by himself.
Tom muhtemelen kendi başına gelemez.Tom is unlikely to come by himself.
Tom tek başına oraya gidemeyecek kadar çok genç.Tom is too young to go there by himself.
Tom şu anda kendi başına.Tom is on his own now.
Tom, karanlıktan sonra kendi başına dışarı çıkmamak için yeterince mantıklıydı.Tom had enough sense to not go out by himself after dark.
Tom dün gece kendi başına üç şişe şarap içti.Tom drank three bottles of wine by himself last night.
Tom tek başına yaşamak istemiyor.Tom doesn't want to live by himself.
Tom tek başına gitmek istemiyor.Tom doesn't want to go alone.
Tom işi tek başına bitirebileceğini sanmıyor.Tom doesn't think he'll be able to finish the job by himself.
Tom ille de oraya tek başına gitmek zorunda değil.Tom doesn't necessarily have to go there by himself.
Tom tek başına oraya gitmek zorunda değildir.Tom doesn't have to go there by himself.
Tom'un tek başına oraya gitmek için cesareti yoktu.Tom didn't have the courage to go there alone.
Tom onu kendi başına yaptı.Tom did it on his own.
Tom kendi başına yemek istediğine karar verdi.Tom decided that he wanted to eat by himself.
Tom birlikte gidecek birini bulamadı bu yüzden tek başına gitti.Tom couldn't find anybody to go with him, and so he went by himself.
Tom kendi başına çekip çeviremez.Tom can't manage on his own.
Tom onun hepsini tek başına yapmış olamaz.Tom can't have done that all by himself.
Tom bütün bu işi tek başına yapmış olamaz.Tom can't do all this work by himself.
Tom on altı yaşında tek başına yaşamaya başladı.Tom began living by himself at the age of sixteen.
Tom bütün pizayı tek başına yedi.Tom ate the whole pizza by himself.
Tom kendi başına akşam yemeği yedi.Tom ate dinner by himself.
Tom tek başına bir düzine çöreğin hepsini yedi.Tom ate a dozen doughnuts all by himself.
Tom onu yalnız başına yapsın.Let Tom do that by himself.
Tom'un tek başına seyahat etmek istemesi çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom will ever want to travel alone.
Tom, neden Mary'nin tek başına buraya geldiğini merak ediyor.Tom wonders why Mary came here alone.
Tom tek başına oraya gitmemesi konusunda Mary tarafından uyarıldı.Tom was advised by Mary not to go there by himself.
Tom Mary'yi tek başına yüzmeye gitmemesi konusunda ikna etti.Tom persuaded Mary not to go swimming by herself.
Tom Mary'nin işi tek başına yapmasını istediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it plain that he wanted Mary to do the work by herself.
Tom Mary'nin oraya kendi başına gitmesi konusunda ısrar etti.Tom insisted that Mary go there by herself.
Tom Mary'ye tek başına bakmak zorundaydı.Tom had to take care of Mary by himself.
Tom Mary'nin bütün ev ödevini kendi başına yaptığını düşünmüyor.Tom doesn't think that Mary did all her homework by herself.
İlgili Sayfalar